TÜRK DÜŞÜNCE TARIHINE GIRIŞ

GiRiŞ

Türklerin Islâmiyetle ilgilenmeleri M.S. VIII. yüzyıla rastlar. Hilâfetin Emevilerden Abbasilere geçişinde. Türklerin de rolü olmuştur. Abbasi yönetiminde bir çok Türk yöneticisinin görev aldığını görmekteyiz. Bu da Maveraünnehir'de oturan Türklerin daha çok islâmiyetle ilgilenmesini sağlamıştır. Bu arada Abbasi halifelerinden Mu'tasım'ın Türklerden meydana gelen bir hassa ordusu kurduğunu da zikretmek yerinde olur. (M.S. 835)

Islâmiyetin Türkler arasında yayılmasında ticari ilişkilerin ve kültür alışverişinin önemli etkisi vardır. Ticaret kervanları ile beraber yolculuk eden mutasavvıf kişiler yani dervişler, Türk toplumu arasında islâmiyetin yayılmasına öncülük etmişlerdir. M.S. X. yüzyılda Türkler büyük kitleler halinde müslüman olmuş bulunuyordu. Bu yeni dinsel akım etrafında toplanan Türkler, aynı zamanda siyasi güç olmağa başladılar.

Türk aristokrat ailelerinin kimi zaman kendi gönülleriyle Islamiyeti kabul ederek Arap Devleti hizmetine girmeleri, Türk toplumunda kültür yenileşmesinin de nedeni oldu. M.S. IX. Yüzyıldan itibaren Türkistan'dan Batıya doğru bir kültür dönüşü başlamıştı. Türklerin önemli bir bölümü Batıya doğru göç ederek Sırderya ve Zerefşan havzalarına yerleşiyorlardı. Türklerin önemli bir bölümü de M.S. 920-960 yılları arasında Islâmiyeti kabul etmiştir. Böylece Türkler daha önce etkisinde kaldıkları Buddha, Mani, Hıristiyan ve Şaman dinlerinin yarattığı kültürden islam kültürüne yönelmişlerdir. Islam mezheplerinden özellikle şiilik, Türkler üzerinde daha kolay etki yapmıştır. Peygamberin amcasının oğlu Ali'nin çocuklarına Emevilerin zulmetmesi, daha sonrada hilâfete geçen Abbasilerin taht tasası yüzünden onları tedirgin etmesi, devlet gücünün ulaşamadığı yerlerde Silliğe ilgiyi artırıyordu. Daha sonra Aleviliğin de doğmasma neden olan bu akım, şamanlık, Buddha ve Mani dinlerinin kalıntılarını töre halinde yaşatan Türklerin Psikolojisine uygun geliyordu. Böylece Türkler, Sünnet Ehli'nin sıkı kuralları yerine raksa, musikiye, şiire ve kadın özgürlüğüne olanak veren tasavvufa ve özellikle Şii düşüncelere daha çok yaklaşıyorlardı. Dervişlerin eski kamlarm yerini alarak bir takım ince sözlerden ve gizlerden söz etmeleri de Türk toplumunun dinsel ve düşünsel yapılarını geniş ölçüde etkiliyordu. Böylece halk kitleri arasında dervişlere karşı saygı son derece yaygın hale gelmişti.

Demek oluyor ki Arabistan'da bir yandan Hint, Iran ve Yunan felsefesinin, öte yandan islam zühdünün etkisiyle IX. yüzyılda başlayan tasavvuf akımları Türkler arasında kolayca yayılıyordu. Üstelik Türk toplumuna Mani, Buddha ve Şaman dinlerinin de etkisiyle daha içli, daha derin bir biçimde giriyordu. Bir takım tanınmış dervişler toplumu etkiliyor ve öncülük yapıyordu. Bu dervişlerden en etkilisi ve Türk düşünce tarihinde büyük yeri olan zat Ahmet Yesevi'dir.

Ahmet Yesevi'den önce Herat, Nişabur ve Merv dolaylarında IX. Yüzyılda, Buhara ve Fergana dolaylarında da X. Yüzyılda bir çok mistik kişilerin isim yaptığına tanık olmaktayız. Bunlar arasında Muhammet Maşuk Tusi ile Emir Ali Ebu Hayr'ı zikredebiliriz .

Fergana'da kendilerine Bab yahut Baba ad ı verilen şeyhler yeni bir bir anlayışla Islamiyeti halka anlatmışlardır. Hz. Muhammed'in söylenti halinde Ashabından olduğu ileri sürülen Arslan Bab, ozanların piri Korkut Ata, Çoban Ata, halk arasında Ahmet Yesevi'nin çıkışından önce tasavvufu yaymışlardı. Ahmet Yesevi Türkistanda, Sayram'da 1050 tarihi dolaylarında doğmuştur. Onun görüşleri bir kaç yüzyıl sonra doğmuş olan Bektaşilik, Mevlevilik ve Nakşbendilik akımlarını etkilemiştir. Yesevi H. 53—M. 1140 da ölen Şeyh Yusuf Hemedaninin öğ rencisi olmuştur. Yesevi Arapça ve Farsça bildiği halde Doğuya ait bir Türkçeyle ahlaki ve tasavvufi manzumeleri içeren Divan-ı Hikmet'i yazdı . Görüşlerinde ve tapınma kurallarında eski Türk dinlerinin kalıntıları görülür. Hoca Ahmet Yesevi, H. 562—M. 1167 de ölmüş ve fakat görüşleri yüzyıllarca Harezm, Kıpçak, Horasan, Maveraünnehir. Azerbaycan ve Anadolu'yu etkilemiştir.

— Türk Tasavvufunun Başlıca Özellikleri

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP