Oscar Wilde (16 Ekim 1854 – 30 Kasım 1900)


16 Ekim 1854'te Dublin'de (İrlanda) ailesinin ikinci çocuğu olarak doğdu. Babası dönemin ünlü doktorlarından William Wilde, annesi İrlanda'nın İngiltere'den bağımsızlığını savunan devrimci şiirleriyle dikkat çekmiş yazar Jane Francesca Elgee idi. Wilde'ın üçü gayrımeşru, beş kardeşi vardı. Kendisinden üç yaş küçük kız kardeşi Emily'nin henüz on yaşındaki ölümü Wilde'ın çocukluk döneminin en sarsıcı olayı oldu; yazar kardeşinin saçlarından bir tutamı, hayatı boyunca, üzerinde taşıdığı küçük bir zarfta sakladı.

Wilde'ın öğrenim dönemi çeşitli burslar kazanmasını sağlayan başarılarla geçti. 1874'te Oxford Magdalen College'den mezun olduktan sonra sanat eleştirmeni olarak çalışmaya başladı. 1878'de Ravenna adlı şiiriyle Newdigate Ödülü'nü kazandı ve bir yıl sonra Londra'ya yerleşti. 1881'de Poems (Şiirler) adlı ilk kitabı basıldı. Aynı yıl estetik konferansları vermek üzere A.B.D.'ye geçti. Başlangıçta dört ay olarak planlanan elli konferanslık dizi yaklaşık bir yıl sürdü ve Kanada'dakilerle birlikte yazar, dokuz aylık bir süre içinde yüz kırkın üzerinde konferans verdi. Bu dönemde Amerikalı yazar ve şairler Henry Longfellow, Oliver Wendell Holmes ve Walt Whitman'la tanıştı ve bir yıl sonra New York'ta sahnelenecek olan Vera adlı oyununu düzenledi. Kuzey Amerika dönüşü üç yıl Paris'te kaldı. 1883'te Duchess of Padova (Padova Düşesi) adlı oyunu yazdı. 1884'te Constance Lloyd'la evlendi. İki yıl içinde bu evlilikten iki erkek çocuk sahibi oldu. 1887'de Woman's World Dergisi'nin editörlüğünü üstlendi; aynı yıl Canterville Hayaleti'ni kaleme aldı. Bundan sonraki altı yıl Wilde'ın yazarlık hayatının en verimli dönemi oldu. Çocuk öykülerinden oluşan iki kitap, 1890'da bir Amerikan dergisinde yayınlanan tek romanı Dorian Gray'in Portresi, A Woman of No Importance (Önemsiz Bir Kadın), An Ideal Husband (İdeal Bir Koca) ve The Importance of Being Earnest (Ciddi Olmanın Önemi) adlı oyunları bu dönemde yayınlandı. Dorian Gray'in Portresi 1891'de kitap haline getirildi ve içerdiği homoerotik öğeler şiddetli tepkilere yol açtı. Aynı kitap daha sonra Wilde'ın kaderini belirleyecek davalarda kanıtmışçasına kullanıldı. Bununla birlikte aynı dönemde yazılan oyunları büyük beğeni topladı ve onu zamanının en önemli oyun yazarlarından biri haline getirdi.

Oscar Wilde 1891'de Queensberry Markisi'nin üçüncü oğlu, üniversite öğrencisi Lord Alfred 'Bosie' Douglas'la tanıştı. Kısa süre içinde çift dört yıl sürecek bir aşk yaşamaya başladı. 1895'te Wilde, oğlunun kendisiyle ilişkisini tasvip etmeyen ve kendisine kamu önünde hakaret eden Queensberry Markisi'ni iftira suçlamasıyla dava ettiyse de bir süre sonra davayı geri aldı. Ancak Markinin Wilde aleyhine açtığı dava yazarın "gayrıtabii davranışlar"dan iki yıl kürek cezasına çarptırılmasıyla sonuçlandı. Tutuklanmasıyla birlikte evinde bulunan her şey 25 şilinlik bir bedelle satıldı. Yazarın torunlarından birinin deyişiyle " krallık, çağının kibirli ikiyüzlülüğüne meydan okumaya cesaret etmiş parlak ve öfkeli bir hayatın yirmi yılını sembolik olarak kendisinden koparmıştı." 1897'de hükümlülüğü sırasında sevgilisine yazdığı mektuplardan oluşan De Profundis'i yazdı ve aynı yıl serbest bırakıldı. Hayatının kalan kısmında Sebastian Melmoth adını alarak Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde amaçsızca dolaştı; bu arada mahkumiyetinin geçtiği yerin adını taşıyan Reading Zindanı Baladı yayınlandı. Wilde bir süreliğine Alfred Douglas'la yeniden bir araya geldiyse de birliktelikleri çok kısa sürdü.

Tutuklanmasından sonra eski aile adlarından biri olan "Holland"ı soyadı olarak alan eşi çocuklarını alarak İsviçre'ye göçmüş ve 1898'de orada ölmüştü. Oscar Wilde 30 Kasım 1900'de Paris'te öldü ve Pere Lachaise Mezarlığı'nda gömüldü.


---------------


SEÇMELER


1-eninde sonunda insanlar kendi içlerindeki güçlü ahlaki deger sayesinde sanatın gerçek çalışmasının ne oldugunu anlayacaklardır.

2-kurgulamada kullanılabilecek şeyler,ancak ve ancak gerçekte kullanılan şeylerdir.

3-sadece yüzeysel insanlar görünümün yönetimine karşı çıkarlar.

4-entellektüel ifade güzelligin,gerçek güzelligin bittigi yerde başlar.entellektüellik bir abartıdır ve herhangi bir yüzün uyumunu bozar.bir kişi oturup düşünmeye başladıgı zaman tamamıyla burundur ve tümüyle alındır.bu korkunç bir şey.işlerinde profesyonel olmuş kimselere bir bak,hepsi çirkindir.tabii kilise adamları hariç.ama onlarda düşünmedikleri için çirkin degillerdir.bir psikopos onsekizinde ne söylüyorsa sekseninde de aynı şeyi söyliyecektir.bu nedenle onun dogal görünümü mükemmeldir.

5-çirkin ve aptallar bu dünyada en iyi yere sahiptir.rahat koltuklarında oturup günboyu esnerler.zafer hakkında hiçbirşey bilmiyorlarsada yenilgi hakkında da bir şey bilmezler.onlar bizim yaşamamız gerektigi gibi yaşarlar,hiçbirşeye karışmadan,sıradan ve endişesiz.digerlerine hiçbir zararları yoktur...

6-birinin gizi en fazla zevk veren şeydir.

7-sanatın ifade edemiyecegi hiçbir şey yoktur.

8-evlilik,her iki taraf içinde kandırmayı zorunlu kılar.

9-dogal olmak basit bir tavırdır ve bildigin en sinir bozucu tavır.

10-duyguyla yapılan her resim,sanatçının resmidir,satın alanın degil.satın alan bunun degerini bilmeyebilir,çogunluklada böyledir zaten.onun için o,renklendirilmiş bir bez parçasından başka bir şey degildir.oysa bu renkli bez onu yapan ressamı açıga çıkarır.benim bu resmi sergilemememin nedeni ruhumun gizlerinin ortaya çıkmasından korkmamdır.

11-vicdan ile korkaklık tamamıyla aynı şeydir,vicdan firmanın ticari adıdır,hepsi bu.

12-ben arkadaşlarımı iyi görünümlerine göre,tanıdıklarımı iyi karakterlerine göre,düşmanlarımı ise iyi zeka güçlerine göre ayırırım.hiç kimse düşman seçiminde iyi olamaz.hiç kimseye tam bir aptal diyemezsin.herkesin bir miktar zihin gücü vardır.

13-düşüncelerin degerleri onu ifade eden kişinin içtenligine göre degerlendirilemez.gerçekten hiç inanılmayacak olan düşünceler dogru olabilir.düşünceler kişilerin istekleri,arzuları ve önyargılarına göre biçimlenebilir.

14-dünyada hiçbir ilkesi olmayan insandan daha iyisi yoktur.

15-bir sanatçı iyi şeyler yaratmalıdır,ama bunu kendi yaşamına geçirmemelidir.biz,insanların sanatı özyaşam öyküsü şeklinde algıladıkları bir çagda yaşıyoruz.güzelligin soyut tutkusunu kaybettik...

16-kim tartışırsa entellektüelliginden bir şey kaybeder.

17-her sınıf,kendi erdemlerinin önemini düşünerek,kendileri için gerekli olmayan işlere girişerek yardımsever oldugunu kanıtlamaya çalışıyor.

18-sözcükler,şekilsiz şeylere plastik bir form gibi görünürler.

19-bildigini düşündügünden daha fazlasını biliyorsun ve şu an bilmek istediginden daha azını biliyorsun.

20-biz söylemeye korktugumuz tutkularımızın kuklaları tarafından bozulmuşuz ve bunu ifade edecek cesaretimiz yok.




------------------

1-genç adamlar,sadık olmak isterler ama yapamazlar;yaşlı adamlar ise sadakatsız olamak isterler fakat onlarda bunu yapamazlar.

2-ben herzaman yeni arkadaşlarım hakkında herşeyi ögrenmek isterim,eski arkadaşlarım hakkında ise hiçbirşeyi...

3-mevcut olan her zarif şeyin arkasında,trajik bir şey vardır.

4-gençlige geri dönmenin yolu o zamanın deliliklerini tekrar etmektir.

5-erkekler yoruldukları için evlenirler;kadınlar ise meraklı oldukları için evlenirler.sonuç her iki taraf içinde düş kırıklıgıdır.

6-sarışın kadınlar duygusal olurlar...

7-kadınlar,maddenin akıl önünde zaferini temsil ederler;erkeklerse,aklın ahlak karşısındaki zaferini temsil eder.

8-iki çeşit kadın vardır;sade ve renkli.sade kadınlar çok yararlıdır,renkli kadınlar ise çok gösterişlidir,genç görünmek için sürekli boyanan tiplerdir.

9-aşk,birisinin önce kendini kandırmasıyla başlar ve digerlerini kandırmasıyla sona erer.bütün dünyanın romantizm dedigi sadece bundan ibarettir.

10-insanlar daha çok kendilerinin ihtiyacı olan şeyleri başkalarına vermeye bayılırlar-"ögüt gibi".


--------------------


1-kişi olarak eglenmesini bilen yegane sanatçılar,sadece kötü sanatçılardır.iyi sanatçılar hep ne yapmaları gerektigini düşünürler.onlar ne oldukları ile hiç ilgilenmezler.

2-sıradan insanlar yaşamın gizlerinin kendilerine kapanmasına göz yumarlar,bunu yanında az sayıda bir kesim insan yaşamının gizemini ortaya çıkarmak için kendi içinde yogun mücadelelere girişir.bu bazen sanatın etkisiyle gerçekleşirdi-özellikle edebiyat sanatının etkisiyle.edebiyat,tutkuları ve beyni beraberce en yogun şekilde inceliyebilen sanat dalıydı.

3-kadınlar saldırarak kendilerini savunurlar.

4-çocuklarsevmeye aileleri ile başlar,biraz büyüyünce onları yadırgarlar ve bazende onları bagışlarlar.

5-mülk kapıda sürünürken,aşk pencereden içeri girer.

6-biz kendimizin korktugu şeylerden herkesin korkmasını isteriz.

7-iyimserligin temelinde korku vardır.

8-zevk, doganın bir testidir. biz mutluyken herzaman iyiyizdir;fakat iyi iken herzaman mutlu degiliz.

9-hiçbir uygar insan zevkten kaçınmaz ve hiçbir ilkel adam zevkin nedemek oldugunu bilmez.

10-iyi olamak,birisinin kendisi ile uyum içinde olmasıdır.ahenksizlik,herzaman digerleri ile uyum içinde olmaya zorlanır.birinin kendi yaşamı için bu önemli bir şeydir.insan kendisi için degil,başkalrının deger yargılarına göre davranır.bireycilik ise bundan daha büyük bir amaçtır.modern ahlaklılık birisinin, çagının standartlarını kabul etmesi demektir.bense bunun en büyük ahlaksızlık oldugunu düşünüyorum.

16 Yorumlar

Adsız
11 Aralık 2008 16:50  

Oscar WiLde en sevdiğim yazarlardan biri...

Adsız
23 Ocak 2009 22:48  

oscar wild gerçekten gerçekçi bir adam..

Adsız
23 Şubat 2009 04:46  

düşüncenin gerçekte gerçekçiliği
farklıve hoş bir bakış acısı

MAHİR KANIK
24 Şubat 2009 01:36  

dorian grayin portresini tavsiye ederim okumayan varsa.o eserde lord henry karakterinin her bir sözü bir özdeyiş niteliğindeydi.ustalığını konuşturmuş oscar vilde..

Adsız
20 Nisan 2009 19:42  

bana mutluluktan ve getirdiklerinden korkan bir yazar gibi gelmiştir,Oskar W.
bir düşünceye göre mutlu insanlar başyapıtlar oluşturamazmış,bence de öyle.
sadece kendinizden yola çıkın ve düşünün,hangi durumda derin sularda,natekin kuytularda dolaşırsınız..?

özgüllll
2 Haziran 2009 11:34  

uygarlık hıc de kolay erişilebşlecek bışey değildir.insan ona ancak ıkı yoldan erışebilir.birincisi bilgili olmakla ikincisi ahlakca bozulmakla..koylerde yasayanlar bunun ıkısıne de olanak bulmazlar.onun için de durgun bır su gıbı temiz kalırlar..şeytan insanı orada dürtmez...DORIAN GRAY IN PORTRESİ sayfa216....arkadaşlar mutlaka bı kitabı okuyun..oscar wildenını en ıyı eserlerinden bırıdırrrrrrrrrr...sivaslı özgülllll

Adsız
3 Eylül 2009 09:54  

oscar wilde 'ı biraz kendime benzettim. burcumuzda aynı zaten:) bu söyledikleri ile bazen kendisinin de çeliştiğinden eminim, ya da çelişmek istediğinden. savunduğu bir takım şeyler oluyor ve zaman sonra farklı hissetmeye başlasada savunmaya devam edebilir.özellikle romantizm, aşk v.b. konularda ama genelde duygularla ilgilidir:)

Adsız
6 Eylül 2009 23:08  

1870 de ne yaşayabilir ki biri basit gelior bana anlatılan duygular

Adsız
17 Kasım 2009 16:06  

Şiirleride güzeldir bu zat-ı şahanenin.

Adsız
22 Aralık 2009 00:00  

6 eylül 1870 de senin yaşamadıklarını yaşamış olabilirmi acaba çok basit olan sensin......

kadir akbas
27 Aralık 2009 13:22  

hayata birseyler kattıgı için doludur anlam yüklüdür söyledikleri bide hiçbirsey katamayan büyük bi kısım var buyüzden bu yazar cok deger verilecek ve anlatılacak büyük bi degerdir.

Adsız
22 Temmuz 2010 21:29  

teknoloji insanların hayatlarını bu kadar izole etmeden 1800lü yıllardan senden daha çok şey yaşayıp daha çok hissedebilmişlerdir bu insanlar
atılıyorum böyle düşünmeden aksettirilmiş basit bi cümleyi kurabildiğinden ötürü bencede basit olan sensin

7 Şubat 2011 22:22  

bu kadar edebiyata gerek yok hayat basit ve kısa..

Adsız
3 Nisan 2011 00:34  

fevkalade bir adam. kutsal kitaplarda bile ondaki bilgeliği bulamadım. yakın dönemde yaşamış ya da yaşıyor olsaydı, cinsel yöneliminden dolayı hapse atılmaz, daha az acı çekerdi. çok trajik bir hayat onunkisi, özellikle hapis sonrası daha da fena... bu dünya gerçek değerlere eziyet eden, sözde değerleri yücelten aptal ve uyuşuk bir dünya!

Adsız
3 Nisan 2011 13:12  

6 Eylül 2009 tarihli yazı evlere şenlik doğrusu. Yahu bir insanın yaşadıklarının basit ya da derin olmasının yaşandığı çağla ne ilgisi var. Zeka seviyesi daha düşük bir düşünce olamaz. Bunu söyleyen kişinin ilerleme anlayışı teknolojiye tapınmayla başlar, silaha tapınmayla devam eder, gökdelenlere tapınmayla biter. Bu durumda Heraklit, Lao Tzu, Shakespeare, Goethe geridir ama sen ilerisin değil mi? Beynin çok güzelmiş güle güle kullan. Oscar Wilde da dahil, saydığım tüm isimler ileri olmanın da ötesinde, tüm zamanlardan, tüm zeminlerden bağımsızdırlar. Senin anandan, babandan, öğretmeninden, komutanından, patronundan, seni hayata bağladığını düşündüğün değer yargılarını senin beynine tıkıp tıkıştıran kim varsa hepsinden daha ileridir bu dahiler, emin ol!

Adsız
6 Nisan 2011 04:20  

WILDE'IN FARKLI BİR CİNSEL DOĞASI OLDUĞUNU ÖĞRENİNCE ONDAN SOĞUDUĞUNU SÖYLEYEN, ÖZELLİKLE BİZİMKİ GİBİ ÜLKELERDE YAŞAYAN İNSANSILAR FARKLI CİNSELLİĞİN BÜYÜK BİRİ OLMAK İÇİN ENGEL OLMADIĞINI, TANIMLAYICI DEĞİL, TIPKI ZITCİNSELLİK GİBİ TAMAMLAYICI BİR ŞEY OLDUĞUNU KABUL ETMEZ. DEMEK Kİ WILDE'I KÜREK MAHKUMU YAPAN VE BUGÜN DE VARLIĞINI TÜM DÜNYADA CİNAYETLERLE, DİN SÖMÜRÜSÜYLE, VATAN EDEBİYATIYLA SÜRDÜREN BU ZİHNİYET YERYÜZÜNDEKİ EN ÖNEMLİ ADAMLARIN YARISINDAN ÇOĞUNUN FARKLI YARADILIŞTA OLDUĞUNU ÖĞRENSE OKUYACAĞI EVRENSEL ÇAPTA KİTAP, DİNLEYECEĞİ MÜZİK, SEYREDECEĞİ FİLM ÜÇ-BEŞ KİŞİYLE SINIRLI KALACAK. READING ZİNDANI BALADI'NI LİSE YILLARIMDA OKUMUŞ SONRA BÜTÜN KİTAPLARINI ALMIŞTIM WILDE'IN.

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

Back to TOP