Ekzistansiyalizm Bir Hümanizma Mıdır?

J.P. Sartre

Bu konuşmamda Ekzistansializmi kendisine yöneltilen bir sürü yermelere, kınamalara karşı savunacağım. Bunlardan birincisi ekzistansiyalizmin, insanları bir umutsuzluk dalınca (seçkincilik -kietizm) içinde kalmaya çağırdığıdır. Bütün çözüm yolları tıkalı bulunduğuna, bu bakımdan şu dünyada her eylem boş olduğuna göre, insan sonunda salt gözlemci bir dünya görüşüne saplanırmış -ki bu da ayrıca bir lüks tutum olarak insanı bir burjuva felsefesine götürürmüş. Bu yermeler özellikle komünistlerden geliyor.

Öte yandan biz insanoğlunun hep kötü yanını belirtiyor, çirkini, kuşkuluyu, boğuntuluyu gösteriyor, bir sıra gülen güzelliklere, insan doğasının aydınlık yanlarına yan çiziyormuşuz. Örneğin Katolik eleştirmen bayan Mercier'ye göre çocuğun gülüşünü unutuyormuşuz.

Her iki çeşit yermeğe bakılırsa biz insanca dayanışmaya değer vermeyerek insanın tekliğini, yalnızlığını öne almışız. Bu da daha çok -komünistler böyle diyor- çıkış noktası olarak öznelliği (bencilliği) almamızdan geliyormuş, yani Cartesien ilkeyi (düşünüyorum öyleyse varım) benimsememizden. Başka bir deyişle bu "insan yalnızlığı içinde kendine geldiğinde" demek olduğundan bu çıkış noktası bizi Ben dışında kalan, "Cogito" ile erişilemeyecek olan insanlarla dayanışıp destekleşmekten alıkoyuyormuş.

Hıristiyanlarca yerilmemizin bir sebebi insanların giriştiği işlerin gerçekçilik ve ciddiliğini sözde yadsımamızdır. Öyle ya, Tanrı buyruklarını ve sonsuzlukta yazılı değerleri hiçe sayarsak, insanı başıboş koyvermiş olur, her kişiyi cam ne isterse yapmakta serbest bırakarak, kimsenin kendi bulunduğu yerden elin tutumunu kınamasına, yargılamasına yer bırakmamış oluruz.

İşte bu gibi yermelere bugün cevap vermeye çalışacağım. Onun için de bu konferansa "Ekzistansiyalizm bir hümanizma mıdır?" adını koydum. Birçokları hümanizmanın burda işi ne diye düşünüp şaşacaklar, ama sabredip amacımızı bir anlasınlar. Her şeyden önce şunu söyleyelim ki bizce ekzistansiyalizm insanın yaşayışını mümkün kılan bir öğreti olup, her gerçeğin, her eylemin bir çevreyi, bir de benliği içerdiğini söyler. Bilindiği gibi, bize yöneltilen başlıca yerme, insan hayatının kötü yanını abartmak, belirtmektir. Son günlerde bana bir küçük fıkra anlattılar. Bir bayan sinirli bir halinde ağzından çirkin bir söz kaçırınca yanındakilerden özür dileyerek söylenmiş: Ben de ekzistansiyalist mi oluyorum ne?

Fıkradan anlaşıldığı gibi ekzistansiyalizm çirkinlikle bir tutuluyor, bu bakımdan bize bir de "natüralist" adı takılıyor. Tutalım ki öyleyiz, yani natüralistiz, ama bizim asıl natüralistlerden daha çok yadırganmamıza, öfke uyandırmamıza ne demeli? Emile Zola'dan örneğin bir "Toprak"ı kolayca yutup sindiren biri ekzistansiyalist olduğu söylenen bir roman okudu mu midesi bulanıyor.

Ulusların gerçekte hep üzgünç olan bilgeliğinden kendisi için rahatça yararlanan biri, bizi onlardan da daha üzünçlü (hüzün ve keder verici) buluyor. Oysa halk hikmetlerinden olan "insana en yakını yine kendisidir" ya da "Uşağı kral yap da seni uşak yerine koysun" gibi sözlerden daha hayal yoksulu ne olabilir? Halkların bilgeliği denilen şeyler hep buna benzer beylik özdeyişlerdir. Bunlara göre: Yerleşik güçlere karşı koymamalı, akıntıya kürek çekmemeli, çizmeden yukarı çıkmamalı, geleneğe uymayan her davranış abestir, romantiktir, sınanmış kurallara dayanmayan her girişim başarısız kalır, yaşantımız insanların hep geriye, aşağıya doğru ağır bastığını, onlar sıkıca tutulmazsa anarşi doğacağını gösterir vb... Gel gör ki, bu zavallı hikmetleri ağızlarında sakız edenlere az çok bir davranışı haber verecek olsanız "insan hali" deyip geçerler. Bir yandan açık saçık türkülere bayılır, bir yandan da ekzistansiyalizmi karamsarlık, kötümserlikle suçlarlar. Öyle ki hep kendi kendime sorasım gelir: Bu insanlar sakın ekzistansiyalizmin kötümserliğinden daha çok iyimserliğine kızmasınlar? Size açıklayacağım öğretide ürkütücü olan, onda insanlara bir seçme payı bırakılmış olması mıdır acaba? Bunu anlamak için konuyu sıkı fılozofık alanda bir daha gözden geçirelim.


- Ekzistansiyalizm Nedir?

- Ahlak ve Estetik

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP