PLATON



M.Ö 427-347



Düşünce tarihinde, tüm zamanların, kendinden sonraki dönemleri en çok etkileyen iki ismi Platon ve Aristo’dur. Sokrat’ın öğrencisi ve Aristo’nun hocası olan Platon’un etkisi, XIII. yüzyıla kadar olan dönemde Hıristiyan tanrıbilimi üzerinde Aristo’ya kıyasla daha da fazla hissedilmiştir. Nietzsche, Hıristiyanlığı Platonismin geniş kitleler için geliştirilmiş bir şekli olarak tarif ederken, bu etkinin büyüklüğünü vurgulamaktadır.

Arap dünyasında Eflatun olarak bilinen Platon’un, insan düşüncesi üzerinden kalkmayan bir büyü benzeri etkisini, şu iki örnek ortaya koymaktadır : Sokrat’dan miras aldığı “bilgelerin yönetimi” düşüncesini sistemleştirmiş olan Platon’un asıl adı Aristokles, sıkça kullanılan “Aristokrat” ve “Aristokrasi” kelimelerinin kökenini oluşturmuştur. Ayrıca “Platonik” kelimesi de çağlar boyu, “maddesel olmayan, sadece düşünsel boyutta var olan” anlamında kullanıla gelmiştir.

Platon, ününü, hemen hepsi günümüze ulaşmış olan diyalog şeklinde ki eserlerine borçludur. Eserleri karakteristik özellikleri ve yazılış tarihleri itibariyle üç evrede incelenir. Gençlik dönemine ait birinci evre eserleri, soru cevap şeklinde diyaloglar halindedir. Sokrat’ın çok yoğun etkisi altında ve onun ağzından kaleme alınmışlardır. Dolayısıyla bunlara Sokratik diyaloglar da denir. Çağdaşı olan filozofların fikirlerindeki yanlış ve eksikler konu edilir sürekli. İkinci evre eserler, diyaloglar halinde olmayıp Platon’un kendi düşünce sistemini ortaya koyarlar. Yaşlılık dönemine ait üçüncü ve son evre eserlerde Platon, tekrar diyalog yöntemine ve kafasındaki ideal devlet yapısını tekrar tanımlamaya döner, ama bu sefer biraz daha gerçeklere yakın, fakat toplumu eğitme görevini felsefeden alıp daha fazla din kurumuna emanet ederek.

Ardından gelen yüzyıllarda, Platon’un liberal olmayan, hatta zaman zaman totaliter denebilecek düşünceleri, nedenleri ve sonuçları itibariyle tam olarak anlaşılmasa bile, daima övülmüştür. Şu anda amacımız, onu yüceltmek yerine, onun düşüncelerini - neden ve sonuçları ile birlikte - irdelemek olmalıdır.

Platon’un siyaset felsefesi, onun düşünüşünün odak noktasını oluşturur. Genel felsefesi ise sadece kendi siyasal görüşlerini desteklemek için geliştirdiği bir düşünce sistemidir. Onun ünlü, “Toplumlar, filozofların kral, ya da kralların filozof olduğu güne kadar, rahat huzur yüzü görmeyeceklerdir.” sözü, toplumu bilgelerin, filozofların yönetmesi gerektiği yolundaki aristokratik, eşitsizlikçi oligarşik görüşlerine evrensel temel oluşturabilmek için, aklın üstünlüğünü ve yönetimin akla ait olduğunu, felsefî düzeyde kanıtlama girişiminden başka bir şey değildir.

Hocası Sokrat’ın, halk meclisindeki demagogların etkisi ile Atina demokrasisi tarafından Tanrılara hakaretle suçlanıp öldürülüşü, onun bir süre Mısır’a daha sonra da Pisagorculuğun yoğun biçimde yaşandığı güney İtalya’ya gitmesine neden olmuştur. Buralarda Sokrat öğretisindeki ruhun ölmezliği ile ilgili fikirlerin Orfeuscu kökenlerini, inceleme ve kendine adapte etme fırsatı bulmuştur. Dönüş yolunda Atina ile savaşta olan Aigina kentinde tutuklanmış ve kısa bir kölelik dönemi de yaşamıştır. Onu tanıyan Kyreneli bir Filozof tarafından satın alınmış ve hürriyetine kavuşturulmuştur. Daha sonra Platon bu parayı geri ödemeye çalışmış fakat geri istenmediğinden bu para ile Atina’da, dünyanın ilk yerleşik üniversitesi olan ünlü okul Akademia’yı kurmuştur.

Bilgi Kuramı

Platon’un ünlü İdealar kuramını incelemeye almadan önce, onun evreni algılayış biçimini kısaca irdelemekte yarar vardır. Yapıtları bu amaçla incelendiğinde, Cumhuriyet isimli eserinde yer alan ünlü “Mağara benzetmesi” hemen göze çarpar. Platon, felsefe tarihinde oldukça meşhur olan bu mağara benzetmesini, özet olarak şöyle bir dekor içinde aktarır : “Bazı insanlar karanlık bir mağarada, doğdukları günden beri mağaranın kapısına arkaları dönük olarak oturmaya mahkumdurlar. Başlarını da arkaya çeviremeyen bu insanlar, mağaranın kapısından içeri giren ışığın aydınlattığı karşı duvarda, kapının önünden geçen başka insanların ve taşıdıkları şeylerin gölgelerini izlemektedirler. İçlerinden biri kurtulur ve dışarı çıkıp gölgelerin asıl kaynağını görür ve tekrar içeri girip gördüklerini anlatmaya başlar ama içerdekileri, duvarda gördüklerinin zâhiri olduğuna ve gerçeğin mağaranın dışında cereyan etmekte olduğuna inandırması imkansızdır.” Platon’a göre, insanın yaşam içinde bulunduğu ortamı, bu mağara benzetmesi çok güzel anlatmaktadır.

Platon’un iki evren ayırımı yaptığından kuşku yok. Bir yanda başlangıçsız, sonsuz ve mükemmel olan bir idealar evreni, öte yanda, ölümlü, mükemmel olmayan, nesneler evreni. İnsan bedeni ile gölgeler evreninde bulunmasına rağmen, ruhu bir zamanlar idealar evreninde bulunmuş olduğu için, idealar evrenindeki gerçekler hakkında, kesin olmayan fikirlere sahip olmaktadır. Platon’a ona göre bilgi, ruh için sadece bir “hatırlama”dır. Bu “doğuştan bilgi” veya “ruhun hatırlayışı” konusu Platon’a göre yaşam öncesi bir hayatın varlığı, dolayısıyla ruhun ölmezliği konusunda önemli bir kanıttır. Bu anlayış onun düşüncesinin, Orfeuscu ve Pisagorcu köklerinin kesin işaretidir.

İdealar evreninde salt akıl yoluyla edinilen gerçeğin doğru bilgisi “episteme” ve nesneler evreninde duyularımızla edindiğimiz kanılar; Platon’un evreni algılayış biçimine uygun bir bilgi kuramı... Hemen işaret edelim, çağdaş kavrayışımıza tümüyle ters düşüyor olması, doğuştan gelen bilgiyi, bilgi problemine temel yapan ilk düşünürün Platon olduğu gerçeğini değiştirmiyor…

İdealar Kuramı

Platon’un İdealar Kuramı üzerine neler inşa edebildiğini görmeden önce, idea kelimesinin Platon için ne ifade ettiğini anlamalıyız. İdealar yalnızca nesnelerin düşünsel karşılıkları değildir. Nesnelerin olduğu kadar, nesnesel karşılığı bulunmayan, “adalet, eşitlik, güzellik” gibi soyut kavramların da, kendi ideaları vardır. Ve idealar evreninde, idealar, en üstlerinde Platon’un Tanrı ile özdeşleştirdiği “İyi İdeası”nın da bulunduğu bir sıra düzeni içindedirler. Somut nesnelerin olduğu kadar soyut kavramların da ideaları olduğunu düşünerek, fizikî ve sanal evreni ayrı ayrı inceleyecek olursak; sanal evrende ki formlar hakkında bilgilerimizin tam ve kesin olduğunu, oysa fizikî evrende bulunan nesneler hakkında ise ancak bir kanı, yaklaşık bir bilgi sahibi olabildiğimizi görürüz. Çünkü fizikî evrende algıladığımız hiç bir nesnenin, zihnimizde canlandırdığımıza tıpa tıp uyduğunu iddia edemeyiz. Fizikî evreni algılamamız sürekli yuvarlamalara mahkumdur. Bu iddiayı daha iyi açıklayabilmek için şu misaller verilebilir : Dünyada 1 metre uzunluğu ölçtüğümüz milyonlarca belki milyarlarca 1 metrelik cetveller olabilir ama aslı Paris’te Luvr müzesinde özel şartlarda koruma altındadır. Diğerleri ona çok yaklaşık uzunlukta olabilirler ama mutlak eşitliklerini kimse iddia edemez. Algılamalarımızda ki yuvarlamalara Felsefe dünyasından bir başka ünlü örnek : Heraklitosun “Bir nehrin aynı sularından iki defa asla geçemeyiz, ama biz hep aynı nehri geçtiğimizi zannederiz”, sözüdür.

Platon, anlatmaya çalıştığımız bu İdealar Kuramı üzerine, mantıktan metafiziğe, matematikten sanata ve nihayet teolojiden ideal toplum düzenine uzanan, günlük hayatı tüm boyutlarında tarif eden sistemler inşa etmiştir. Bunlara da kısaca değinilmesi bu kuramın ne işe yaradığını bilmek açısından gereklidir.

İdealar Kuramının mantığı ilgilendiren yönü, genel sözcüklerin anlamıyla ilgilidir. Misal olarak “kedi” sözcüğünü ele alalım : Dünya da “kedi” tarifimize uyan bir çok hayvan olduğunu hepimiz kabul ederiz. Aslında bu sözcükle neyi kastediyoruz? Doğrusu, her özel kediden ayrı bir şeyi… Bir hayvan, tüm kedilere özgü olan genel yapıyı taşıdığı için kedidir ama “kedi” sözcüğünün anlattığı şey herhangi bir kedi değil “evrensel”, yani “tümel” kedidir. İşte bu sanal kedi herhangi bir kedi doğduğunda doğmaz, ölünce de ölmez, uzayda veya zamanda bir yer kaplamaz. İşte İdealar Kuramının mantığı ilgilendiren yönü budur. Bu bölümün kanıtları daima güçlü ve geçerlidir, ama öğretinin metafizik bölümünden de tümüyle bağımsızdır.

Platon öğretisinin metafiziği ilgilendiren bölümüne göre “kedi sözcüğü” belirli ideal bir kediyi, Tanrının yarattığı tek bir kediyi dile getirir. Çevremizde gördüğümüz canlı olan kediler ideal kediyle ortak bir yapıya sahiptirler, fakat az ya da çok eksiktir bu ortaklıkları. Bu türden çok kedi vardır ama sadece ideal kedi gerçektir, tek tek kedilerse görüntüsel.

Platon’a göre, ruh gözü ile idealar evreninde gördüklerimizin somut nesnelere uygulanışından Matematik ve Geometri ilimleri oluşur. Gerçek olan sadece İdealar evreni olduğundan, bu ilimlerin de ancak bu ortamda varlığından söz edilebilir. Mesela daireye sadece bir noktada değen teğet çizgisinden ancak böyle bir kabul altında söz edilebilir. Ona göre sayılar dizisi idealar evreninin ilk basamağıdır. Şayet matematiği idealar evreninde yok farz edersek geriye ne sayma ne ölçme kalır. Platon’un sayılar konusundaki görüşlerinde, Pisagorcuların etkili olduğunu, öğrencisi Aristo’nun yazılarından biliyoruz.

Fizikî dünyanın, idealar evreninin sadece kötü bir kopyası olduğunu iddia eden bir algılayış biçiminde, resim, heykel gibi görsel sanatlara fazla önem verilmesini beklemek herhalde yanlış olur. Bu tür sanatlar, Platon için gerçeğin kötü bir kopyası olan dünyanın, daha da kötü başka kopyalarını üretme çabaları olarak tanımlanır. Buna paralel olarak edebiyat ve müzik gibi sanatlarda, sanatsal amaçlı değil toplumsal eğitimin bir parçası olarak, yani sadece bir araç olarak anlam ifade ederler.

Başta da işaret ettiğimiz gibi, bütün bu felsefi çabalar, aslında zihinlerde bir ideal devlet anlayışını oluşturmak adına yapılmaktadır. Bu sebeple Platon’un siyaset felsefesi konusundaki fikirleri, tüm eserlerine yayılmıştır. Düşünceye başlangıç noktası hepsinde aynıdır : İki türlü evren, iki türlü bilgi olduğuna göre yapılacak şey, nesneler evrenindeki her şeyi, özellikle toplumsal kurumları, olabildiğince idealar evrenine benzetmeye çalışmaktır. Devlet isimli diyalogunda belirttiğine göre insanların toplu yaşamalarına yol açan, bir başka deyişle toplumu yaratan neden, insanların kendi kendilerine yeterli olmayıp, yaşamak için başka insanlara olan gereksinmeleridir. Örneğin çiftçi kunduracının yaptıklarına kunduracı çiftçinin yetiştirdiklerine muhtaçtır. Kısacası, toplumu yaratan şeyin bu iş bölümü olduğu söylenir. Bu iş bölümünden yola çıkılarak sınıflı toplumun yapısı oluşturulmaya çalışılır. Platon zihinsel güçleri yerine bedenî güçleri ile çalışanları, “besleyiciler sınıfı”na sokar. Bu sınıf yalnızca üretim işleriyle uğraşmalı askerlik, yöneticilik gibi beceremeyeceği işlerle uğraşmaya kalkmamalıdır. Doğuştan yürekli, güçlü ve çevik olanlarsa, askerler, yani “koruyucular sınıfı”nı oluşturacaklardır. Böylece Platon’un Devlet isimli eserinde taslağını çizdiği “ideal devlet”in iki ana sınıfı ortaya çıkmış olur. “Yöneticiler”, koruyucular sınıfı içinden seçilip yetiştirilen belirli sayıda insan olacağı için onların sınıftan çok bir grup, bir kadro olacakları söylenebilir. Böylece besleyiciler sınıfı, koruyucular sınıfı, yönetici kadro olarak üçlü bir yapı oluşur. Platon ideal devlette, toplum yöneticilerine, toplum yararına olan bazı “yararlı yalanlar” söyleme hakkı da tanır. Bu yalanlardan biri, halkın böyle tabakalı bir toplum düzenine karşı çıkmasını önlemek için anlatılabilecek olan “metaller mitosu”dur. Platon, yöneticilerin, halkı şu mitosa inandırmalarını ister :

“Bu toplumun birer parçası olan sizler birbirinizin kardeşisiniz. Ama sizi yaratan tanrı, aranızda önder (yönetici) olarak yarattıklarının mayasına altın katmıştır. Onlar bunun için baş tacı olurlar. Yardımcı (koruyucu) olarak yarattıklarının mayasına gümüş, çiftçilerin ve öteki işçilerin (besleyicilerin) mayasına da demir ve tunç katmıştır. Aranızda bir hamur (maya) birliği olduğuna göre, sizden doğan çocuklar da herhalde size benzeyeceklerdir.

”Böylece Platon, işbölümüne, doğuştan kalıtımsal farklılıklara dayandırdığı sınıflı toplumu, akıllıdan akıllı, güçlüden güçlü çocukların doğacağını söylediği bir “ırk öğretisi”nin yardımıyla, sınıflar arasında pek küçük bir geçişkenliğin bulunacağı bir yarı kast toplumu biçimine sokmaktadır. Halka, “mayasında demir ya da tunç karışık olanların önderlik edeceği gün kentin yok olacağını tanrı buyurmuştur” denecektir.

Bu şekilde, genel çizgiler içersinde sizlere aktarmaya çalıştığım Platon’un ideal devlet anlayışının, aslında sınıfların iç yapılarında yurttaşların evlilik hayatlarına kadar giren çok detaylı bir kurallar içeren bir sistem olduğunu unutmamalıyız.

Platon bu devlet anlayışı ile günümüzde çok kullanmakta olduğumuz bir başka sözcüğe de babalık etmiştir : Ütopya. Platon’un “Devlet” adlı eserinde anlattığı, ama sonraları gerçekleşmesinin imkansızlığını kendisinin de anladığı bu devlet sistemine, yunanca “hiç bir yerde olmayan” anlamında : Ütopya denilmiştir. Platon, ileri yaşlarında kaleme aldığı “Nomoi/Yasalar” adlı eserinde ise, “Politea/Devlet” yapıtındaki sosyalist toplumu az da olsa üretim araçlarının paylaşımı konusunda liberalleştirmiştir. Ayrıca, yöneticilerin keyfî kararlarının yasalardan üstün olmaması için, hukukun üstünlüğü prensibini getirmiştir. Fakat bu son eserinde bile, yine de derinliğine bir dinsel duygu egemendir. Sokrat’tan da önce yaşamış olan Protogoras “insan her şeyin ölçüsüdür” derken Platon “Yasalar”da, “her şeyin ölçüsü insan değil, Tanrı’dır” demektedir.

Felsefî mirası

Felsefede, gerçek varlıkların nesneler ve bunların kavramlarının ise zihnimizdeki yansımaları olduğunu kabul eden “materyalizm”e karşılık, kavramların, ideaların gerçek varlıklar olduğunu ileri süren Platon’un bu tutumuna, “İdealist Felsefe” veya “Epistomolojik İdealizm” diyoruz. Bu yaklaşımın doğal sonucu olarak Platon, Empirizmi yani deneylerle, duyular yoluyla bilgi toplamayı, usul yönünden reddetmektedir.

Modern filozoflar, günümüzde kullanılmakta olan bir çok kavramın insanlar tarafından yaratılmış olduğu argümanını ortaya koyarak, Platon’un İdealar Kuramının geçersizliğini ispat çabasına girmişler ve hatta ispat da etmişlerdir. Şu anda onun siyasi felsefesine inanan siyaset bilimci ve etikçi yok denecek kadar azdır. Fakat “Platonik” kelimesi her kullanıldığında, onun insani ilişkilerin bir boyutuna 2400 yıl önce getirdiği tarif tekrar güncelleşmektedir. Platon tarihin yetiştirdiği ilk gerçek idealisttir. Metafiziksel çalışmalar onunla birlikte başlamıştır. Felsefenin temel kuramlarını ilk sorgulayan ve üzerlerinde ilk defa açık ve belirgin fikirler ortaya koyan odur. Soyut akıl yürütme yöntemlerini kullanarak politikanın genel prensiplerine varmak üzere çıktığı yolda Platon’u takip ederek politik başarı sağlayan siyasetçiler politika sahnelerinde kim bilir ne kadar daha varlıklarını sürdüreceklerdir.



SEÇMELER-1



1-şair,hafif kanatlı kutsal bir şeydir;ilham duymadan,kendinden geçmeden,aklı başında iken bir şey yaratamaz.

2-şairler,tanrının tercumanıdırlar.

3-aglatırsam,alacagım para yüzümü güldürür,güldürürsem,para alacak zaman geldi mi ben aglarım.

4-dülgerin sanatıyla bildigimizi,hekimin sanatıyla bilemeyiz.

5-aynı sanat bize aynı şeylerin bilgisini vermeli,başka bir sanat,ayrı bir sanat olduguna göre,aynı şeylerin degil,başka şeylerin bilgisini vermelidir.

6-yalancı degil gerçek filozoflar,şehir şehir dolaşarak,bu geçici dünya insanlarının yaşayışını yükseklerden seyrettikleri zaman,bilgisiz halkın gözünde başka kalıplara girerler.bazılarınca bir degerleri yoktur.bazılarına görede bir dünyaya bedeldirler.onlara bazen sofist,bazende devlet adamı derler;kimi zamanlarda da bir çoklarına bütün bütüne deli görünürler.

7-başarılması gerken iş ne kadar büyük olursa olsun,bu durumda her zaman ve herkesçe kabul olunan kural şudur;pek büyük konulara geçmeden önce,ilkin küçük ve daha kolay örnekler üzerinde denemelerde bulunmalı.

8-bütün sanatlar,kazanma ve meydana getirmeden başka bir şey degildir.

9-kötülügün, ruhta iki şekle büründügünü söylemek gerek;biri vucutta hastalıgın,öteki çirkinligin karşılıgıdır.

10-akılsız ruh,çirkin ve ölçüsüzdür.


SEÇMELER-2



1-bilmedigi halde bilirim sanmak:düşüncelerimizin bütün yanılmalarının ardında yatan sebep budur.

2-ben bilginim diyen kimse,elimden gelir dedigi şeyde artık bilgi edinmek istemiyecektir.

3-uyarı yolu ile egitim hem çok emek ister,hem de az işe yarar.

4-ruh,bilgisizligi çürütmeye alışıncaya kadar,bu çürütme ile,kendinden utanarak,ögretime yolları kapayan kanaatlaerden sıyrılıp tertemiz bir hale gelinceye kadar,ancak bildigini bildigine ve bilmedigini bilmedigine inanıncaya kadar,kendine verilen ilimden hiç bir fayda görmez.

5-her hangibir varlıga yokluk yükletilemez.

6-yoklugu sözle bildirmeyi deneyen,aslında hiçbir şey söylemiyor demeliyiz.

7-varlıktaki anlaşmazlık sürekli bir ahenktir.

8-bütün bazen birdir bazen çoktur anlaşmazlık altındada kendi kendnin düşmanıdır.

53 comments

ERHAN K.
4 Kasım 2007 22:03  

FELSEFE SAYFASI İÇİN TEŞEKKÜRLER, FELSEFE ÖĞRETMENİ OLARAK FİLOZOFLAR İLE İLGİLİ AYRINTILI YAZILARINIZDAN YARALANIYORUM.

4 Kasım 2007 23:00  

hocam bir katkım olduysa size ne mutlu.

13 Nisan 2008 17:39  

Hocama katılıyorum, yazılarınız çok ayrıntılı ve faydalı. teşekkürler..

Adsız
18 Ağustos 2008 12:53  

ben 8. sınıf öğrencisiyim.felsefeyi çok seviyorum.yazılarınızında felsefeyi daha ii anlammda büyük katkıları oldu

ilkay
25 Ağustos 2008 22:14  

Sayın site yöneticisi; açtığınız bu sayfa için sizlere sonsuz teşekkürlerrrr...
Ben de bu sayfadaki en düşündürücü sözleri seçip arkadaşlarımla paylaşıyorum, onlara felsefeyi sevdirmeye ve düşündürmeye yöneltiyorum... iyi ki varsınızzzz.....
ilkay

Adsız
24 Ekim 2008 11:44  

hasan teşekürler

Adsız
30 Ekim 2008 14:53  

güsel ama felsefeyi sevmem mecburiyetten

MURAT
24 Kasım 2008 13:24  

BEYENDİM.

30 Kasım 2008 05:16  

Felsefeyi felsefecilerden dolayı anlamıyorum.Marks'ın Lenin'in ismini filozoflar olarak görüyorum bu sitede onların yaptığını Hitler yapmadı Ya Felsefe yanlış, yada Felsefeciler.

30 Kasım 2008 05:20  

Sitenizde Marks ve Lenin'in ismini materyalist filozoflar bölümünde görüyorum. Materyalisti anladık inanmamaya inanan zümrelerin efendileri olarak kabul edelim onları.Ancak onlara Filozof demek Filozoflara en büyük hakaret olur kanaatindeyim. Onların yaptığını Firavunlar ve zamanın Firavun'ları Hitler gibileri bile onlara yetişememiştir.

Adsız
12 Ocak 2009 17:52  

yha bana aristonun sozleri lazım bulamıyorum bana yardım edin lutfen odevim var hemen bulmam lazım off yha nerden bulabilirim:S:S:S

MAHİR KANIK
12 Ocak 2009 19:00  

mazlum arkadaş :
sizi eleştirmek için söylemiyorum ama bu anlayışınız hiç felsefeyle bağdaşmıyor.materyalizm bir dünya görüşüdür varlığın maddeden kaynaklandığını düşünür bakın düşünür diyorum felsefe düşünmektir kabul etmek zorunda olmak değil.kabul etmeyebilirsiniz amenna fakat herkesin de sizin gibi düşünmesini beklemek bence ortaçağ karanlığından kalma bir düşüncedir..

elif
25 Şubat 2009 12:07  

ben felsefeyi yakından tanımayan ancak bu yıl tanımaya başlayan bir şahısım.bu zamana kadar felsefe görmemiş olmak çok büyük bir kayıp.bu yıla kadar insan gibi yaşamamışım meğer..merak edipte verimli bir şekilde öğrenemeyen insanlar için çok güzel bir site.tebrik ederim.ve ayrıca insanları düşündüğünüz için de teşekkür ederim.mazlum isimli arkadaş Marks'ın filozof olmadığını öne sürüyor.bence bilgi sahibi olmadan fikirlerle dolmaya çalışıyor.çünkü Marks'ın filozof olduğu ilkokul tarih dersinde bile var.

Adsız
22 Mart 2009 00:42  

mahir kanik kardesim orta cag karanligi dedigin bizim topraklarda degil bati bunlara dahil simdiki rusyanin toraklarinda olmus olan bir karanlikdir orta cagda karnlik varken bizim topraklarimizda ne vardi o zaman icin düsünülebilecek hersey sadece ileride ne olabilir düsüncesi yokdu ondN DOLyi bizim topraklarimiz bu halde yoksa biz hicbir zaman orta cag karanligi yasamadik

23 Mart 2009 18:41  

merhaba felsefe dostları...ve tabi bu siteyi kuran yöneten insanlar sizlere sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum böylesine muhteşem ve eşsiz bilgileri paylaştığınız için...zilyon tane site var ama önemli olan değerlileri... hoş kalınız..

Adsız
19 Nisan 2009 02:39  

herkes düşünceyi kendi tarafından yorumlarsa felsefe değil safsata yapılmış olur. asıl sıkıntı karşıt görüşlere tahammülsüzlük..

Adsız
25 Nisan 2009 00:49  

tebrik ederim. siteniz güzel..yapılan yorumlar düşüncenin gücünü ortaya koyuyor. felsefe, sosyoloji, psikoloji.. bu üçünden vazgeçmeyin arkadaşlar..hayatımızın her karesinde hep bizimle olan, 3 silahşörler...Okuduğunuzda -ne saçma - dediğiniz sözlerin de aslında size birşeyler verdiğini göreceksiniz.
hipnoz olmazsınız korkmayın:)))

MAHİR KANIK
26 Nisan 2009 13:44  

değerli adsız pek anlayamadım söylemek istediklerini ama sanırım naif bir eleştiri yapmışsın:)ortaçağ karanlığı gibi bir karanlığımız evet olmuş demek haksızlık olur fakat emin olalım ki bizim coğrafyamızda malesef hala ortaçağ karanlığını yaşayan toplumlar var iran mesela tabi bu bildiğimiz anlamda hristiyan ortaçağı değil.800 ve 1200 lü yıllar bizim altın çağımız gerçekten bu konuda haklısın ama söylemek istediğimi de anlamışsındır umarım:))

Adsız
25 Mayıs 2009 13:44  

Düsünebilen ve neden sorusunu sorabilen her insan filozoftur.Bir kere önyargısız dusunmeyi ve sorgulamayı deneyin ondan sonra sizde bir filozof olursunuz tabi ne istediginize dikkat edin derim baslangıc olarak...
St.Virul3nt

Adsız
23 Eylül 2009 22:01  

Merhabalar. Ben Platon'un "alkibiades I" ve "alkibiades II" diyaloglarını arıyorum. Bulabileceğim bir adres var mı acaba?

ReaL
16 Ekim 2009 14:55  

"Adsız, 12 Ocak 2009 Pazartesi 17:52
yha bana aristonun sozleri lazım bulamıyorum bana yardım edin lutfen odevim var hemen bulmam lazım off yha nerden bulabilirim:S:S:S"

Kendi dilini konuşamıyor "ya" yerine "yha" gibi başkalaşmış saçmalıklardan faydalanıyorsan senin gibi biri felsefe öğrenmiş neye yarar. Önce gidip kendi dilini öğren. Özenti olmamayı, kendi iradene hakim olmayı öğren. Sonra gir bu işlere.

25 Kasım 2009 09:10  

BENDE DERIM Kİ: " MUTLULUĞUN SIRRI ÖLÜMÜN GİZEMİNDE SAKLIDIR" BANA BU YAZDIĞIM SÖZÜMÜN AÇIKLAMASINI NET BIR ŞEKILDE AMA VARSA O ZAMAN DERIM KI BURADA BANADA DÜŞMEK YAZAR... BILMEM ANLATABILDIMMI?

hoha
2 Şubat 2010 03:07  

Saçma sapan yerlere virgül kondurmayınız !!

Adsız
6 Mart 2010 11:06  

yaa bana güsel bi sözün açılımı yani sözün açıklaması lazım...bana yardım edin

Adsız
15 Nisan 2010 20:27  

MAHİR KANIK haklı. Üstelik Marks bir filozoftur. Firavunlara ya da Hitler'e benzetilmesi yanlıştır çünkü Marks bir devletin başına hiç geçmemiş, düşüncelerini -filozof olmasından kaynaklanan sorgulayıcı bir tutum içerisinde- ortaya koyarak (katılırsın,katılmazsın; Zaten felsefenin özü öznel olmasıdır.) yeni bir bakış getirmiştir.

Adsız
24 Nisan 2010 16:44  

herşey güzel ama güzel sözlerini arıyorum

Adsız
7 Haziran 2010 23:01  

türkiyeden hersey cıkmışta ünlü bir filozof düşünür cıkmamış sizce bu düşünmenin yasak olmasından kaynaklanabilirmi?

Adsız
26 Haziran 2010 22:13  

sayın yönetici ben de felsefeye ilgi duyan bir öğretmenim.içerik olarak harika ama benim asıl takdirimi kazanan nokta site tasarımınız.gerçekten harika.böyle bir site için teşekkür ediyorum.emeğinize sağlık

28 Haziran 2010 10:29  

Sayın hocam blogu hem içerik hemde tasarım ( amatör bir blogcu oldugumu da bu arada söylemek isterim )olarak begendiginize sevindim.

saygılarımla....

MAHİR KANIK
1 Temmuz 2010 17:35  

Eğer öyle olmasaydı 2 yıldır aralıksız bu siteyi takip edermiydim :)

Adsız
7 Temmuz 2010 01:42  

yapılan yorumları okuyunca burda yazan arkadaşların başkalarının düşünceleri üzerinden başkalarına laf atmaya çalışmış. felsefe düşünme sanatıdır. sanatıdır diyorum çünkü düşünmek gerçekten bir sanatır. burda bazı arkadaşlar düşündüklerini ve felsefe yaptıkklarını zanediyoor. bırrakında filozof dediğimiz eski düşünürlerin üzerinden nemalanmaya çalışmayın. ha birde sapkın bir düşünceninde savunulur hiç bir yanı yoktur. felsefe diyede nitelenddirilemez. sokağa çıktığınızda 5 yaşındaki çocuğuna kadar herkes düşünr ve kendine göre felsefecidir. ama bunlar dağru düşünüyor denemez. bu yüzden burdaki arkadaşlara başkalarının düşünceleriyle yada laflarıyla başkalaaarına caka satmayaa kalkmasın. bir bok biliyorum diyede dolaşmasın..

Adsız
7 Temmuz 2010 02:36  

Felsefe olmasa biz sorularımızın cevabını asla bulamicaz belkide :)

Adsız
7 Temmuz 2010 09:33  

FELSEFE:İNSANI GELİŞTİREN ,OLGUNLAŞTIRAN ,BİR BİREYİ BİREY YAPAN ŞEYDİR.TÜRKİYE BİRAZ DAHA TOPLULUKÇU KÜLTÜRE SAHİP OLDUĞUNDAN BİREYSELLİK ARKA PLANDA KALARAK FELSEFE DE KENDİSİNE GELİŞME ALANI BULAMAMIŞTIR.MAİMONİDES NAMIDEĞER DİĞER İSMİ İLE İBN-İ MAİMON ŞÖYLE DİYOR:'HERKES FELSEFE YAPAMAZ.FELSEFE BİLMEYEN BİRİNE FELSEFE YAPARSAN ONUN BEYİN KAPASİTESİ KALDIRMAYABİLİR.'DİĞER TARAFTAN ARİSTOTELES İSE YURTTAŞLIK KELİMESİNDEN BAHSEDİYOR BURADAN SİZE DOLAYLI BİR ŞEKİLDE BİR ŞEY ANLATMAK İSTİYORUM.ARİSTOTELES YURTTAŞLIK MANASINDAKİ SÖZCÜĞÜ SEÇME VE SEÇİLME HAKKI OLAN KİŞİLİKLER İÇİN KULLANMIŞTIR.ARİSTOTELES,EV HANIMLARIN İŞÇİLERİN KÖLE OLDUKLARINI,ONLARIN AKILLARINI KULLANAMADIKLARINI SÖYLEMİŞTİR.BURADAN DA YOLA ÇIKARAK HERKES FELSEFE ADINA BİR ŞEYLER BİLİR AMA FELSEFECİ OLAMAZ.GÜNÜMÜZDE Kİ FELSEFECİLER İÇİN FİLOZOF KELİMESİNİN YANLIŞ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM.GÜNÜMÜZDE FİLOZOFTAN ÇOK FELSEFE TEKNİSYENLERİ VAR...

Adsız
18 Ağustos 2010 12:09  

sitenizi yeni keşfe çıktım ve keşfimdeki her adım ayrı bir heyecan veriyor içimdeki bana sonsuz teşekkürler

Adsız
19 Ağustos 2010 06:06  

doğru kullanıldığı zaman felsefe akıl üstünlüğünü,yanlış kullanıldığında ahmaklığı gösterir...umarım felsefe yapıyorum diyerek saçmalayanlardan olmayız...güzel bir site.teşekkürler..

ninja kaplumbağa
28 Ağustos 2010 16:13  

sokrates, platon ve de özellikle aristoteles günümüzde yetersiz kalmıyorlar mı?, ben düşüncemde hiç faydalanamıyorum bu adamlardan, hiçbirşey katmadılar bana sadece kafa karıştırıcı sözleri, bugun zayıf kalan fikirleri var, tamam temelde dogru olan düşüncelere de sahipler ama aynı beyinin bugunkü hayatı daha net anlamdıracak halini biz taşıyoruz zaten, gerek yok bu isimlere artık okunmamalılar bence, sadece düşünmek yeterlidir, her bilgi bizde mevcut zaten. özellikle aristoteles her düşüncesi çürütülesi yetersiz bir adam, döneminin popstar mantıgıyla 'filozof'um ben şeklinde yaşayan bir gerizekalısı, daha dikkatli olalım, beynimize daha fazla saygı duymamız gerek.

Adsız
30 Ağustos 2010 13:15  

"""Adsız, 07 Haziran 2010 23:01

türkiyeden hersey cıkmışta ünlü bir filozof düşünür cıkmamış sizce bu düşünmenin yasak olmasından kaynaklanabilirmi?"""


Çok özür dileyerek cümleme başlamak istedim. Belki konudan uzak bir yorum yapiyorum, farkındayım ama üzülerek yukarıdaki arkadaşımın yorumuna cevap vermek istedim ya da tepki.

Ülkede büyük düşünür mü arıyorsunuz, ATATÜRK' ümüzü okuyun, dinleyin ve anlayın. Saygı ile anıyorum...

Adsız
25 Ekim 2010 20:57  

Merhaba arkadaşlar.

Bana Ploton'un 'felsefe doğruyu bulma yolunda düşünsel bir çalışmadır' sözünün kompozisyonu lazım bu konuda yardıma çok ihtiyacım var yardımcı olabilcek arkadaşlarlütfen bana yardım etsin.

Bülent.

Adsız
17 Kasım 2010 22:57  

yaşamaya dair neyimiz varsa onu yaşamalıyız
yaşamayı seven biri

Adsız
21 Kasım 2010 22:02  

Marks ve Lenin in düşüncelerine saygı duymak gerekir nedenini onların düşünceleri üzerinden değilde yaşadığı olanaksızlıktan dolayı olduğunu anlanmalısınız.Marks'ı ele alalım adam 5 çocuğunu ve çok sevdiği karısını kaybetmiş bu adam daha da bir şeye inanır mı? Sebebi de açlıktan aydın bir kesimin böyle yaşam tarzları sonucunda hep sonu hazinle bitmesi onların ideallerinden sapmaya doğru götürür o yüzden 10 kere oku 3 kere düşün ve ondan sonra bi şeylerden bahsetmeye çalış

Adsız
8 Aralık 2010 10:45  

felsefeden nefret ediyorummmmm...

Adsız
18 Ocak 2011 13:11  

güzell ama daha ii olabilir

Adsız
24 Ocak 2011 15:37  

iyi günler. ben gazi üniversitesi felsefe bölümü birinci sınıf öğrencisiyim ve metin okuma dersim için platon un yasalar diyaloğunun 9. ve 10. kısımları gerekiyor.. nette pek bilgi elime geçmedi. eğer yardımcı olabilirseniz çok sevinirim..hoşçakalın.

Adsız
13 Kasım 2011 21:48  

ÖDEVİME YARDIMCI OLDU TEŞEKKÜRLER

Adsız
13 Kasım 2011 22:04  

felsefe ne be yaaaa

Adsız
30 Kasım 2011 21:34  

platon... başka ne denilebilir ki... felsefe2.sınıf öğrencisiyim...tesekkurler

Adsız
13 Aralık 2011 20:43  

merhabalar felsefeciler yardım edebilir misiniz bana platonun diyologlarını söyleyebilir misiniz??

Adsız
23 Aralık 2011 23:05  

evren tüm ihtişamıyla tanrısal bir görünümdür. şunu unutmayınki evrende görünmeyen görünmeyen şey yoktur sadece bunu düşleyememek vardır

Adsız
26 Şubat 2012 12:56  

eflatun kimdir diye sorsamm

Adsız
22 Eylül 2013 14:03  

Ben sadece felsefe nin doğru ve anlamlı olduğunu düşünüyorum aklınızı doğru şeylerle kullanabiliyosanız işte felsef odur geçmişte bilgilerini öğünün şartlarına göre doğrularını ortaya koymuştur,herbirine saygı duyuyorum innırsınız inanmassınız o bizlerib sizlerin bileceği diyorum saygılarımla.

Adsız
12 Nisan 2014 21:49  

ne konuda olsun ????

30 Ekim 2014 11:42  

Merhaba arkadaslar
insanlar hiçbir şey ogrenmezler. Yanlizca daha once bildiklerini animsarlar.
sozu neyi anlatiyor aciklaya bilirmisiniz?

18 Aralık 2014 21:46  

bana plton eleştirecek yazı lazım

facebook

twitter

İzleyiciler

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP