DESCARTES - YÖNTEM ÜZERİNE KONUŞMA - 1



DESCARTES ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

Yöntem üzerine konuşma, Descartes'ın birinci dönem yapıtlarındandır. 1618'den 1637'ye kadar sürmüş olan bu birinci döneminde, Descartes bir filozoftan çok bir bilim adamıdır; dünya üzerine, insan üzerine, insanın evrendeki yeri üzerine evrensel bir bilim geliştirmeye yönelir. 1637'den sonranın Descartes'ı bir bilim adamı olmaktan çok bir filozoftur ya da bir metafizikçidir. Asıl adı Discours de la méthode, pour bien conduire la raison et chercher la vérité dans les sciences, plus la dioptrique, les météors et la géométrie qui sont les essais de cette méthode (Usu iyi yönetmek ve bilimlerde doğruyu aramak için yöntem üzerine konuşma ve bu yöntemin denemeleri olan dioptrik, meteorlar ve geometri) olan bu kitabın bugün yalnızca altı bölümlük Yöntem üzerine konuşma bölümü ilgi çeker. Kitabı oldukça kalınlaştıran öbür bölümler bugün için yalnızca bilim tarihi uzmanlarının ilgisini çekebilir.

Yukarıda yaptığımız ayrımı, bilim adamı ve filozof ayrımını, Descartes için derinleştirmemek gerekir. Descartes bilimlerin felsefeden kopmaya başladığı o dönemlerde çalışmalarını sürdüren bilim adamlarının tersine, bilimi her zaman felsefi bir bakış açısı içinde bütünleştirmeye özen göstermiştir. Descartes, pek belirgin bir biçimde, çağının bilim adamlarının yalnızca teknik sorunlar çerçevesinde sınırlandığını görecek, onların tuttuğu yoldan daha değişik bir yol tutacaktır. Gene de 1618-1637 arasında Descartes özellikle bilimsel konulara eğilir. Onun bu konularda, özellikle fizyoloji alanında ortaya koymuş olduğu bilgilerin bugünkü bilgilerimiz karşısında pek bir anlamı kalmadığını söyleyebiliriz. Özellikle Ortaçağ boyunca ölü kesmeyi yasaklayan kilise çevreleri insan bedeninin yapısını ve işlevlerini bilmek için çaba gösterenlerin gözünü korkutmuştu. Flaman anatomi uzmanı Vesalius'un (1514-1564) başına gelenler bu baskının en belirgin tanığıdır.

Hegel'in gerçek bir değerbilirlikle "modern felsefenin kurucusu" dediği Descartes 31 Mart 1596'da La Haye'de (Touraine) doğdu. Rennes parlamentosunda danışmanlık yapmış olan babası Joachim Descartes oldukça zengin bir kişiydi. Annesi Jeanne Brochard onu doğurduktan bir yıl sonra bu dünyaya gözlerini kapayıvermişti. On yaşında Cizvitlerin Collège Royale de la Flèche okuluna giren Descartes on sekiz yaşında bu okuldan ayrıldı, iki yıl sonra yani 1616'da Poitiers'de hukuk öğrenimini tamamladı. Askerlik mesleğini seçerek 1618'de Moritz von Nassau'nun, 1619'da Bavyera seçicisinin, 1621'de Bocquoy kontunun ordularına girdi; böylece Almanya'yı, İsviçre'yi, İtalya'yı, Hollanda'yı, Macaristan'ı, Polonya'yı dolaştı. 1627'de ünlü La Rochelle kuşatmasına katıldı. 1628'de Hollanda'ya çekildi ve kendini felsefeye adadı. Hollanda'nın Francher, Amsterdam, Deventer, Utrecht, Leiden, Endegeest, Egmond ve özellikle Alkmaar gibi kentlerinde dingin bir yaşam sürdü. Bu arada üç kez Fransa'ya gitti. 1649'da İsveç kraliçesi Kristina onu yanına çağırdı. Sarayda büyük ilgi gören, bu arada bir de bale yazan filozofun güçsüz bedeni İsveç'in soğuklarına dayanamadı. Descartes 1650'de Stockholm'de zatürreeden öldü.

Descartes'ın düşünce yaşamında en çok etkili olmuş olan kişi ünlü bilim adamı Isaac Beeckman'dır. İki düşünce adamı 1618'de karşılaştılar. Descartes kendisinden sekiz yaş büyük olan bu kişiye büyük bir saygıyla bağlandı. Isaac Beeckman, Caen Üniversitesi'nden ünlü bir tıp doktoruydu; matematikle ilgileniyor, matematik-fizik alanında önemli çalışmalar yapıyordu. Descartes ilk incelemesi Compendium musicae'yi (Müzik özeti) Isaac Beeckman için yazmıştır. "Müziğin konusu sestir, amacı hoşa gitmek ve bizde çeşitli tutkular uyandırmaktır" diye başlayan bu incelemenin bugün için büyük bir önemi yoktur. Ancak Descartes'ın Beeckman'la dostluğu Beeckman'ın ölümüne (1637) kadar sürmüştür. Descartes'ın Beeckman'a yazdığı mektuplar her satırında sarsılmaz bir dostluğun inceliklerini yansıtır. Örneğin Descartes 26 Ocak 1619 tarihli mektubunda şöyle der: "Mektubunuzu aldım, bekliyordum zaten. Ona göz atar atmaz müzikle ilgili notları görünce içim sevinçle doldu: beni unutmadığınızı daha nasıl gösterecektiniz? Bir şey daha bekliyordum, o benim için daha önemliydi: ne yaptınız, ne yapıyorsunuz, sağlığınız nasıl? İnanın bana, yalnızca bilimi düşünüyor değilim, sizi de düşünüyorum; yalnızca düşüncelerinizi değil, düşünceleriniz çok önemli ama, bütün bir insan olarak sizi düşünüyorum."

Descartes, ulusal dillerin Avrupa'da yeni yeni kendini bulduğu bir yüzyılda bazı yapıtlarını Latince, bazı yapıtlarını Fransızca yazmıştır. İlk incelemeleri Compendium musicae (1618) ve Regulae ad directionem ingenii (Usun yönetimi için kurallar) (1631) adlarından da anlaşılacağı gibi Latince yazılmıştır. Discorus de la méthode (Yöntem üzerine konuşma) Fransızca yazılmıştır ve 8 Şubat 1637'de Leyden'de Jean Maire yayını olarak çıkmıştır, filozofun basılan ilk yapıtıdır. Kitabın Latince çevirisi 1644'te yayımlandı, çeviriyi Descartes basılmadan önce gözden geçirdi (yayımcısı L. Elzevier). Yöntem üzerine konuşma bütünsel bir yapı ortaya koymaz, her bölüm ayrı bir konuyu işler. Bölümler arasında bağlantı bulunmadığı gibi, bazı düşünce tutarsızlıkları da görülür. Örneğin birinci bölümde neredeyse tümüyle mahkûm edilen Stoa felsefesi üçüncü bölümde benimsenir. Kitap ayrı ayrı makalelerden oluşmuş gibidir, belki de bu makaleler çok değişik zamanlarda yazılmıştır. Bu parçalı kitabın en önemli yanı Descartes'ın düşüncesindeki gelişimle ilgili tarihsel çizgiyi ortaya koyuyor olmasıdır.

Descartes'ın bir başka önemli kitabı Meditationes ilk olarak 1641 ve 1642'de Latince yayımlandı. 1641'de yapılan birinci baskı Paris'te Michel Soly yayınevinin baskısıdır: Renati Descartes, Meditationes de prima philosophia (René Descartes, İlk felsefe üzerine düşünceler). Kitaba altı bölümlük eleştiriler toplamı ve bu eleştirilere Descartes'ın verdiği yanıtlar eklenmişti. 1642 baskısı Amsterdam'da L.Elzevier Yayınevince yayımlandı, bu baskıya yalnızca birinci eleştiri eklenmişti. Kitabın Fransızca çevirisi 1647'de Paris'te Veuve Jean Camusat ve Pierre le Petit'de Méditations métaphysique de René Descartes (René Descartes'ın metafizik düşünceleri) çıktı. Çeviriyi Luynes Dükü yapmıştı ve birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, altıncı eleştirilerin çevirileri de kitaba eklenmişti. Çeviriyi Descartes baştan sona gözden geçirmiştir. Beşinci eleştirinin yerine Descartes'ın bir açıklaması konulmuştur.

Les Principes de la philosophie (Felsefenin ilkeleri) ilkin L. Elzevier'de 1644'te yayımlandı, Latince olarak çıktı: Renati Descartes, Principia philosophiae (René Descartes, Felsefenin İlkeleri). Yapıtın Fransızca çevirisini rahip Picot yapmıştır, çeviriyi Descartes gözden geçirmiştir. Yapıt 1647'de Paris'de Henri Le Gras'da çıktı. Felsefenin İlkeleri Descartes'ın daha önceki felsefe çalışmalarının geniş bir özeti gibidir ya da daha önceki çalışmalarıyla ilgili geniş çerçeveli bir açıklamadır. 1649'da Les Passions de l'âme (Ruhun Tutkuları) Hollanda'da basıldı. Yapıt İsveç kraliçesi Kristina'ya yollanmıştı. Descartes bu kitabında tutkular adı altında insan ruhsallığının çeşitli olgularını incelemiştir. Ruhun Tutkuları bir ruhbilim araştırmasıdır, aynı zamanda ahlak konularıyla pek ilgilenmeyen Descartes'ın insan ruhsallığından giderek geliştirdiği bir ahlak araştırmasıdır. Filozofun sağlığında basılmış olan yapıtları bunlardır.

Şimdi filozofun ölümünden sonra basılmış olan yapıtlarını görelim. Daha önce adını andığımız Compendium Musicae 1650'de Amsterdam'da çıktı. 1662'de Leiden'de Traité de l'homme'un (İnsan İncelemesi) Latince bir çevirisi yayımlandı. 1664'te Jacques Le Gras Le Monde de M.Descartes ou le traité de la lumière'i (Bay Descartes'ın dünyası ya da ışık incelemesi) yayımladı. 1657'de Charles Angot Lettres de M. Descartes'ı (Bay Descartes'ın mektupları) çıkardı. 1659'da mektuplardan bir cilt daha çıktı. 1664'de L'Homme de René Descartes (René Descartes'ın İnsanı), bir de Traité de le formation de foetus (Ceninin oluşumu üzerine inceleme) çıktı. Descartes'ın daha önce adını andığımız çok önemli ve bitmemiş yapıtı Regulae ad directionem ingenii (Usun yönetimi için kurallar) gün ışığına çıkmakta geç kalmış, bu arada elyazmaları yitip gitmişti. 1648'de yapılan Flamanca basılan bir kopyadan yararlanılmıştır. Regulae'nin Latince baskısı 1701'de çıktı. Bu kitapta yöntemle ilgili pek çok sorun ele alınır, ancak yalnızca yöntemin uygulamalı yanıyla ilgilenilir, köklü bir yöntem araştırmasına gidilmez. Kitapta on ikişer kuralı içeren üç bölüm olacaktır. Ne var ki filozof ilk on sekiz kuralı incelemiş, onları izleyen üç kuralı bildirmiş ama incelememiş, kalanına hiç dokunmamıştır.

1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9

20 comments

Adsız
22 Temmuz 2008 07:20  

şühe ettiğinden şüphesiz

Adsız
20 Şubat 2009 15:18  

EEEEEE ÇOK SIKICI

Adsız
22 Şubat 2009 19:41  

ilginç fikirleri varmış

Adsız
27 Şubat 2009 18:19  

" Şüphe Etmediğim Tek Şey Şu Anda Şüphe Ettiğimdir. "

Adsız
19 Nisan 2009 00:29  

ama ben bunları aramıyorum ki:(

3 Mayıs 2009 19:51  

çok sıkıcı be

Adsız
18 Ekim 2009 21:45  

anlayana güzel şeyler var=)

28 Ekim 2009 17:04  

bu benim adamım laaf yok

Adsız
31 Ekim 2009 19:22  

ödewim bu adam olmasa bakarmıydım okyrken baygınlık geçirdim yarısında pes ettim =)

adsız
4 Kasım 2009 14:44  

aynen ya cok uzun bende baygınılık gecırıodum

Adsız
9 Aralık 2009 17:22  

bu ne be çok saçma geliyo keşke bu dersten ödev almasaydım::::)

Adsız
4 Ocak 2010 20:14  

adam muhtesem deeeee!
descartes a laf yok adam tanrıyı kanıtlamıs be

Adsız
4 Ocak 2010 21:58  

evet kanıtlamış.....düşüncesinin en başında onun varlığını kabul ederek!!!!

Adsız
25 Ocak 2010 20:19  

cok düşünmüş az konuşmuş daha nekii...

Adsız
4 Nisan 2010 23:51  

Daha bu kadar yazıyı okuyamayan insanlar sıkıcı olduğunu yazmışlar. Ben 2 kitabını okudum bilmiyorum ama sıkılanlara tavsiyem bunları okumayı bırakıp daha böyle çok satan şeyler okusunlar onlara daha uygun. Tanrının varlığını onu kabul ederek kanıtlamış denmiş ilginç tamam tanrıya inanıyor ama şüphe ederken herşeyden süphe ediyor.

Adsız
4 Kasım 2010 18:46  

bişey anladıysam arap olayım daha açık yazılamıyormu bunlar beeee :)))

Naki AYDOĞAN
29 Kasım 2011 16:11  

@Adsız
"Düşünüyorum öyleyse varım"
Doğup, büyüğüp bu yaşam yolunda hayli yürümüşlüğüm var. Aldığım yol var. Ve halende yol almaktayım.
Her yazı bir yoldur. Her kitap aldığı yolu gözlemlemesiyle, canlı alemde kesişen yolları; kendi hayat yolunda anlatır.
Okuyanında sağlam yolu varsa yazı ne kadar uzun olursa olsun, kitaplar ne kadar kalın olursa olsun o yolu okuyarak çıkar. Anladığı yol, sonuç yol yine kendisinin aldığı yoldur. Kendi yolunun farkında olan okuya bilir ve her istenilen dersin hakkını veririr.
Benzengin birisi değilim ama burçlu kalmayıda sevmem, bu ve önceki sitede okuyarak aldığım yola bu kazandığım yolu bırakıyorum.

26 Mayıs 2012 22:10  

Şimdi biz(biz yani) "De-kart" diyoruz(Bir "xarte", yani "χάρτης" var mı acep düşüncede? Var olabilir, zira "μέθοδος" denen bir şey var ki "evler"e şenlik, içinde çok güzel bir "οδός" var, içinde yani o zaman ağaç var, çalılık var, çalılığın üstündeki kuş var, börtü böcek var, ter var, ayakkabı var, ıslık var, vızıldayan sinek var, beden var ne güzel hoş...Başka "ufuk" var yani "Horizon" yani demek ki "χορός", yani "finitio" yani demek ki "definitio" yani o zaman bir χορός varsa demek ki o zaman bir ἀφορίζω da var, yani o zaman...O zaman şenlikler var ki Avrupa'nın damarıdır Bruegel yaptı gördük biz de adı da "Le Combat de Carnaval et Carême"di, sonra Goya var yazık Goya'ya zira tımar edilmiş gözünü sevdiğim İspanyolu var...Yani bunlar "εστί"..Zira felsefe "de"[ Yani bir imperatif olarak "de"..."say","dit"] sonra da "τί εστί" de...yani "ne var?" ama "ne oldu?" değil;biz hala kozmogonik kafalardayız yani kozmolojiye geçemedik , "ne var lan ne oldu" diyoruz sürekli; yani "olmakta olanı" "olmuş olanın" ifadesi olarak kabul ediyoruz[uz].Bırak artık sanane, ne olduysa oldu, sen ey Dasein, ne var? diye sormaya devam etsene...Neyse konu dağılmasın.Biz en son bir yolda nasıl yürülür,gezilir,koşulur["discours"] ona bakıyoduk sanırım.)?

Adsız
20 Ocak 2013 20:29  

eğer bir şeyi anladıktan sonra sıkıcı buluyorsak bu olabilir ama anlamadan bir şeylere sıkıcı demek çok kolaydır. Bu ne diğer okuyacak olanlardan ne de metinden kaybettirir. Bilmeden reddettiğimiz için ancak bizden kaybettirir. Descartes hastası değilim, Yöntem Üzerine Konuşmanın iyi bir çeviriyle gayet iyi olduğunu düşünüyorum. "Yorumlamak bizlere düşmez koca Descartes" değil elbette yorumlamak bizlere düşer ancak inceleyip anladığımıza emin olduktan sonra.

Adsız
2 Kasım 2013 19:19  

Senin ömrün yollarda gecmiş galiba otur biraz dinlen...

facebook

twitter

İzleyiciler

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP