Francis Bacon - DENEMELER

Baron Verulam, Viscount St. Albans Francis Bacon'ın (1561-1626) yaşadığı dönem, İngiliz toplumsal tarihinde, çelişkilerle, kıyasıya çatışmalarla, apansız değişmelerle, yeniliklerle dolu bir çağdır. Ülke yönetiminde, içdış ticarette, denizaşırı sömürgecilik serüveninde, sanatta, gündelik yaşayışta büyük girişimlerin, büyük kazançların, büyük yitirişlerin çağıdır bu. Alınyazısının insanları başdöndürücü bir hızla ünün doruğuna çıkardığı, sonra hiç umulmadık bir anda yerden yere çaldığı, yeni zengin orta tabakanın azılı bir yükselme yarışı içinde, düzenlerle dolaplarla kendini için için yediği bir dönem, insanlık tarihinde yeni bir çağ başlatmış olan Rönesans'ın etkileri İngiltere'de bu dönemde duyurur kendini.

Ortaçağ dünya görüşünün temelindeki skolastikçi felsefenin çatırdaması; kilisenin katı yetkileri üstüne temellenmiş din egemenliğinin sarsılması; derebeylik düzeninin yıkılmasıyla, soykütüklerine değil kesesinin ağırlığına güvenerek politika yapan yeni zengin orta tabakanın ülkelerin yönetiminde söz sahibi olmaya başlaması türünden gelişmeler İngiltere'de etkilerini bu dönemde göstermektedir. Denizaşırı keşiflerin açtığı yeni ülkelerde hızlanan sömürgecilik yağmasında İngiltere, İspanya'nın yanısıra en başta yarışmaktadır. Kraliçe Elizabeth'in 1558-1603, Kral I. James'in 1603-1625 yılları arasındaki saltanatını aşağı yukarı bu yeni gelişmelerle bunların sonuçları belirler. Francis Bacon da tam bu süre içinde yaşar. Yaşadığı toplumda, bir yanda yoksulluk, ortaçağ dünya görüşünden artakalan boş inançlar, saplantılar, bir yandan da zenginlik, gösterişli yapılar, göz kamaştırıcı süsler, maskeli oyunlar, tantanalı geçit törenleri, olağanüstü bir incelik, çokyönlü bir beğeni yer alır. Din alanında bir yandan en köklü değişiklikler yapılmaya çalışılırken, bir yandan da en softa akımlardan biri olan Puritancılık hızla gelişir.

Francis Bacon da gerek düşüncesi, gerek yüklendiği görevler, gerekse yapıtları bakımından çağının bu zengin barok çokyönlülüğünü taşır. Onun kişiliğinde de karşıtlıklar yan yanadır. Bir yandan ortaçağ artığı skolastikçi düşünceye, o düşüncenin baş silahı olan Aristoteles mantığına savaş açar, öte yandan Copernicus, Kepler, Galilei gibi bilginlerin buluşlarına kuşkuyla bakar, Copernicus'u değil, yanlışlığı kanıtlanmış yermerkezli evren görüşüyle Ptolemaios'u benimser. Çağdaşı William Gilbert'in bulduğu magnetik yasalara, William Harvey'in kan dolaşımıyla ilgili açıklamalarına inanmaz, ama öte yandan tümdengelimci Aristoteles mantığının karşısına araştırıcı, somut gözlemci bir kafayla çıkarak, modern deneysel bilimlerin çekirdeği olan tümevarımcı yöntemin temellerini atar. Çağının büyüklüğü ve tutuculuğu, tantanası ile hesapçılığı onun kişiliğinde de yan yana, iç içedir. Küçük yaşta devlet adamı olmayı kor kafasına, kendini bu amaçla yetiştirir, ama özlediği önemli devlet görevlerine ancak uzun bekleyişlerden, kırgınlıktan, nice çabalardan sonra ulaşabilir. Yargıçlık görevinin en yüksek aşamasında sekiz yıl hizmet eder, "kendini en güçlü duyduğu anda" birden düşerek bir köşeye itiliverir. Böylece çağın sürekli dalgalanmaları içinde o da, ünün doruğundayken alınyazısının bir cilvesine uğrar, yuvarlanıverir. Onun yaşamı da çağının zenginlik ile yoksulluk, ün ile düşüş, tutarlılık ile tutarsızlık, akıl ile boş inanç arasında dalgalanan çizgisinde akar.

Bacon'ın yetenekleri, ilgilerindeki evrensellik, düşüncesindeki esneklik, araştırıcılık çağının pek az kişisinde vardır. Geçmiş gelenekleri, yöntemleri tanır, çoğunu benimser, ama bununla kalmaz, o geleneklerle yöntemlerin hepsini, umulmadık yeni gözlemlerle, kökten değişikliklerle aşmasını da bilir. Duyguda düşüncede, yöntemde, böylesine bir esneklikle kıvraklık, barok bir yaratıcı kafanın özelliğidir. Belli birtakım yüksek ülküleri vardır, ama ülkülerin soyut düzeyinde kalmaz, işe nesnel deneylerden, uygulamadan başlanacağını bilir. Büyük doğal akışın, evrenin gidişinin, yalın nesnelerin tek tek gözlenmesiyle kavranabileceğini görür.

Yaşayışında olsun, düşüncelerinde olsun, değişiklikler, aşırı dönüşler, çelişik tutumlar gösterir boyuna. Çağının yaygın modası olan maskeli saray oyunlarındaki kişilerin, büyülü bir dokunuşla herhangi bir hayvana ya da bir canavara, sonra birden gene insana dönüşmeleri gibi tıpkı. Tanrısal ile insanca, en yüce ile en bayağı, inanç ile akıl, soyut ülkü ile somut uygulama Bacon'ın kafasında trajik bir denge içinde yan yanadır.

II

Francis Bacon 22 Ocak 1561'de doğdu. Babası Sir Nicholas Bacon, yirmi yılı aşkın bir süre Kraliçe Elizabeth'in mühür bakanlığını, danışmanlığını yapmış, dürüstlüğü ile tanınmış ünlü bir devlet adamıdır. Küçük Francis daha çocukluğunda Elizabeth'in sarayına girip çıkmaya başlar, orda gördüğü tantanayla gözleri kamaşır. Kraliçe Elizabeth'in o zamanlar kendisinden şaka yollu "küçük mühür bakanım" diye söz etmesi, Bacon'ın saray görevlerine, devlet işlerine erken yaşta ilgi duymasına yol açmış etkenlerden biri olmalı. Babasının ikinci evliliğindeki eşi Lady Ann'ın Bacon ile kardeşi Antony'nin yetişmesinde büyük payı olduğu söylenir. Lady Ann, Kral VI. Edward'ın özel öğretmeninin kızı, öğrenimli, aydın, titiz bir kadındır. Yunancayı Latinceyi çok iyi bilir, bu dillerde mektuplar yazar, din konusunda ise koyu bir Kalvincidir. Bacon'a çalışkanlığı, bir amaca bağlanmayı, değişik konulara ilgi duymayı, analığı Lady Ann öğretir. Bacon'ın bu kadına ne büyük bir saygı duyduğunu, onun yattığı kiliseye gömülmek istemesinden anlıyoruz.

On iki yaşında Cambridge Üniversitesi'nde Trinity College'a girer Francis Bacon, dört yıl sonra Londra'da bir hukuk okulu olan Gray's Inn'e kabul edilir. 1577'de Kraliçe Elizabeth'in Fransa Büyükelçisi Sir Amyas Paulet'in yanına gönderilir. Üç yıla yakın bir süre kalır Fransa'da. Babasının ansızın ölümü üzerine İngiltere'ye döndüğünde, Elizabeth çağı Londra'sının yarışçı toplumunda geçimini sağlamak için yollar aramaya başlar. Babasından pek az şey kalmıştır kendisine, üstelik babasının ölümüyle, yüksek devlet görevlerine atanmasında destek olabilecek en önemli kişiyi de yitirmiştir. Çetin bir dönem başlar Bacon'ın yaşamında.


- DENEMELER -

-Gerçek Üstüne
-Ölüm Üstüne
-Dinde Birlik Üstüne
-Öç Üstüne
-Mutsuzluk Üstüne
-Yapmacık ile İkiyüzlülük Üstüne
-Ana Babalarla Çocukların Üstüne
-Evlilik ve Bekarlık Üstüne
-Çekememezlik Üstüne
-Sevgi Üstüne
-Yüksek Görevler Üstüne
-Ataklık Üstüne
-İyilikle Huy Güzelliği Üstüne
-Soyluluk Üstüne
-Ayaklanmalarla Toplumsal Kargaşalıklar Üstüne
-Tanrıtanımazlık Üstüne
-Boş İnanç Üstüne
-Gezi Üstüne
-Ülke Yönetimi Üstüne
-Ögüt Üstüne
-Kurnazlık Üstüne
-Bencilin Çıkarcılığı Üstüne
-Yenilikler Üstüne
-Tezcanlılık Üstüne
-Bilge Görünmek Üstüne
-Dostluk Üstüne
-Para Harcamak Üstüne
-Krallıklar ile Devletlerin Gerçek Büyüklüklügü Üstüne
-Saglıgın Korunması Üstüne
-Kuşku Üstüne
-Söyleyişi Üstüne
-Sömürgeler Üstüne
-Zenginlik Üstüne
-Gelecegi Bilmek Üstüne
-Yükselme Tutkusu Üstüne
-İnsan Yaradılışı Üstüne
-Alışkanlık ile Eğitim Üstüne
-Talih Üstüne
... devam edecek

7 comments

MAHİR KANIK
13 Ocak 2009 18:10  

hepsini okudum.devamını bekliyorum.çok yerinde tesbitleri olduğunu düşünüyorum baconun ve gözlem yeteneği gerçekten çok üstün.fakat hayatını anlatırken felsefesi üzerine fazla durulmamış.modern mantık üzerinde çok etkili birisi olduğunu biliyoruz bunu daha da açan bir makale de bekliyorum.

MAHİR KANIK
20 Ocak 2009 16:01  

Krallıklar ile Devletlerin Gerçek Büyüklüklügü Üstüne harika bir deneme bacon beni çok etkileyen bir filozof hastayım bu adama:))yer yer bizimle de ilgili tesbitleri var çok nesnel bir filozof taraflı baktığı söylenemez.devamını heyecanla bekliyorum baconun denemelerinin değerli filozof (admin)

Adsız
13 Ekim 2009 15:27  

biraz daha bekliyorum

murat
13 Ekim 2009 18:44  

süper yha büyük bir hayranlıkla okudum devamını bekliyorum lütfen acele edin

Adsız
14 Temmuz 2011 03:09  

Bacon'u okuyupta hayatı tüm yönleriyle daha iyi anlamayacak bir insan yoktur eminim

15 Temmuz 2011 03:21  

F.Bacon her satırında yeni bir bilgi yeni bir tecrübe kazandırıyor bana.Bundan mükemmeli olamaz...

Adsız
9 Kasım 2011 12:45  

diğer denemelerini de eklerseniz sevinirim.

facebook

twitter

İzleyiciler

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP