Hegel’e Dönüş Akademik Revizyonizmin Gizli Nedeni - 4

Hegel ki insanların ve tanrıların babası, yani hepimizin babasıdır –Marx’ın da babasıdır hiç şüphesiz. Hiç şüphe yok Marx onu yanlış anlamıştı. Onun esas anlamını, tarihin bilimsel, materyalist bir teorisini kurarak gözden kaçırmaya çalışmıştı. Ancak aslında Marx bunu gözlerden saklamayı başaramadı. Onun aslı Hegel’dedir; Hegel ne kadar idealistse o da aynı ölçüde idealistti; o sadece İdeanın hareketine olmasa da olur bir ekonomik içerik katmıştır, terk edelim gitsin… Ancak Marx’ın imkansız komünizm ideasını gerçekleştirmek isteyen ve bu amaçla proletaryayı da bir ‘araç’[20] olarak kullanmış olan bir ütopist olduğu gerçeği geçerli kalmaktadır (burada doğrudan Troçkist vaazların bir yankısı olan eski bir plak çalınıyor: şu ütopyacı ve onun yoldan çıkmış mirasçıları tarafından “dolandırılmış”, “kazık yemiş”, “sömürülmüş” zavallı proletarya). Bilim adına, proletaryayı, Dünyayı kazanma vaadiyle sınıf savaşına itmiştir; ancak yanlış yola sevk edilmiş proletarya bu savaş içinde ekonomik sorunlarına bir çözüm bulamadı, sadece evrensel insanlık durumu gerçeğini buldu: hakkında Hegel’den de yorumlar okuyabileceğimiz “şiddetin trajik doğası” ve “ölümüne savaş” –ki burjuvazi insanlık durumuyla bu denli derinden bağlantılı olan şiddetin bu trajik doğasını ve şu ölümüne savaşı, grevciler, barış eylemcileri ve Koreliler üzerinde her gün kanıtlanmaktadır– insanlık durumuyla o denli derinden bağlıdır ki, faşizm sadece bunun ifadelerinden biri, diğerlerine kıyasla en mükemmel ifadesi olabilir.

İşte Hegel’in burjuvazi tarafından yeniden diriltilmesinin gizli nedenine gelmiş bulunuyoruz. Burjuva felsefesinin Hegel’de “bulduğu” temalar, ne tesadüftür ki, burjuvazinin insanların bilincini hem silahlandırma hem de silahsızlandırma biçimindeki bu umutsuz mücadelesinde ihtiyaç duyduğu temalardır. 1931’de Glockner, Hegel’e dönüşte tehlikede olanın Kant olduğunu haber vermişti. Bu bir yarı-doğrudur, ancak bu kadarını, kabul edebileceği kadarını görebilmiştir. Bugün görülüyor ki, burjuvazi için Hegel sorunu, Marx’ın yalancı çıkartılmasıyla ilgili bir konudur. Emperyalizmin nihai evresinde ortaya çıkan bu büyük Hegel’e dönüş hareketi, Marx’a karşı ümitsiz bir saldırı girişimidir ve revizyonizmin bu dönemde aldığı çok özel biçim içinde ortaya çıkmaktadır: faşist tipte bir revizyonizm.

Bu makale ilk olarak şurada yayınlandı: La Nouvelle Critique, S. 20, Kasım 1950.

_______________________________________
* Kaynak: Louis Althusser, “Le Retour à Hegel, Dernier Mot du Révisionnisme Universitaire” (1950), Écrits Philosophiques et Politiques (Felsefi ve Siyasal Yazılar), 1. Cilt içinde, ss. 251-268, Éditions STOCK/IMEC, Paris, 1994.


[1] Bu yazının Althusser tarafından daktilo ile yazılmış versiyonunun başlığı ‘Hegel, Marx ve Hyppolite; ya da Akademik Revizyonizmin Son Sözü’ şeklindeydi. Nouvelle Critique’de yayınlanmayan şu paragrafla başlıyordu: “Bu makale öncelikle, Komünist olanlar kadar olmayanlar da dahil olmak üzere, felsefe öğrencileri düşünülerek yazılmıştır. Burada, M. Hyppolite’in çalışmalarının tartışılması yoluyla, Hegel’in Fransız burjuva felsefesinde ortaya çıkışı sorununu ele almaya çalışıyoruz. Şunları göstermeyi amaçlıyoruz: (1) Hegel’in burjuva felsefesi tarafından yeniden keşfi ya da keşfi özel olarak emperyalist dönemin burjuva ideolojisine bağlıdır; (2) burjuva düşünürleri onu kendi amaçlarına hizmet eder hale getirmek için Hegel’in gerçek tarihsel anlamını çarpıtmak zorundaydılar; (3) bu çarpıtma Marksizmin eleştirisi ve revizyonu, ‘aşılması’ hareketini ateşlemek, entelektüellerin dikkatini en şiddetli evresindeki sınıf savaşımından uzaklaştırmak ve faşist tipte bir ideolojiye gerekçeler üretmek üzere yapılmıştır; (4) Hegel problemi, işçi sınıfı için ‘uzun zaman önce çözülmüştür’.

[2] Bulletin de la Société française de Philosophie, 1948, s. 173, 179, 188. Şurada yeniden yayınlanmıştır: Études sur Marx et Hegel [Marx ve Hegel Üzerine Çalışmalar], Librarie Marcel Rivière et Cie, Paris, 1995

[3] Andrei Jdanov, ‘Sur l’histoire de la philosophie’, Europe, 23, Kasım 1947 [Türkçesi için bakınız: A. Jdanov, Edebiyat, Müzik ve Felsefe Üzerine, Kaynak Yay., Çev.: Fatmagül Berktay, İstanbul 1996]

[4] Auguste Véra, Encyclopædia’nın [Hegel’in Felsefi Bilimler Ansiklopedisi] Althusser’in yazdığı dönemdeki tek Fransızca çevirisinin sahibi, aynı zamanda Le Hégélianisme et la philosophie’nin [Hegelcilik ve Felsefe] yazarıydı (Paris, 1863).

[5] Jaurès’in Latince tezi 1892’de yayınlanmıştır. Fransızca çevirisi: Les Origines du socialisme allemand chez Luther, Kant, Fichte et Hegel [Alman Sosyalizminin Luther, Kant, Fichte ve Hegel’deki Kaynakları], yeniden basımı: Paris, Maspero, 1960. Lucien Herr’in Grande Encyclopédie için yazdığı Hegel makalesi, Paris, 1885-1902, Vol. 29, s.997. Charles Andler şu makalenin ve Hegel üzerine başka çalışmaların yazarıdır: ‘Le fondement du savoir dans la Phenoménologie de l’Esprit’ [Tinin Fenomenolojisi’nde Bilginin Temeli], Revue de metaphysique et de morale, 1931.
* Descartes’ın, ünlü “düşünüyorum öyleyse varım” formülü kastedilmektedir. (ç.n.)
** Özellikle Brunschvicg, Le Progrès de la conscience dans la philosophie occidentale, cilt 1. s. 396.

[6] Le Malheur de la conscience dans la philosophie de Hegel [Hegel Felsefesinde Bilincin Mutsuzluğu], Rieder, Paris, 1929.

[7] Henri Niel, De la médiation dans la philosophie de Hegel [Hegel Felsefesinde Dolayım Üzerine], Aubier, Paris, 1945. Alexandre Kojève bu kitap hakkında uzun bir makale yazmıştır: ‘Hegel, Marx et le christianisme’ [Hegel, Marx ve Hıristiyanlık], Critique, sayı: 3-4, Ağustos-Eylül 1946.

[8] Hegel’i iyi tanıyan Cizvit ilahiyatçısı Gaston Fessard şu kitabın yazarıdır: France, prends gardre de perdere ta liberté [Fransa, Özgürlüğünü Kaybetmemek İçin Gardını Al], Éditions du Temoignage chrétien, 1946. Bu anti-komünist broşürün oldukça eleştirel bir incelenmesinde Alexandre Kojève şöyle yazmıştır: “yazar, istese, Fransa’da Marksizmin en iyi teorisyeni olabilirdi” (Critique, Ağustos-Eylül 1946, s.308). Sayın Peder Fessard, Cizvit dergisi Etudes’deki birçok makalenin de yazarıdır: “Le communisme va-t-il dans le sens de l’Histoire?” [Komünizm yönü tarihin doğrultusuna uygun mu?] (1948) ya da Union des chrétiens progressistes’e [İlerici Hıristiyanlar Birliği], özellikle de Andre Mandouze’a ve aynı zamanda Esprit dergisine karşı şiddetli bir saldırı niteliğindeki bir yazı olan “Le christianisme des chrétiens progressistes” [İlerici Hıristiyanların Hıristiyanlığı] (1949) gibi. Bu son makalenin üzerinde çok sayıda not alınmış bir nüshası Althusser’in arşivinde bulunmuştur. Althusser’in dikkat çektiği “saçmalamalar” arasında, örnek olarak, “Hegel, Marx ve Saint-İgnatius!” şeklinde bir kenar notu düştüğü aşağıdaki pasajı bulabiliyoruz: “Mounier’nin yorumlarındaki kafa karışıklığını ortaya çıkarmak için, Loyola’nın Spititual Exercises’ının [Tinsel Alıştırmalar] Saint İgnatius’una atıfta bulunmuştum, özellikle de onun ünlü ‘Rules for Thinking with the Church’ [Kiliseyle Düşünmenin Kuralları] kitabına. Bir gün bu kitabın Marx ve Hegel’de bulunandan hiç de aşağı olmayan bir eylem tekniği, nihayet bir tarihsel diyalektik barındırdığını gösterebilmeyi umuyorum.”

[9] Bkz. Jean Lacroix’ya mektup. (L. Althusser, Oeuvres Choisies, Cilt 1 içinde.)

[10] ‘Lesser Logic’ [Küçük Mantık], Encyclopædia’nın mantık bölümüdür; ‘Büyük Mantık’, yani The Science of Logic ile karıştırılmamalı.

* “Halkın içinde çok sayıda insan, toplum üyeleri için temel görülen yaşam standardının altına düştüğü zaman ve kendi kendine yeterli olmaktan türeyen, hak, dürüstlük ve onur duygularından mahrum kaldıklarında, bir yoksunlar sınıfı ortaya çıkar ve zenginlik orantısız bir biçimde birkaç kişinin elinde birikir.

“(…) Aşırı-üretim durumunda da, doğrudan yardım durumunda da, ortadan kalkması amaçlanan kötülük hiç değişmeden kalır, hatta her iki yöntemde de daha da artar. Öyle paradoksal bir görünüm ortaya çıkar ki, sanki sivil toplum ne kadar aşırı zenginleşirse zenginleşsin gerektiği kadar zengin olamaz. Sefaletin artışına ve muhtaçların oluşmasına dur diyebilecek kadar bile, kendi zenginliği üzerinde kontrolü yoktur.” G.W.F.Hegel, Philosophy of Right, İng. Çev.: S.W. Dyde, Batoche Boks, 2001, s. 188. (ç.n.)

[11] Marx, “İkinci Baskıya Önsöz (1873)”, Kapital, 1. Cilt, Sol Yay., Çev.: Alaattin Bilgi, Ankara 1986, s.27-28.

* Hegel’in bu türden dışlanması özellikle Hegel’in felsefesini gerici ve akıldışı olmakla suçlayarak buna karşı liberal yeni-Kantçı bir felsefeyi savunan Works of Haym’da [Haym’ın Eserleri] belirgin olarak görülebilmektedir. (R. Haym, Hegel und seine Zeit, Berlin, 1857).

** “(…) Bir noktada bana Moses Mendelssohn’u anımsatıyor. O prototip geveze de Lessing’e yazdığı mektupta, Lessing’in nasıl olup da “Spinoza denen köpek ölüsünü” ciddiye alabildiğini sormuştu. Benzer biçimde bay Lange de, Büchner’in, Dr. Dühring’in, Fechner’in, vb. –zavallı yaratıklar– uzun süre önce Hegel’i gömmüş olduklarında anlaşmış olmalarına karşın, Engels’in, benim ve başkalarının Hegel denen köpek ölüsünü nasıl olup da ciddiye aldığımıza hayret ediyor.” (Marx’tan Ludwing Kugelmann’a 24 Haziran 1870 tarihli mektup, K.Marx, F. Engels, Seçme Yazışmalar, Cilt 2, Çev.: Yurdakul Fincancı, Sol Yay., Ankara 1996, s. 18.) (ç.n.)

* Geri çekilişlerini ve inkârlarını, umutsuzca, inkar ettikleri felsefenin sözcükleriyle gizlemeye çalıştılar: böylelikledir ki emperyalizmin gerici filozofları, Bergsonculuktan, fenomoloji, pragmatizm ya da Lebensphilosophie [yaşam felsefesi] (özellikle Dilthey’in eserlerine bakınız) filozoflarına, liberalizmi reddederken hâlâ özgürlüğü savunmaya devam ediyorlardı. Ancak bu özgürlüğün, Kantçı tipte liberal, rasyonel ve evrensel sistemle hiçbir benzerliği yoktu: gücün ve yaşamın ya da bunların yerini tutacak şeyin körce uygulanmasıydı.

[12] Bak.: Verhandlungen des ersten Hegel Congress, Tübingen, 1931.

[13] Bak.: Wilhelm Dilthey, Die Jugendgeschicte Hegels, Berlin, 1905, ve Introduction à l’étude des sciences humaines, Presse Universitaires de France, Paris, 1942 (Althusser birinci cildi üzerinde çok sayıda not almıştır), Theodor Hearing, Hegel, sein Wollen und sein Werk, Leipzig ve Berlin, 1929-38, ve Holderlin und Hegel in Frankfurt, Tübingen, 1943; Richard Kroner, Von Kant bis Hegel, Tübingen, 1921-24; Hermann Glockner, Der Begriff in Hegels Philosophie, Tübingen, 1924, ve Hegel, Stuttgart, 1929-40.

* Lukács bu mistifikasyonu Le Jeune Hegel [Genç Hegel] kitabında çürütmüştür. Althusser’in, Lukács tarafından 29 Haziran 1949 tarihinde bu metnin sunulduğu Sorbonne’daki konferansa katıldığı anlaşılıyor: École normal supérieure’deki Politzer Birimi tarafından, “Les nouvcaux problémes de la recherche hégélienne” [Hegelci Araştırmanın Yeni Problemleri] başlıklı, bu konferansı konu alan, Althusser tarafından yazılmış olduğuna hiç şüphe olmayan daktilo edilmiş bir değerlendirme yazısı dağıtılmıştır.

[14] Althusser’in Pour Marx’ı [Marx İçin] kendisine adadığı arkadaşı Jacques Martin tarafından yazılmış Alhusser’in kütüphanesinde bulunan 1947 tarihli yüksek lisans tezi Remarques sur la notion d’individu dans la philosophie de Hegel [Hegel felsefesinde birey nosyonu üzerine saptamalar] Hegel felsefesinin ‘kökensel yönelişi’ tezini uzun uzadıya eleştirir. Martin özellikle Jean Wahl ve Dilthey’in yorumları üzerinde durmaktadır.

[15] Fransızca’da örneğin bak.: Friedrich Meinecke, L’Idée de la raison d’Etat dans l’histoire des temps modernes [Çağımızda Devlet Aklı Kavramı], Droz, 1973.

[16] Bu makale için yaptığı hazırlık çalışmasında tuttuğu notlarda Althusser, Raymond Aron’la Peder Fessard’ın isimlerini sistemli olarak beraber kullanmaktadır. Etudes dergisinin Ocak 1949 sayısı Gaston Fessard’ın Raymond Aron’un Le Grand Schisme kitabını konu alan övgü dolu bir incelemesine yer vermiştir.

[17] Bak.: Karl Marx, Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisi, Çev.: Kenan Somer, Sol Yay., Ankara 1997, s. 36.

[18] Bak.: Peder Michel Riquet, Le Chrétien face aux athéismes [Ateizmler Karşısında Hıristiyan], Editions Spes, Paris, 1950, “Conférences de Notre Dame de Paris”i de içeren bir derleme. Althusser özellikle ‘Prétextes scientistes à l’irréligion’ [Dinsizliğe Bilimci Bahaneler] ve ‘Une réligion sans Dieu, le marxisme’ [Tanrısız bir din, Marksizm] başlıklı iki makaleye çok sayıda not düşmüştür. La Nouvelle Critique’in 1950 Haziran sayısı Francis Cohen’in ateşli bir makalesine yer vermektedir: “Le Révérend Pére Riquet, la théologie et le dernier stade du capitalizmé” [Saygıdeğer Peder Riquet, İlahiyat ve Kapitalizmin Son Aşaması]

[19] Bak.: Hyppolite, Études sur Marx et Hegel, s. 165.

[20] Bak.: Hyppolite, ‘La conception Hégelienne de l’Etat et sa critique par Karl Marx’. Etudes sur Marx et Hegel, s. 140. “Peki bu fikri gerçekleştirecek araç olan –Marx’ın, tekrarlayalım, hiçbir zaman açık bir biçimde ortaya koymadığı sosyal insanı– ve nihai olarak bu yabancılaşmaya son verecek olan nedir? Marx, bu aracın adını koyuyor: proletarya… Proletarya Marx’ta, insanlık durumunun çelişkisini en aşırı noktasında taşıyan ve böylece onu gerçek anlamda sonuca erdirmeye muktedir olan öznedir. Peki, bütün aşkınlıkların bu çözümü, tarih planında da düşünce planında olduğu kadar olası mıdır? İnsanlık durumu acaba sorunuyla birlikte kendi çözümünü de içinde barındırıyor mu?” (s. 123-5)

KAYNAK:http://www.teorivepolitika.net/index.php/arsiv/item/203-hegele-donus

1 - 2 - 3 - 4

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP