DÜŞÜNDÜREN DÜŞÜNCELER


BLAİSE PASCAL ( 1623-1662 )



BÖLÜM-1-


1-yeryüzünde insanın yoksunlugunu ve tanrının kayırıcılıgını göstermeyen bir nesne yoktur.üstelik tanrısız bir insanın güçsüzlügünüde,tanrıya inanın güçlülügünüde.

2-sizin için iyi düşünülmesini ama bundan söz edilmemesini isteyin.

3-ölümden korkmak,sakıncalı bir durumdan uzak kalmaktır,sakıncalı durumda bulunmak degil,önce insan olma geregi vardır.

4-gerçeklerin herbiri kendi dogasını düzenler.bizim becerimiz başka varlıklarda kendine yer yapar,ancak bu dogal degildir.her nesne kendi yerinde durur.

5-dine karşı savaş açanların önce hangi dine karşı savaş açtıklarını ögrenmeleri gerkirdi.

6-kanlıdır son sahne,nitekim bütün öteki oyunlarda,güldürücüde güzeldir,sonunda başına yıkılır insanın dünya,işte hep böyledir sonuç.

7-konuşmada begenilme ve etkili olma gereklidir:ancak begenilmedende anlaşılması gereken gerçekliktir.

8-sözcüklerin degişik dizimi,degişik bir içerik ortaya koyar;içeriklerin degişik dizimi ise degişik bir etki yaratır.

9-bilgisizlikle uyum içine giren bir unsurun us olarak degeri yoktur.

10-bir sürü insan düşünülsün,baglılıklara vurulmuş,ölüm yargısına çarptırılmış,bunlardan hergün birkaçı ötekilerin gözü önünde bogdurulsun.geri kalanlar kendi özel durumlarını öteki arkadaşlarının alınyazılarını görünce anlarlar,birbirlerine üzüntülü,umutsuz bakarlar sıra kendilerine gelinceye degin.işte buna benzer insanların durumuda.


BÖLÜM-2-


1-Ben Kopernikus'un düşüncesinin uzun boylu araştırıldıgını sanmıyorum. oysa bundan çok daha önemlidir bütün yaşam için ruhun ölümlü mü,ölümsüz mü oldugunu bilmek....

2-bizimle Tanrı,birde gök arasında yanlızca yaşam vardır - bir yargının yaşamı - bu ikisinin arasında ise evrenin şu dayanıksız varlıgı bulunur.

3-üç türlü insan vardır:biri tanrıyı bulduktan sonra çalışır durur onun için.ötekiler aramaya koyulmuş tanrıyı; ugraşırlar,şimdilik bulamamışlar onu daha.sonuncular ise aramadan,bulmadan yaşayıp giderler tanrıyı birinciler us'ludur,mutludur;sonuncular çılgındır,ortada kalanlar ise mutsuzdur,us'ludur.

4-doga bütün gerçeklerini birbirinden ayırıp koymuş ortaya.sanatımız ise birbiri içine koyuyor onları.dogaya uygun degil bu,özel bir yeri vardır her nesnenin.

5-doga kendi kedini işler,iyi topraga ekilen çigit yemiş verir,dogru bir anlayış gücü içine konan ilkede yemiş verir.dogru bir anlayış gücü içine konan ilkede yemiş verir.


BÖLÜM-3-


1-insan kuşkulanmanın da,onaylanmanın da,uymanında nerede gerkli oldugunu bilmelidir.böyle davranmayan usun erkinden anlamaz.bu üç ilkeden yoksun insanlar vardır.onlar kanıtlama sanatından anlamadıkları için kanıtlama gücüne dayanarak iş göremezler,neye baglı kalmanın gerektigini bilmediklerinden her nesneden kuşkulanırlar.yada ne zaman yargı vermenin gerektigini bilmeyişleri yüzünden her konuya evet derler.

2-insan gerçekligi bulma yolunda neye yardım ettigini bilmelidir,yaşamını düzene koymadada gereken işi görmeli en azından,bundan daha dogru bir nesne olmasa gerek.

3-insanın gerçek yapısı,onun gerçek saglıgı,gerçek erdemi,gerçek dini olan konulardır.bunların bilgisi birbirinden ayrılamaz.

4-aklın son adımı nesnelerden gelen bir sonsuzluk olan bilgidir,bu nesneler aklı aşarlar,akıl bu bilgiye varamazsa yetersiz kalır.

5-dogal olaylar aklı aşarken dogaüstü olanlar konusunda ne söylemelidir.


BÖLÜM-4-

1-akla baglı kalmak,aklı kullanmak,işte gerçek hristiyanlık buna dayanır.

2-inanç,söyleyemedigini söyler yanlız,onların söyledigine karşıt bir şey söylemez.inanç,duyguların üstündedir,ancak onlara karşıt degildir.

3-her kişi kendince bir tanrı yaratır.

4-tanrıtanımazlık güçlü bir anlayış gücünün belirtimidir.ancak belli bir aşamaya degin.

5-tanrıtanımazlar,hangi kanıt vardır elinizde insanın bir daha dirilmeyecegini söyleyebilmeniz için? bir kez bile olmamış yada olmuş olan,bir kez daha olmaz mı? varolmak yada geri dönmek daha mı güçtür? alışkanlıkların biri bize kolaylık saglarken öteki alışkanlık da yanılmayı olanaksız gibi gösteriyor,işte kabataslak yargıda bulunma türüdür bu...

6-nedir şu insanlarla oluşa gelen;küçügü eleştirirler;büyüge inanmazlar,bu ne iş!

7-düşüncem içinde yerleşip kaldıgımdan ne olamayacagını seziyorum.annem ben dogmadan önce ölseydi bende olmayacaktım,öyleyse ben gerekli bir varlık degilim.sonsuz ve sınırsızda degilim,ancak dogada (evrende) gerekli sonsuz,sınırsız bir varlıgın oldugunu görüyorum.

8-toplum anlayışına,insan özüne karşı yönelen tek bilim,boyuna insanlar arasında varolan,biricik bilimdir.

9-alışkanlık bizim dogamızdır.inanmaya alışanın,inanca baglananın tamu'dan korkacak durumu yoktur.o başka bir nesneye inanmaz artık.

10-dogal,politik olan toplulukların üyeleri toplumun mutlulugu için çaba gösterirse topluluklar kendiliginden başka,daha genel bir bütünlük için ugraşır,onların üyeleri olurlar.kişi toplum için çalışmak zorundadır.


BÖLÜM-5-


1-bizim dinimizden başka,insanın suçla birlikte dogdugunu söyleyen başka bir din yoktur.felsefe çıgırları içinde de birinin dogru söyledigini söyleyen yoktur.bir tek din,bir tek tarikat bile yeryüzünde sürekli olmamaıştır.

2-ben gönlün yaradılıştan bütün nesneleri kapsayıcı bir varlık oldugunu,gene yaradılıştan kendi kendine sevgi duydugunu,bu ikisinden birine karşı,duruma göre egilimde bulundugunu,seçimine göre birine,yada ötekilere karşı katılık gösterdigini söylüyorum.

3-alışılmış ilkeler degilse bizim dogal ilkelerimiz nelerdir? bu ilkeleri çocuklar bile babalarının alışkanlıgından edinmiştir,hayvanlarda görülen avlanma gibi.başka bir alışkanlık bize başka dogal ilkeler verecek,enemeden alınır bütün bunlar.böyle alışkanlıgı dagıtmayacak bir durum varsa,alışkanlık dogaya karşıdır,doga ile ikinci bir alışkanlıgın kökünden söküp atamadıgı alışkanlık,dogaya karşıdır.buda yaradılışa baglıdır.

4-bir yokolmaya görsün insanın gerçek özü,ne varsa öz olur ona:gerçek iyi yitip gittikten sonra her nesnenin gerçek iyi olabilecegi gibi.

5-insan için en önemli davranış,tüm yaşamı boyunca geçerli bir ugraş seçebilmesidir:bu konuda olasılıgın etkisi vardır.alışkanlık insanı duvarcı,er,yapı işçisi v.s yapar."bu iyi,becerikli bir yapı işçisidir", denir.birde er'lerden sözedilmek istendinginde:"bunlar gerçek atak insanlardır",diyende çıkar.ötekiler ise karşıtını ileri sürer:"savaştan daha sarsıcı bir olay yoktur,insan kalıntıları bir yüzkarasıdır." oysa çocuklukta askerlik çok övülürdü.ötekiler yerilirdi,öyle söylenirdi.alışkanlıklar dogadan dolayı sevilir,çılgınlıklardan korkulur,dogrusu budur.bizi igneleyen ise şu sözlerdir hep:insan davranırken suç işler.işte öylesine büyüktür gücü alışkanlıgın,doganın insanlara yaptıgı,insan durumlarına yüklenir.


8 Yorumlar

Adsız
20 Temmuz 2009 21:24  

adamin düsünceleri anliyan olmamistir ki yorum yapal olsaydi:)

Adsız
17 Eylül 2009 05:21  

anlayan cok ama yorum yok sadece

22 Mart 2010 11:52  

olmaz mı tabiki olmuştur ama işlerine gelmemiştir;)

Adsız
28 Nisan 2010 17:42  

diyoruz ki adamlar kaç yıl önce yaşamış ama yinede bu gün birçok yerde anılıyorlar ki onların döneminde bu kadar geniş olanaklar varmıydı?insanların düşünceleri dünya geliştikçe gelişmesi gerekirken bence yerinde sayıyor vala adam çok güzel yansıtmış gerçekleri

26 Haziran 2010 01:17  

o kadar zeki insanlarki kurduğu cümlede geçen kelimeleri dahi hangi anlamda kullandığını birbirlerine nasıl bağladıgını ne demk istediğini anlayabilmek için verdiiğim çaba görülmeye değer !!!

Adsız
24 Ocak 2012 11:49  

BU FİLOZOF DÜŞÜNCELRİNDEN VE FELSEFEDEN ANLAYANA HELAL OLSUN ŞAHSEN BEN HİÇ ANLAMIYOM

19 Ekim 2012 19:45  

gayet anlaşılır ve mantıklı eleştirebileceğim pek fazla bi sözü yok

Adsız
6 Şubat 2015 12:27  

İnsanın yapısı yazısıda okunmaya deger

http://dusundurensozler.blogspot.com/2015/02/insanin-yapisi.html

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP