SEÇMELER - 3

ON İKİNCİ BÖLÜM

"Yen Yüan"


I - Yen Yüan, 'üstün erdem'i sordu.
- Üstat dedi ki: "Bir kimse benliğine egemen olursa ve toplum kurallarına bağlı kalırsa, o kimseye 'üstün erdemli kimse' denir. Bir kimse, kendine egemen olur ve toplum kurallarına bağlı kalırsa, dünyada herkes ona 'üstün erdemli kimse' diyecektir. Üstün erdemli olmak, o kimsenin kişiliğinden mi, yoksa başkalarından mı gelir?"
- Yen yüan dedi ki: "'Üstün erdemli' olmanın yollarını sorabilir miyim?"
- Üstat yanıt verdi: "Toplum kurallarına aykırı olan şeyleri dinleme. Toplum kurallarına uygun olmayan şeyleri yapma, konuşma ve onlara önem verme." Yen Yüan dedi ki: "Ben pek zeki değilim; ama, bunlar üzerinde çalışacağım."
II - Chung-kung, 'üstün erdem'i sordu.
- Üstat yanıt verdi: "Ülke dışına çıktığında, herkese sanki büyük bir konuğu kabul ediyormuşsun gibi davran. Sanki bir kurban töreninde görevliymişsin gibi halkına hizmet et. Kendine yapılmasını istemediğin şeyleri başkasına yapma. Gerek ülkende, gerekse ailende kendine karşı bir yakınmada bulunulmasına yol açma." Chung-kung dedi ki: "Öyle pek yetenekli değilsem de, bunlar üzerinde çalışmayı bir ödev bileceğim."
III - Ssu-ma Niu (81) 'üstün erdem'i sordu.
- Üstat dedi ki: " 'Üstün erdem'i olan bir insan, konuşmalarında sakıngan ve yavaştır." Niu, "Konuşmalarında sakıngan ve yavaş olan kimse, 'üstün erdemli' kimse midir?" dedi.
- Üstat dedi ki: "Bir insan, bir şey yapmakta zorluk çekerse, bu insan konuşmalarında sakıngan ve yavaş değil midir?"
IV - Ssu-ma Niu, 'üstün insan'ı sordu. Üstat dedi ki: "'üstün insan'ın ne kaygısı, ne de korkusu vardır!" "Kaygısı ve korkusu olmamak bir insanı 'üstün insan' yapar mı?" diye Niu heyecanla sordu.
- Üstat dedi ki: "Bir insan, vicdanında yanlış birşey yapmadığına inanıyorsa, neden kaygı duysun? Neden korku duysun?"
V - Ssu-ma Niu, kaygıyla dedi ki: "Herkesin erkek kardeşleri var, yalnızca benim yok."
- Tzu-hsia ona dedi ki: "Şunu işittim: ölüm ve yaşam, göğün buyruğudur. Varsıllık ve onursa, yazgının işidir. 'Üstün insan' hep saygı görür ve başarısızlığa uğramazsa, başkalarına saygılı olur ve törenlere bağlı kalırsa, bütün dünyada herkes onun kardeşi olur. 'Üstün insan', kardeşleri olmadığı için neden üzüntü duysun?"
VI - Tzu-chang, 'akıllı bir insanın nasıl olması gerektiğini' sordu.
- Üstat dedi ki: "Ayrımında olmadan zihinde yer eden karaçalmalardan ve insanı ürküten sözlerden kendisini uzak tutabilen kimse, akıllı ve uzak görüşlüdür."
VII - Tzu-kung, 'hükümet'i sordu. Üstat dedi ki: "Bir hükümet için gerekli olan şeyler, yeter derecede besin, askerlik araç gereçleri ve halkın hükümdarına güveni olmasıdır."
- Tzu-kung dedi ki: "Bunların birinden vazgeçmek gerekse, hangisi önce gelir?" Üstat, "Askersel araç gereç," dedi.
- Tzu-kung, bir daha sordu: "Geriye kalan ikisinin birinden de vazgeçmek gerekse, hangisi önce gelir?" Üstat yanıt verdi: "Yiyecekten vazgeçilebilir. Eskiden beri insanlar ölmeye yazgılıdırlar; ama, halkın hükümdarına güveni yoksa, o devlet ayakta duramaz."
VIII - Chi Tzu-ch'ang (82) dedi ki: "'Üstün insan'da, yalnızca değerli şeyler aranır. Neden süsleyici şeyleri arayalım?"
- Tzu kung dedi ki: "Ah azizim, sizin sözleriniz, 'üstün insan' olduğunuzu belirtiyor."
- "Süs bir cevherdir; cevher de bir süs gibidir. Kaplanın ve sırtlanın postu, keçi ya da köpeğin derisi gibidir."
IX - Dük Ai, Yu Tso'ya dedi ki: "Kıtlık yılındayız, harcamalarımız da çok... Ne yapmalıyız?"
- Yu Tso yanıt verdi: "Neden halka ek vergi koymuyorsunuz?"
- Dük dedi ki: "İki ölçek (buğday) verenlere bunu uygulamıyorum da, bir ölçek verenlere bunu nasıl uygularım?" (83)
- Yu Tso yanıt verdi: "Halk gönenç içindeyse, prenslerine de fazlasıyla vereceklerdir. Halk yokluk içindeyse, prensleri kendisine verilen fazlalıktan hoşlanmayacaktır."
X - Tzu-chang, 'Erdemimizi nasıl geliştirebileceğimizi ve kötülükleri nasıl anlayabileceğimizi' sordu. Üstat dedi ki: "Bağlılığı ve içtenliği birinci ilke olarak ele al; doğruluktan ayrılma; işte bu, erdemi yükseltmektir."
- "Bir insanı seversiniz ve onun yaşamasını istersiniz. Ondan nefret ettiğinizde onun ölmesini istersiniz. İşte bu bir kuruntu durumudur."
XI - Ch'i dükü Ching Konfüçyüs'e hükümet üzerine sordu, Konfüçyüs yanıt verdi: "Bir ülkede prens, prens olarak; baba, baba olarak; oğul, oğul olarak davranırsa, orada bir hükümet vardır."
- Dük, "Çok güzel," dedi, "Gerçekten prens, prens gibi; baba, baba gibi; oğul da oğul gibi davranmazsa, yıllık gelirim ne denli çok olsa da, ben mutlu olabilir miyim!"
XII - Üstat dedi ki: "Ah. Yu, önemsiz bir söz için dava açar. Tzu-lu, kesinlikle sözünde durur."
XIII - Üstat dedi ki: "Davaları işitince, ben de başkaları gibiyim; ama neden halkın dava etmesine engel olmalı?"
XIV - Tzu-chang, 'hükümet'i sordu. Üstat dedi ki: "Hükümeti yönetme sanatı; yorgunluk duymadan hükümet işlerini yapmak ve onları yanılmadan uygulamaktır."
XV - Üstat dedi ki: "Ciddi bir çalışmayla ve tören kurallarına bağlı kalmakla bir insan doğruluktan ayrılmaz."
XVI - Üstat dedi ki: "'üstün insan', başkalarının iyi yanlarını geliştirmelerini ister; kötü yanlarının gelişmesini istemez. Düşük bir insansa, bunun tam tersini yapar."
XVII - Chi K'ang, Konfüçyüs'e 'hükümet'i sordu. Konfüçyüs yanıt verdi: "Ülkeyi yönetmek demek, halkı doğru yola götürmek demektir. Halkı doğrulukla yönetirsen, doğru davranmamayı kim göze alabilir?"
XVIII - Chi K'ang, 'ülkede huzursuzluk yaratan hırsızlara ne yapılması gerektiğini' Konfüçyüs'ten sordu. Konfüçyüs dedi ki: "Siz açgözlü olmasaydınız, onlara ödül verseniz bile, onlar yine çalmazlardı."
XIX - Chi K'ang Konfüçyüs'e yine 'hükümet'i sordu, dedi ki: "İyi ilkeler için, ilkelere bağlı olmayanları öldürme konusunda ne dersiniz?"
- Konfüçyüs yanıt verdi: "Hükümeti yönetirken neden öldürmekten söz ediyorsunuz? İyi olan şeyler için isteklerde bulunursanız, halk da iyi olur. Büyüklerle küçükler arasındaki ilişki, yelle otlar arasındaki ilişkiye benzer. Yel esince, otlar eğilir."
XX - Tzu-chang sordu: "Üstün bir bilgin olarak tanınan bir kimsenin nasıl olması gerekir?"
- Üstat dedi ki: " 'Üstünlük'le ne demek istiyorsunuz?" Tzu-chang yanıt verdi: "Bütün ülke içinde ve kendi boyunda tanınmış bir kimse."
- Üstat dedi ki: "Bu ünlü olmaktır; üstünlük değildir."
"Üstün bir insan, sağlam özyapılı, dürüst ve doğruluğu seven bir kimsedir. O, insanların sözlerini ölçer, kişiliğini inceler ve başkalarına karşı alçakgönüllü olmaya çalışır. Böyle bir adam, ülkesi ve boyu içinde tanınır."
"Ünlü bir insana gelince; o, görünüşte erdemlidir; ama, bunun tersini yapar ve kendisinden hiç kuşku duymaz. Böyle bir insan da, ülkesi ve boyu içinde bilinir."
XXI - Fan Ch'ıh, Üstat'la yağmur sunağının bulunduğu yerde, ağaçlar altında geziniyordu; dedi ki: "Erdemi nasıl yükseltebileceğimizi, kötü davranışları nasıl düzeltebileceğimizi, yanılgıları nasıl anlayabileceğimizi sorabilir miyim?"
- Üstat dedi ki: "Gerçekten güzel bir soru!"
"Önce, gereken şeyi yapmak ve başarıyı sonra düşünmek. Bu, erdemi yükseltme yolu değil midir; kendisinin zayıf yanlarını anlatmak ve başkalarının kötülüklerini söylememek... İşte bu kötülüğü düzeltmek değil midir? Ufak bir öfkeyle yaşamına kıymak ve ailesini derde sokmak. Bu bir yanılgı değil midir?"
XXII - Fan Ch'ıh 'iyilikseverlik'i sordu. Üstat dedi ki: "Bütün insanları sevmektir." 'Bilgi'yi sordu. Üstat, "İnsanları tanımaktır!" dedi. Fan Ch'ıh bunları anlamadı.
- Üstat dedi ki: "Dürüst insanları hizmetine al; dürüst olmayanları bir yana bırak. Böylece, dürüst olmayanlar dürüstleşebilirler."
- Fan Ch'ıh Üstat'ın yanından ayrıldı. Tzu-hsia'yı görünce dedi ki: "Biraz önce Üstat'la birlikteydim. Ona bilgiyi sordum. Bana dedi ki: 'Dürüst olanları hizmetine al, dürüst olmayanları bir yana bırak. Böylece onlar dürüstleşebilirler."
- Tzu-hsia dedi ki: "Söyledikleri gerçekten pek yüce!"
- "Shun, kıralken, halk arasından Kaoyao'yu seçti ve onu görevlendirdi; o zaman erdemli olmayanlar ortadan yittiler. T'ang kıralken, halk arasından İ Yin'i seçti ve onu görevlendirdi; o zaman, erdemli olmayanlar yok oldular."
XXIII - Tzu-kung, 'arkadaşlık'ı sordu. Üstat dedi ki: "Arkadaşına içtenlikle öğüt ver ve onu iyilikle yönlendir. Onu yeteneksiz buluyorsan, bundan vazgeç; kendini küçük düşürme."
XXIV - Filozof Tsang dedi ki: "'Üstün insan' kültür yoluyla arkadaşlarını bulur. Onların arkadaşlıklarıyla da kendi erdemini yükseltir."




ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

"Tzu-lu"


I - Tzu-lu 'hükümet'i sordu. Üstat dedi ki: "Halkın yanında ol ve onların işlerine yardım et."
- O daha fazla bilgi istedi. Üstat dedi ki: "Bu işlerden usanma."
II - Chung-kung, Chi ailesinin bakanıydı. 'Hükümet'i sordu. Üstat dedi ki: "Önce sana hizmet edebilecekleri al, onların ufak yanlışlarını bağışla. Erdemli, yetenekli insanları devlet işlerinde görevlendir."
- Chung-kung dedi ki: "Erdemli ve yetenekli insanları nasıl bilip de görevlendireyim?" Üstat, "Bildiğin kimseleri görevlendir; bilmediğin kimseleri de başkaları bırakacaklardır," dedi.
III - Tzu-lu dedi ki: "Wei derebeyi, hükümeti birlikte yönetmeniz için sizi bekliyor. Yapılacak ilk işin ne olduğunu açıklar mısınız?"
- Üstat dedi ki: "Yapılacak ilk iş, ayıklamadır." (84)
- Tzu-lu, "Gerçekten böyle mi?" dedi, "Bu çok yanlış bir şey! Neden bir ayıklamaya gerek görülsün?"
- Üstat dedi ki: "Nasıl da bilgisizsin, Yu! Bir şeyi bilmeyen 'üstün insan' sakıngan davranır."
- "Böyle bir ayıklama yapılmazsa, yapılan işlerde başarıya ulaşılamaz."
- "İşlerde başarıya ulaşılamazsa, toplum kurallarında ve müzikte gelişme olmaz. Toplum kuralları ve müzik gelişmezse cezalar yerine getirilmez. Cezalar yerine getirilmezse, halk ne yapacağını bilemez."
- "Bunun için, 'büyük ve üstün insan', o kişilerden uygun biçimde konuşulmasını ister ve kendi konuştuklarının da uygun biçimde yerine getirilmesi gerektiğini düşünür."
IV - Fan Ch'ıh 'çiftçilik'i öğrenmek istedi. Üstat: "Eski bir çiftçi olarak, bu iş için pek iyi değilim," yanıtını verdi. O, 'bahçıvanlık'ı öğrenmek istedi. Üstat, "Eski bir bahçıvan olarak bu iş için de iyi değilim," yanıtını verdi.
- Fan Ch'ıh çıkınca, Üstat dedi ki: "Fan Hsü (Fan Ch'ıh) gerçekten küçük bir adam!"
- " 'Büyük ve üstün insan' törenleri severse, halk saygısızlık etmeyi göze alamaz. O doğruluğu severse, halk ona uymaktan çekinmez. O, bağlılığı severse, halk içten olur. İşte bunlar elde edilince, ülkenin her yerindeki halk, çocuklarını arkalarında taşıyarak ona gelecektir. Bunun için çiftçiliği öğrenmeye ne gerek var?"
V - Üstat dedi ki: "Bir insan 300 parça şiiri okuyabilse de, hükümet işlerinde yetenekli değilse ya da bir yere bir kurulla gönderildiği zaman yardımcısı olmadan konuşamazsa, bilgisini yayma konusunda bunun ne gibi bir yararı olur?"
VI - Üstat dedi ki: "Bir prensin kendi davranışları doğruysa, buyruklar çıkarmadan da hükümet işleri yapılabilir. Kendisi dürüst davranmazsa, bir sürü buyruk da çıkarsa, bunlara kimse uymaz."
VII - Üstat dedi ki: "Lu ve Wei hükümetleri kardeştir." (85)
VIII - Üstat dedi ki: "Wei Dükü'nün çocuklarından Ching'e 'bir ailenin ekonomisini iyi bildiğimi' söyledim." O, eşyaya sahip olduğunda, Üstat, "Ha, işte bir koleksiyon!" dedi. Onlar çoğaldığı zaman, Üstat, "Ha, herşey tamam!" dedi. O zengin olunca Üstat, "Ha, işte bu çok güzel!" dedi.
IX - Üstat Wei'ye gittiğinde, Tsan Yu onun arabasını sürmüştü.
- Üstat, "İnsanlar nasıl da çok!" diye düşündü.
- Yu dedi ki: "İnsanlar böyle türlü türlü olunca, onlara karşı ne yapılabilir?" Üstat, "Onları zenginleştir," dedi.
- "Onlar zenginleşince, başka ne yapılabilir?" Üstat, "Onlara bilgi ver," dedi.
X - Üstat dedi ki: "Beni yanına alacak bir prens olsa, 12 ay içinde önemli işler yapardım. Üç yıl içinde hükümet çok iyi bir duruma gelirdi."
XI - Üstat dedi ki: "İnsanlar bir ülkeyi yönetseler, yüz yıl içinde, kesinlikle kötü şeyleri ortadan kaldırırlar ve cezaları uygulamazlar. Bu sözler gerçekten doğru mudur?"
XII - Üstat dedi ki: "Gerçek bir hükümdar gelse bile, yine bir kuşağın geçmesi gerekir; erdem, ancak bundan sonra egemen olur."
XIII - Üstat dedi ki: "Bir yönetici doğru davranırsa, hükümeti yönetmekte ne gibi bir güçlük çekebilir? Kendisi doğru yolda gitmezse, başkalarının davranışlarını düzeltmenin anlamı ne?"
XIV - Tsan Yu saraydan dönüyordu. Üstat ona dedi ki: "Neden böyle geç kaldın?" O yanıt verdi: "Hükümet işleri vardı." Üstat, "Aile işleri olacak. Hükümet işleri olsaydı, ben burda olsam da, haberim olurdu." dedi.
XV - Dük Ting, 'Ülkeyi mutluluğa kavuşturacak tek bir tümcenin var olup olmadığını' sordu. Konfüçyüs, "Böyle bir etki, bir tek tümceden beklenemez," dedi.
- "Halkın arasında bir söz vardır: 'Bir prens olmak güçtür. Bir bakan olmak da kolay değildir' ".
- "Bir hükümdar, prens olmanın güçlüğünü biliyorsa, böyle bir tümceden onun ülkesinin mutluluğa kavuşması beklenemez mi?"
- Dük dedi ki: "Bir ülkeyi yok eden bir tümce var mıdır?" Konfüçyüs yanıt verdi: "Böyle bir etki, bir tek tümceden beklenemez. Halk arasında bir söz vardır. 'Prens olmaktan hoşlanmıyorum; ama, söylediklerime hiç kimsenin karşı çıkmamasından da zevk duyuyorum!'"
- "İyi sözler söylerse hükümdara hiç kimsenin karşı çıkmaması, hoş bir şey değil midir? Bu sözler iyi değilse ve hiç kimse onlara karşı çıkmazsa, bu bir tümceden ülkenin yok olması beklenemez mi?"
XVI - Dük Shıh, 'hükümet'i sordu.
- Üstat dedi ki: "İyi bir hükümet, yanında olanları mutlu kılar. Uzakta olanları kendisine çeker."
XVII - Tzu-hsia, Chü-fu'da (86) valiydi; 'hükümet'i sordu. Üstat dedi ki: "İşlerin çabuk yapılmasını isteme. Küçük şeylerden yararlanmaya çalışma. İşlerin çabuk yapılmasını istemek, o şeylerin en iyi biçimde yapılmasını önler. Küçük şeylerden yararlanmaya çalışmak, büyük işlerin tamamlanmasını engeller."
XVIII - Dük Shıh, Konfüçyüs'ü çağırdı, dedi ki: "İçimizde çok dürüst olanlar var. Birinin babası bir koyun çalsa, oğlu onu yetkililere bildirir."
- Konfüçyüs dedi ki: "Bizim ülkedeki dürüst insanlar bunlardan farklıdır. Baba, oğlunun suçunu üstüne alır. Oğul babasının yanlışını gizler. İşte doğruluk bunun içindedir."
XIX - Fan ch'ıh, 'en iyi erdem'i sordu. Üstat dedi ki: "İnsan yalnız yaşarken ağırbaşlı olmalı. Görevi başındayken dikkatli olmalı. Başkalarıyla arkadaşlık ederken içten olmalı. Yabanıl boylar içinde yaşasa bile, yine bunları bırakmamalı."
XX - Tzu-kung, 'Bir insanın bilgin olarak tanınması için ne gibi özellikleri olması gerektiğini' sordu. Üstat dedi ki: "O kimse, kendi davranışlarından utanç duyarsa ve bir yere gönderildiğinde, çevresindekileri küçük düşürmezse, bu kimseye 'bilgin' denir."
- Tzu-kung, "bu kimseden sonraki yeri kimin alabileceğini sorabilir miyim?" dedi. Üstat, "Aile üyeleri arasında 'anaya babaya bağlı' ve köylü komşuları arasındaysa 'kardeş' olarak tanınan kimsedir," dedi.
- Öğrencisi, bir daha sordu: "Bundan sonraki aşamalarda kimlerin bulunabileceğini sorabilir miyim?" Üstat, "Bu kimseler, söyledikleri şeylerde kesinlikle içtendirler ve davranışlarında çok kararlıdırlar. Onlar inatçı küçük insanlardır. Böyle olmakla birlikte, bundan sonraki sınıfa girebilirler," yanıtını verdi.
- Tzu-kung yine sordu: "Şu zamandaki devlet işlerinde görevi olanlar, hangi sınıfa girerler?" Üstat yanıt verdi: "Oooo, onlar yalnızca birer araçtır; söz edilmeye değmezler."
XXI - Üstat dedi ki: "Orta yolu izleyen bir insanı bulamadım. Böylece, kime bilgi vereceğim? Çalışkan ve sakıngan kimseleri bulmalıyım. Çalışkan olanlar ilerler ve gerçeği elde ederler. Sakıngan olanlar, kendilerini yanlışlıklardan korurlar."
XXII - Üstat dedi ki: "Güney halkının bir sözü vardır: 'Direngen olmayan bir insan, ne büyücü ne de doktor olabilir.' Güzel değil mi!"
- "Erdemde süreklilik olmazsa, o kimsenin saygınlığı azalır."
- Üstat, "Bu, yalnızca iyi ve kötüyü önceden bilememesinden ileri gelir," dedi.
XXIII - Üstat dedi ki: "Büyük ve üstün insan, inceliklidir; ama, yaltaklanmaz. Küçük insan yaltaklanır; ama, incelikli değildir."
XXIV - Tzu-kung dedi ki: "Bütün komşularının sevdiği bir insan için ne söyleyebilirsiniz?" Üstat yanıt verdi: "Onun için düşündeş olmayabiliriz." "Komşularının nefret ettiği bir kimse için ne dersiniz?" Üstat, "Onun kötü olduğu üzerine bir sonuca varmamış olabiliriz. İyi olan komşular onu severler, kötü olanlar ondan nefret edebilirler," yanıtını verdi.
XXV - Üstat dedi ki: " 'Büyük ve üstün insan'a hizmet etmek kolay; ama, onu hoşnut etmek güçtür. Onu doğrulukla bağdaşamayan şeyler konusunda hoşnut etmeye çalışırsak, o, bundan hoşlanmayacaktır. Ama, o, buyruğunda bulunan insanları, yeteneklerine göre çalıştırır. Küçük insana hizmet etmek güçtür, hoşnut etmek kolaydır. Onu doğrulukla bağdaşmayan şeyler konusunda hoşnut etmeye çalışsan bile, o yine bundan hoşlanacaktır. Buyruğunda bulundurduğu insanları da öyle çalıştırır."
XXVI - Üstat dedi ki: "Büyük ve üstün insanın gururu yoktur ve ağırbaşlıdır. Küçük insansa, kendini beğenir ve ağırbaşlı değildir."
XXVII - Üstat dedi ki: "Dayanıklılık, katlanma, yalınlık ve alçakgönüllülük erdeme yakındır."
XXVIII - Tzu-lu, "Bir insanın kendisini bilgin olarak göstermesi için ne gibi özellikleri olması gerekir?" diye sordu. Üstat yanıt verdi: "Bu kimse ciddi, çevik ve yumuşak olursa, ona 'bilgin', denir. Arkadaşları arasında ciddi ve çevik, kardeşleri arasında da yumuşak olmalıdır."
XXIX - Üstat dedi ki: "İyi bir insan, halkı 7 yıl eğittikten sonra, onları savaşa gönderebilir."
XXX - Üstat dedi ki: "Halka bilgi vermeden onları savaşa göndermek, onları yok etmek demektir."




ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

"Hsien Wen" (87)


I - Hsien 'utancın ne olduğunu' sordu. Üstat dedi ki: "Ülkede iyi bir hükümet iş başında olduğu zaman, düşünülen şey, yalnızca 'aylık'sa, işte bu utançtır."
II - "Üstün olma isteği, övünmek, açgözlülük yok edildiğinde, 'erdemin' ortaya çıktığı sanılıyor."
- Üstat dedi ki: "Bu, belki güç olan bir şeyin başarılması kabul edilebilir; ama bunun üstün erdemle ilgili olabileceğini sanmıyorum."
III - Üstat dedi ki: "Bir ülkede iyi bir hükümet olduğunda, sözler ve davranışlar, sonuna dek özgürdür. Kötü bir hükümet iş başındayken, davranışlar belki sonuna dek özgürdür; ama konuşmalarda sakıngan olmak gerekir."
V - Üstat dedi ki: "Erdemli insanlar, kesinlikle doğru konuşur; ama doğru konuşanlar erdemli olmayabilir. İlkeleri yoktur."
VI - Nan-kung Kuo (88) Konfüçyüs'e sordu: "İ, ok atmakta beceriliydi. Ao, bir gemiyi sürebilirdi. Ama, her ikisi de doğal bir ölümle ölmedi. Yü ve Chi tarım gereçleri üzerinde çalıştı ve imparatorluğu elde ettiler." Bunlara karşılık olarak Üstat bir şey söylemedi; ama, Nankung Kuo dışarı çıktığında dedi ki: "O, gerçekten 'üstün' bir insan! O, erdemi gerçekten seven bir insan!"
VII - Üstat dedi ki: " 'Üstün insan' olup da, erdemi olmayan insanlar bulunabiliyor! Ama, düşük insanlar, asla erdemli olamaz."
VIII - Üstat dedi ki: "İnsanı dikkatli bir çalışmaya götüremeyen bir sevgi var olabilir mi? İnsanı doğru yola götüremeyen bir bağlılık var olabilir mi?"
IX - Üstat dedi ki: "Hükümetin buyruklarının hazırlanmasında ilk taslağı P'i Shan yaptı. Shıh-shu bunu inceledi ve konusu üzerinde konuştu. Tzu-yü dış ilişkiler yöneticisi olarak bunun biçemi üzerinde çalıştı. Sonunda da, Tzu-ch'an (Tung-li'li) buna son biçimini vererek bitirdi." (89)
X - Birisi Tzu-ch'an'ı sordu. Üstat, "O, incelikli bir insandır." (90) dedi.
- O, Tzu-hsi'yi sordu. Üstat, "O, adam!" dedi.
- O, Kuan Chung'u sordu. Üstat dedi ki: "Pien kenti 300 ailesiyle birlikte Po ailesinin başkanının elinden alındı; ama, o yaşamının sonuna dek yalnızca pirinç yemek zorunda kalmasına karşın, yakınmadı."
XI - Üstat dedi ki: "Yakınmaksızın yoksulluğa katlanmak güçtür. Gururu olmayanın zengin olması kolaydır."
XII - Üstat dedi ki: "Mang Kung-ch'o'nun, Chao ve Wei ailelerinin yaveri olması daha uygundur; ama T'ang ve Hsieh devletinde büyük bir memur olması kesinlikle uygun değildir." (91)
XIII - Tzu-lu, 'yetkin insanın nasıl olması gerektiğini' sordu. Üstat dedi ki: "Tsang Wu-chung'un bilgisini, Kung-ch'o'nun tokgözlülüğünü, Pien'li Chuang'ın gözüpekliğini ve Tsan Ch'iu'nun türlü yeteneklerini elde etmiş bir insanı düşün. Bunlara tören kurallarına ve müziğe bağlılığı da eklersen, işte böyle bir kimseye 'yetkin' denebilir." (92)
XIV - Üstat, King-ming Chia'ya, Kung-shu Wen'i sordu, "Sizin efendinizin konuşmadığı, gülmediği ve bir şey kabul etmediği doğru mudur?" (93)
- Kung-ming Chia yanıt verdi: "Bu söylentiler doğru değildir. Benim efendim zamanı gelince konuşur; böylece insanlar onun konuşmasından usanmazlar. Eğlenceli bir zamanda güler; böylece onun gülmesinden usanmazlar. Doğruluğa uygunsa, o şeyi kabul eder; bundan dolayı insanlar, onun hep almayı istemesinden usanmazlar." Üstat, "Demek böyle! Ama bu, gerçekten böyle mi?" dedi.
XV - Üstat dedi ki: "Tsan-Wu-chung, Fang'a sahip olduğunda, Lu Dükü'ne ailesine bir ardıl [halef] seçmesini söyledi. Dük'e bu konuda baskı yapmadığı söyleniyorsa da, böyle davrandığı kanısındayım."
XVI - Üstat dedi ki: "Tsin Dükü Wen, kurnazdı ve dürüst değildi. Ch'i Dükü Huan dürüsttü, ama kurnaz değildi." (94)
XVII - Tzu-lu dedi ki: "Dük Huan, kardeşi Chiu'nun öldürülmesine neden oldu. Shao Hu, efendisiyle birlikte öldü; ama, Kuan Chung ölmedi. Onun erdemsiz bir insan olduğu söylenemez mi?" (95)
- Üstat dedi ki: "Dük Huan, bütün prensleri topladı; ama, silahları ve savaş arabaları yoktu. Bu, yalnızca Kuna Chung'ın etkisiyle yapılmıştı. Onun gibi kim erdemli olabilir? Onun gibi kim erdemlidir?"
XVIII - Tzu-kung dedi ki: "Sanırım ki, Kuan Chung erdemli bir insan değil. Dük Huan, kardeşi Dük Chiu'nun öldürülmesine neden olduğunda Chung onunla birlikte ölmeyi göze alamadı. Bundan başka, Huan'ın başbakanı oldu."
- Üstat dedi ki: "Kuan Chung, Dük Huan'ın başbakanı mı oldu? Huan'ı bütün prenslerin önderi yaptı, imparatorluğu birleştirdi ve düzenledi. Bugüne dek, halk onun verdiği armağanlardan hoşnut kaldı. Şimdi biz Kuan Chung için saçlarımızı çözmeli ve paltolarımızı soldan iliklemeliyiz." (96)
- "Sen ondan, sıradan erkeklerin ve ırmakta ya da hendeklerde kendi canına kıyan sıradan kadınların bağlılığını mı bekleyeceksin? Bu insanlar konusunda kimse bir şey bilmiyor mu?"
XIX - Büyük memurlardan Hsien, King-shu Wenlerin aile bakanı olmuştu. Wen'le birlikte prensin sarayına gitti.
- Üstat bunu işittiğinde dedi ki: "O, üstün insan olmayı hak etti."
XX - Üstat, Wei Dükü Ling'in ilkesiz yönetiminden söz ediyordu. Ch'i K'ang "Onun böyle bir özyapısı varken nasıl oluyor da hâlâ hükümdarlık edebiliyor?" dedi. (97)
- Konfüçyüs dedi ki: "Chung-shu Yü, onun konuklarıyla ilgileniyor; To, Atalar Tapınağı'na bakıyor; Wang-sun Chia da orduyu yönetiyor. Bu gibi adamları olan biri hükümdarlığı nasıl yitirebilir?"
XXI - Üstat dedi ki: "Alçakgönüllü olmayan biri, konuşurken sözlerinin iyi olması bakımından güçlük çekecektir."
XXII - Chan Ch'ang, Ch'i Dükü Chien'i öldürmüştü. (98)
- Konfüçyüs banyosunu yaptı ve saraya gitti. Dük Ai'yı çağırttı, dedi ki: "Chan Heng, hükümdarını öldürdü. Onu cezalandırmanızı istiyorum."
- Dük dedi ki: "Üç Aile'nin başkanlarına haber ver."
- Konfüçyüs eve dönünce dedi ki: "Ben de büyük memurlar gibi, bu konuyu bildirmemeyi göze alamam. Prensim de bana, 'yalnızca Üç Aile'ye haber ver' dedi."
- O, aile başkanlarına gidip bu olayı anlattı; ama, onlar eyleme geçmediler. Bunun üzerine Konfüçyüs dedi ki: "Büyük memurlar gibi, böyle bir işi bildirmemeyi göze alamadım."
XXIII - Tzu-lu, 'Bir hükümdara nasıl hizmet edileceğini' sordu. Üstat yanıt verdi: "Ona baskı yapma ve sonra onu gücendirme."
XXIV - Üstat dedi ki: "Büyük ve üstün insanın ilerlemesi yukarıya doğrudur; düşük bir insanın ilerlemesiyse aşağı doğrudur."
XXV - Üstat dedi ki: "Eski zamanlarda, insanlar bilgiyi kendilerini yetiştirmek için edinirlerdi. Bu zamandaysa, insanlar bilgiyi başkalarını övmek için elde etmeye çalışıyorlar."
XXVI - Chü Po-yü, (99) Konfüçyüs'e bir haberci gönderdi. Konfüçyüs onunla oturup konuştu; dedi ki: "Efendin neyle uğraşır?" Haberci yanıt verdi: "Efendim yanlışlarını azaltmaya çalışıyor; ama henüz başarıya ulaşamadı." Haberci gidince Üstat: "Gerçekten bir haberci! Gerçekten bir haberci!" dedi.
XXVII - Üstat dedi ki: "Hükümet dairesinde bir görevi olmayan bir kimsenin hükümetin yönetimi konusunda plan yapmasına hiç de gerek yoktur.
XXVIII - Filozof Tsang dedi ki: "Büyük ve üstün insan, düşüncelerinde sınırı aşmaz."
XXIX - Üstat dedi ki: "Büyük ve üstün insan konuşmalarında sakıngan, ama davranışlarında hızlıdır."
XXX - Üstat dedi ki: "Büyük ve üstün insanın yolu üç kat yüksektir. Ben ona eşit değilim. Erdemli olanlar, kaygıdan; akıllı olanlar, korkudan uzaktırlar."
- Tzu-kung dedi ki: "Üstadım, bu sizin söyledikleriniz değil mi?"
XXXI - Tzu-kung, insanları birbirleriyle karşılaştırıyordu. Üstat, "Tzu değerli bir insan değil midir? Artık onun için harcayacak zamanım yok," dedi.
XXXII - Üstat dedi ki: "İnsanların beni tanımamalarından dolayı kaygılanmam. Kendi yeteneksizliğimden kaygılanırım."
XXXIII - Üstat dedi ki: "Aldatmayı düşünmeyen ve inanmadığını belli etmeyen ve bununla birlikte bunları anlayabilen bir kimse, değerli bir kişi değil midir?"
XXXIV - Wei-shang Mao, Konfüçyüs'e dedi ki: "Ch'iu, nasıl oluyor da siz burada, böyle oturup duruyorsunuz? Siz güzel konuşan bir insan değil misiniz?"
- Konfüçyüs dedi ki: "Böyle bir insan olduğumu söyleyemem; ama, inatçı olmaktan da nefret ederim."
XXXV - Üstat dedi ki: "Bir at, yalnızca güçlü olduğundan dolayı değil, başka iyi özelliklerinden dolayı Ch'i adını (100) alır."
XXXVI - Biri dedi ki: "Kötülüğe iyilikle karşılık veren biri için ne dersiniz?"
- Üstat yanıt verdi: "Peki, siz iyiliğe neyle karşılık verirsiniz?"
- "Haksızlığa adaletle, inceliğe incelikle karşılık veririm."
XXXVII - Üstat dedi ki: "Ne yazık, beni anlayan hiç kimse yok."
- Tzu-kung dedi ki: "Beni anlayan hiç kimse yok demekle neyi söylemek istediniz?" Üstat yanıt verdi: "Ben 'Gök'e karşı söylenmiyorum; insanlara sitem etmiyorum. Çalışmalarım az, anlayışımsa çok yüksek. Ama işte 'Gök', o beni anlıyor!"
XXXVIII - Kung-po Liao, (101) Tzu-lu'dan Chi-sun'a yakındı. Tzu-fu Ching-po bunu Konfüçyüs'e bildirdi; dedi ki: "Belki Kung-po Liao Üstadımıza yanlış bilgi vermiştir. Benim, Liao'yu öldürüp onun cesedini pazarda ve sarayda gösterme gücüm var."
- Üstat dedi ki: "İlkelerim gelişmişse, bu 'yazgının' işidir. İlkelerim gelişmemişse, bu da 'yazgının' işidir. Kung-po-liao 'yazgı' karşısında ne yapabilir?"
XXXIX - Üstat dedi ki: "Kimi değerli insanlar, yalnızlığa çekiliyorlar."
- "Kimileri, ülkelerini bırakıp gidiyorlar."
- "Kimileri, kötü bakışlardan uzaklaşıyorlar."
- "Kimileri de, anlamsız sözlerden kaçıyorlar."
XL - Üstat dedi ki: "Bütün bunları yapanlar, 7 kişidir."
XLI - Tzu-lu geceyi Shıh-men'de geçirdi. (102) Kapıdaki koruman ona, "Kimi görmekten geliyorsunuz?" diye sordu. Tzu-lu, "Bay K'ung'dan..." dedi. Koruman, "O mu? Zamanın çetinliğini bildiği halde, yine bu zamanın içinde iş görmeye çabalayan insan değil mi?" dedi.
XLII -Üstat Wei'deyken, bir gün taştan yapılmış bir müzik aletini çalıyordu. (103) Elinde hasır bir sepet bulunan bir adam, Konfüçyüs'ün kapısının yanından geçerken dedi ki: "Bu çalgıyı çalan kimsenin de, yüreği böyle doludur."
- Biraz sonra dedi ki: "Bu ses veren şeyler nasıl da sıradan. Ona (Konfüçyüs'e) kimse aldırış etmediğinde, o hemen başka bir iş yapmak istediğini gösterir. Derin sulardan giysiyle, derin olmayan sulardansa etekler kaldırılarak geçilir."
- Konfüçyüs dedi ki: "Amacında ne kadar kararlı! Ama bu güç bir şey değil!"
XLIII - Tzu-chang dedi ki: "Shu'da (tarih kitabı) 'sarayda yapılan yas törenleriyle ilgilenen Tao-tsung üç yıl konuşmadı' sözünden ne anlaşılmalıdır?" (104)
- Üstat dedi ki: "Neden Kao-tsung buna örnek olarak gösteriliyor? Eski insanların hepsi bunu yaptılar: Hükümdar ölünce, memurlar görevlerini yerine getirdiler ve üç yıl başbakandan buyruk aldılar."
XLIV - Üstat dedi k: "Hükümdarlar törenlere dikkat ederlerse, halk hemen onların hizmetine koşar."
XLV - Tzu-lu 'üstün insan'ı sordu. Üstat, "Kendisini büyük bir dikkatle yetiştirmek isteyen kimsedir," dedi. Tzu-lu "Hepsi bu mu?" dedi. Üstat, "Başkalarına rahatlık verecek kadar kendisini yetişiren kimse," dedi. Tzu-lu yine "Bu kadar mı?" diye sordu. Üstat, "Bütün insanlara rahatlığı sağlamak için kendisini yetiştiren kimsedir. Dahası, Yao ve Shun bile bu konuda kaygılıydılar," yanıtını verdi.
XLVI - Yüan Tsang, yere çömelmiş, Üstadın gelmesini bekliyordu. (105) Üstat dedi ki: "Bir kimse çocukken, küçüklere yakışacak gibi alçakgönüllülük gösteremezse, gençken yararlı şeyler yapamazsa, yaşlılığında da böyle yaşamayı sürdürürse, o, bulaşıcı bir hastalıktır." Sonra elindeki bastonla onun ayağına vurdu.
XLVII - Konfüçyüs, Ch'üeh köyünden bir çocuğu, ziyaretçilerini bildirmesi için hizmetine aldı. Biri, çocuk için, "Sanırım iyi yetişti!" dedi. (106)
- Konfüçyüs dedi ki: "Bana kalırsa, bu çocuk büyük bir adamın yerini almak için onlarla omuz omuza geldi. O, bilgisini geliştirmek isteyen bir insan değil, yalnızca, pek çabuk büyük bir adam olmak isteyen bir kişi."



ON BEŞİNCİ BÖLÜM

"Weil Ling Kung"


I - Wei Dükü Ling, 'ordu işleri'ni sordu. Konfüçyüs şöyle yanıt verdi: "Kurban kapları konusunda çok şey duydum; ama, askerlik işleri konusunda bir şey bilmiyorum." Ertesi gün Dük buradan ayrıldı.
- Chan'dayken yiyecekleri bitmişti. Yanındakiler öyle hasta oldular ki, yerlerinden kalkamadılar.
- Tzu-lu, üzüntüyle dedi ki: " 'Büyük ve üstün insan'ın bunlara katlanması mı gerekir? Üstat yanıt verdi: "'Büyük ve üstün insan' gerçekten yokluğa katlanır. Küçük bir insansa, yokluk içinde olduğunda, daha çoğunu harcamak ister."
II - Üstat dedi ki: "Tzu, beni birçok şeyler öğrenen ve bunları unutmayan bir insan olarak düşünür müsün?"
- Tzu-kung yanıt verdi: "Evet, ama böyle değil mi?"
- Üstat, "Hayır, ben her şeyi içine alan bilgiyi arıyorum," dedi.
III - Üstat dedi ki: "Yu, erdemin ne olduğunu bilen insan pek az."
IV - Üstat dedi ki: "Shun, ülkesini, kişisel olarak çabalamadan yönetebildi mi? O ne yaptı? Hiçbir şey yapmadı; ama, ciddilikle ve ağırbaşlılıkla tahtında oturdu." (107)
V - Tzu-chang, "Bir insanın davranışı nasıl olmalıdır?" diye sordu.
- Üstat yanıt verdi: "Sözlerinde içten ve doğru, davranışlarında saygılı ve dikkatliyse, bu kimsenin davranışı kuzeyin ve güneyin yabanıl boyları arasında bile beğenilir. Sözlerinde içten ve doğru değil, davranışlarında saygılı ve dikkatli değilse, bu insan komşuları arasında beğenilir mi?"
- "Ayaktayken önündeki iki şeyi (araba) görürse, arabasındayken boyunduruğa bağlı olan şeyleri görürse, o zaman bu şeyleri kullanabilir."
- Tzu-chang bu sözleri kemerinin üstüne yazdı.
VI - Üstat dedi ki: "Tarihçi Yü, gerçekten dürüst bir insandı. Ülkede iyi bir hükümet iş başındayken, o bir ok gibiydi. Kötü bir hükümet hüküm sürdüğü sırada, o, yine bir ok gibiydi (kararlı ve doğru)."
- "Chü Po-yü gerçekten 'büyük ve üstün bir insan'dır! İyi bir hükümet iş başındayken, o hep dairesinde bulunurdu. Kötü bir hükümet iş başındayken kendini uzakta tutardı."
VII - Üstat dedi ki: "Konuşulacak bir insan olduğunda, onunla konuşamamak, onu yitirmek demektir. Konuşulamayacak bir insanla konuşmaksa sözlerin boşuna harcanması demektir. Akıllı olan, ne o insanı yitirir, ne de sözleri boşuna harcar."
VIII - Üstat dedi ki: "İstençli bilginler ve erdemli insanlar, erdemlerine zarar verecek bir yaşama yolunu aramazlar; dahası, erdemlerini yetkinleştirmek için yaşamlarını bile verirler."
IX - Tzu-kung, 'Erdemli olmak için ne yapılması gerektiğini' sordu. Üstat dedi ki: "İyi iş yapmak isteyen bir işçi, önce araçlarını bilemeli. Bir ülke de, büyük memurlar arasından en değerlilerini seçmeli. Bilginler arasından en erdemlisiyle arkadaşlık etmeli."
X - Yen Yüan, 'Bir ülkenin nasıl yönetilmesi gerektiğini' sordu.
- Üstat dedi ki: "Hsia sülalesinin yolundan git."
- "Yin sülalesinin devlet arabasına bin."
- "Chou hanedanının tören şapkasını giy."
- "Shao'nun (Shun'un) danslı müziğini çal."
- "Chan'ın müzik ve şarkılarını bırak, iki yüzlü insanlardan uzaklaş. Changların şarkıları yasalara aykırıdır. İki yüzlü insanlar tehlikelidir."
XI - Üstat dedi ki: "Bir insan uzağı düşünmezse, yakın bir zamanda kesinlikle üzüntüyle karşılaşacaktır."
XII - Üstat dedi ki: "Her şey bitti! Güzelliği sevdiği kadar, erdemi de seven bir insan görmedim."
XIII - Üstat dedi ki: "Tsang Wen, konum ve görev çalan bir insan gibi davranmadı mı? O, Liuhsialı Hui'nin yeteneklerini biliyordu; ama, ona sarayda bir görev vermedi."
XIV - Üstat dedi ki: "Kendisinden çok, başkalarından az isteyen bir insan kendini kötülüklerden uzak tutar."
XV - Üstat dedi ki: "Bir insan, 'bu konuda ne düşünebilirim? Bunun için ne düşünebilirim?' diye bir düşünce ileri süremezse, benim de onun için bir diyeceğim olmaz."
XVI - Üstat dedi ki: "Bir küme insan bir arada olup da bütün gün doğruluk konusunda bir tek sözcük söylemez ve sıradan bir konuda öneriler ileri süremezlerse, onların durumu gerçekten kötüdür."
XVII - Üstat dedi ki: "Büyük ve üstün insan, yeteneksizliğinden üzüntü duyar; insanların onu tanımamasından kaygı duymaz."
XVIII - Üstat dedi ki: "Büyük ve üstün insan, her şeyde doğruluğun asıl olmasını ve bunun tören kurallarıyla bağdaşmasını düşünür. Bunu insanlığa uygun olarak yerine getirir, içtenlikle tamamlar. O, gerçekten 'büyük ve üstün insan'dır."
XIX - Üstat dedi ki: " 'büyük ve üstün insan' ölümünden sonra adının unutulacağından dolayı kaygı duymaz."
XX - Üstat dedi ki: " 'büyük ve üstün insan' kendi kendisini bulmaya çalışır. Düşük insansa başkalarını aramaya çabalar."
XXI - Üstat dedi ki: " 'büyük ve üstün insan', gururludur; ama kavga etmez. O, bir toplum adamıdır, partizan değil."
XXII - Üstat dedi ki: " 'büyük ve üstün insan', bir kimseyi sözlerinden dolayı yükseltmez, ne de o insan için güzel sözlerden vazgeçer."
XXIII - Tzu-kung dedi ki: "Bir kimsenin bütün yaşamına kılavuz olabilecek bir şey var mıdır?" Üstat yanıt verdi: "Karşılıklı davranış sözcüğü kullanılamaz mı? Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma!"
XXIV - Üstat dedi ki: "İlişkide bulunduğum insanların hangisinin iyi, hangisinin kötü olduğunu nasıl bileyim? Bir kimseyi yeterinden çok beğenmişsem, bu onu yeterinden çok incelemiş olmamdan ileri gemiştir."
- "Bu gibi insanlar, üç hanedanın izlediği doğru yola göre davramışlardır."
XXV - Üstat dedi ki: "Gençliğimde, tarihçiler de metinlerde açık bir yer bırakırdı. Atı olan bir kimse, atını binmesi için başkasına verirdi. Ne yazık ki şimdi böyle şeyler olmuyor!"
XXVI - Üstat dedi ki: "İki yüzlü konuşmalar, erdemi sarsar. Küçük şeylere karşı sabırsız olmak, büyük tasarıları bozar."
XXVII - Üstat dedi ki: "Halk bir kimseden nefret ettiğinde, bunu incelemek gerekir. Halk bir kimseyi seviyorsa, yine bunu incelemek gerekir."
XXVIII - Üstat dedi ki: "Bir kimse izlediği ilkeleri geliştirebilir. Bu ilkeler insanı geliştirmez."
XXIX - Üstat dedi ki: "Bir insan, yanlışları olup da bunları düzeltmezse, bunları benimsemiş demektir."
XXX - Üstat dedi ki: "Bütün gün yemek yemedim, bütün gece uyumadım, düşündüm; hiç yararı olmadı. En iyi şey öğrenmektir."
XXXI - Üstat dedi ki: "'Büyük ve üstün insan'ın hedefi gerçekliktir. Yemek onun hedefi olamaz. Kıtlık olduğu zaman bile çift sürülebilir; böylece, bilgiyle kazanç elde edilebilir. Üstün insan gerçeği elde edemeyeceğinden kaygılanır, ama yoksul kalacağından kaygı duymaz."
XXXII - Üstat dedi ki: "Bir insanın bilgisi yeterse, ama onu tutacak erdemi yoksa, neyi kazanırsa kazansın, sonunda her şeyi yitirir."
- "Bilgisi olup da bunu sıkı tutacak erdemi varsa, ama ülkesini iyi yönetemiyorsa, halk ona yine saygı göstermez."
- "Bilgisi olup da bunu sıkı tutacak erdemi de varsa ve ülkesini iyi yönetiyorsa, ama halkın tören kurallarına karşı gelmesine neden oluyorsa, o insan yine yetkinliğe erişemez."
XXXIII - Üstat dedi ki: " 'Erdemli bir insan', 'üstün bir insan', sıradan konularda tanınmamış olabilir; ama büyük bir ilgi görebilir. Küçük insanlar, büyük bir ilgi görmeyebilenler; küçük olaylarda tanınabilirler.
XXXIV - Üstat dedi ki: "Erdem, bir insan için su ve ateşten de önemlidir. Ben ateş ve su içinde ölen insanlar gördüm; ama erdem içinde ölenleri görmedim."
XXXV - Üstat dedi ki: "İnsanlar erdemi kendilerine göre düşünürlerse, bunu kendi öğretmenlerine bile veremezler."
XXXVI - Üstat dedi ki: "Büyük ve üstün insan, metin ve tam anlamıyla metindir."
XXXVII - Üstat dedi ki: "Bir bakan, prensine hizmet edersen, önce görevini yerine getirir; aylığını sonra düşünür."
XXXVIII - Üstat dedi ki: "Öğretimde sınıf farkı olmamalıdır."
XXXIX - Üstat dedi ki: "Yolları ayrı olan insanlar birbirlerine yardım edemezler."
XL - Üstat dedi ki: "Konuşmalarda anlam aranır."
XLI - Müzik Üstadı Mien, Konfüçyüs'e uğramıştı. (108) Merdivene geldiklerinde, Üstat ona, "İşte merdiven," dedi. Konukların oturduğu hasıra gelince, "İşte hasır," dedi. Oturduklarında da, "O burada, o şurada," dedi.
- Müzik Üstadı Mien gidince Tzu-chang dedi ki: "Bu gibi şeyleri müzik üstadına anlatmakta yarar var mıdır?"
- Üstat dedi ki: "Körlere yol gösteren bir kimse için, kuşkusuz bunlar kuraldır."

2 Yorumlar

Adsız
14 Nisan 2008 20:12  

BENCE ÇOK GÜZEL

Adsız
25 Mart 2011 22:13  

bu kitabı okudugumda bana beni kattı..

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

Back to TOP