AQUiNO'LU THOMAS'DA TANRI ANLAYIŞI

Vahdettin BAŞÇI


Aquino'Iu Thomas (1225-1274) birçok filozofun yakından tanıyıp ancak çok azının anlayabildiği filozoflardan biridir. Skolastik dönemin en büyük düşünürüdür.Onun, Tann'nın varlığının kozmolojik delille isbatı, Tann'nın varlığı ile ilgili "Beş Delil"i konusunda pek çok yazı yazılmıştır. Thomas'ın Tanrı'nın varlığına dair delilleri Din Felsefesindeki temel epistemolojik ve metafizik prensipler ışığında değerlendirildiğinde bunların bir delil formu içinde Aristo ve islâm filozofları tarafından da derinlemesine ele alındığı müşahede edilebilir. Onun kozmolojik delil
formu birden çok eserinde teşkil olunmuştur .

O, şöhretini Tanrı'nın varlığını isbat konusundaki "Beş Delil" üzerinde göstererek teistik karakterli kozmolojik delili en iyi şekilde kullanan ve onu sistemeştiren bir filozof ve teologdur. Thomas'ın "Beş Delil"i felsefesinin temelini teşkil etmiş, Thomas düşüncesi olarak felsefeye geçmiştir, ilk olarak sistemli bir şekilde Aristo tarafından ileri sürülmüş olan kozmolojik delil, Thomas tarafından da yeterli derecede işlenmiş, hatta O'nun rasyonel teolojisinin temelleri üzerinde şekillenmiştir.

Bu delil orta çağ felsefesi ve daha sonraki dönemlerde üzerinde önemle durulan bir problem olma özelliğini asla kaybetmemiştir .O,Tanrı'nın varlığı ile ilgili delillerini "Summa Theologiae" (Tann'nın Varlığı) adlı eserinde sistemleştirmiş kozmolojik delili de en güzel şekilde bu eserinde ifade etmiştir, denilebilir. Thomas'ın "Summa Theologiae"deki Tanrı'nın Varlığı ile ilgili delilleri bu eserin la 2-11 bölümleri arasında yer almıştır. Bu eserde Thomas Tanrı'nın Varlığı, Onun özü ve Sıfatları konusunu işler. O'nun "Summa Contra Gentiles" adlı eseri de Tanrı'nın ilk Varlık olarak Tabiat'ını araştırmak üzere yazılmıştır .

Thomas, Tanrı'ın varlığını isbatta "Beş Delil'in kullanılabileceğini açıkça ifade
ederek her bir delilin ayrı olduğunu ve Tanrı'nın varlığını isbatta yeterli olabileceğini düşünür."Beş Deliden ilk üçü kozmolojik delil karakterlidir. Dördüncü delil kozmolojik olarak vasıflanmayıp daha çok Thomasin platonik delilinin karakteri üzerine temellendirilmiştir. Beşinci delil ise açıkça bir Teleolojik delildir . İlk üç delil a posteriori karakter taşıyan bir özellik gösterir. Bu noktadan baktığımız zaman Thomas'ın,Tanrı'nın varlığı ile ilgili delillerini Tanrı'nın âlemdeki sebep-sonuç ilişkisine dayanan, yeter sebep ilkesi ile nedensellik ve gaye sebep ilkelerine uyduğunu söyleyebiliriz.

Thomas a posteriori delilleriyle Tanrı'nın a priori bilgiye dayanan Ontolojik deliline itiraz ederek, bu delili reddeder. Tann'nın varlığının doğrudan doğruya bilinebileceğini ve aksinin düşünülemeyeceğini söyleyenlerin fikrine itiraz eder.
Thomas'a göre, Tanrı a priori olarak isbatlanamaz. "Tanrı vardır" önermesi bedîhidir. Ancak O'na göre, bu önermenin aksini düşünmek de mümkündür. "Tanrı vardır" önermesinde özne ve yüklem özdeş olduğundan önerme açıktır. Fakat, Tanrı olmanın ne olduğu Thomas'a göre bedîhi değildir. Aynı şekilde O, "kendisinden daha
büyüğü düşünülemeyen varlık'ın Tanrı olduğunu herkesin bilemeyeceğini de ifadeye çalışır.

Ona göre, Tanrı'nın Zat'ı idrakimizin ve O'nun için kullanmış olduğumuz isimlerin ne ifade ettiğinin ötesindedir. Thomas'a göre, biz Tanrı'ya yaratılmış olanlardan ulaşırız. Thomas, "Tanrı vardır" hükmünün doğruluğunu göstermek için Tanrı'nın etkilerinden yola çıkılmasının gerekliliğine işaret eder. Tanrı için kullanılan terimler O'nun ne olduğundan ziyade ne olmadığını belirler . Tanrı'nın Öz'ünü herhangi bir suret gibi tasavvur edemeyiz. O, her türlü tarifin ötesindedir. Onun Zatını görmek mümkün değildir. O, cismani bir varlık olmadığından duyumlar vasıtasıyla veya hayal ile algılanamaz . İnsan, akılda sahip olduğu tabii gücü ile Tanrı'nın Zat'ını anlayamaz. Çünkü insan zihni, Tanrı'nın Zat'ını yine Tanrı'nın aydınlatması olmaksızın idrak edemez, zira buna gücü yeterli değildir. Tanrı'nın aydınlatması, zihnimizin O'nu anlama gayretinde güçlenmesi demektir .

Her insanın kavrayış güçleri de eşit olmadığından Tanrı'yı aynı derecede anlaması mümkün değildir. Tanrı'nın, bir kişi tarafından diğer kişiden daha iyi anlaşılması mümkün değildir. Tanrı'nın, bir kişi tarafından diğer kişiden daha iyi anlaşılması şahıslardaki zihni gücün bir diğerinden daha iyi olmasındandır . Zihnin Tanrı'yı sonsuz derecede kavraması mümkün değildir. Tanrı ebedidir, sonsuzdur. Sosuz, sonluda muhtevi olamaz. Sonlu bir varlık O'nu kavrayamaz. Thomas'ın kozmolojik karakterli delilinde İlâhi Mahiyet "Vahiy" ile bilinebilir .

Thomas'a göre, Tanrı'nın varlığı etkiden sebebe hareketle izhar olunabilir. Her hangi bir etki, sebebin var olduğunu izhar eder. Sebeplerden ziyade etkiler tarafımızdan daha iyi bilinirler ki, onlarda bir sebebe dayanmışlardır. Tanrı'nın etkileri, O'nun Varlığı konusunda bize yardımcı olabilirler. Ancak, O'nun ne olduğunu şümullü olarak bilmemize imkân sağlamazlar .

Thomas "Summa Contra Gentiles" adlı eserinde Aristotales'in kozmolojik delilinin doğruluğunu açıkça kabul ederek Tanrı'yı "İlk Sebep" sayar .O, Tanrı'nın var olduğunu "Beş Delil" isbatı ile ortaya koyarken en açık seçik olan "hareket delili"ni kullanır. Âlemde hareket eden bazı şeylerin var olduğu, duyularımızca da idrak edildiği gibi kesindir. Hareket halinde olan bir şey başkası tarafından harekete geçirilmiştir. Bir şeyin de hem hareket ettirici, hem de hareket eden olması aynı anda imkânsızdır. Hareket eden başkası tarafından harekete geçirilmiş olmak zorundadır. Bu sonsuza kadar böyle gidemez. Bir yerde durmalıdır.Aksi takdirde bir ilk hareket ettirici bulunmayacaktır .

Bir başkası tarafından hareket ettirilmeyen bir "İlk Muharrik"in varlığı zorunludur ki, o da herkesin idrak etmiş olduğu Tanrı'dır.îdrak edilebilir âlemle, biz fail sebeb'in bir düzenini müşahade ederiz. Kendi kendisinin etken sebebi olan bir şeyi biz asla görmüş değiliz, görülmesi de imkânsızdır,sebepler zinciri sonsuza kadar gidemeyeceğinden bir yerde durmak zorundadır . Buradan anlaşılıyor ki bir "fail sebeb"in varlığı zorunludur. Bu varlık Tanrı'dır.

Thomas "imkân" ve "zorunluluk" kavramlarından hareketle de Tanrı'nın varlığını isbata çalışır. Alemdeki şeylerin varlıklarının zorunlu olmadıkları, olmalarının ve olmamalarının da imkân dahilinde olduğunu görürüz. Var olan bir şey zorunluluğunu başkasına borçludur. Şeyleri var kılan sebepler zinciri de bir yerde durmak zorundadır .

Varlığı bizatihi zorunlu olan, varlığını bir başkasından almayan, aksine diğerlerine zorunluluk kazandıran Tanrı'nın Varlığı gerçektir.Thomas bu delilinde her şeyden daha üstün olan bir varlığın düşünülebileceği kanaatindedir. Ateşin en yüksek ısı olduğu gibi iyilik de en yüksek iyilikte bulunur.

"En yüksek iyilik"de ancak Tanrı adını verebileceğimiz bir varlıkta bulunabilir .Tanınmış islâm felsefecisi Owens, Thomas'ın "Summa Theologia" adlı eserindeki dördüncü delilin doğrudan doğruya Tanrı'nın Mahiyeti ile Varlığmın özdeşliğiniortaya koyduğu tezini savunur. Ancak Owens, Thomas'ın felsefesinin varlıktaki mahiyet-varlık ilişkisi üzerinde temel kurmadığını ifade eder .

Thomas'a göre, Tanrı Zat'ı veya tabiatı ile özdeş bir varlıktır.Âlemdeki varlıklarda ise mahiyet-varlık özdeş değildir .Görülüyor ki, Thomas Farabi ile îbni Sina'nın da kabul ettiği iki türlü varlık anlayışı kabul ediyor: Mahiyeti-Varlığıyla özdeş olan Zorunlu Varlık, Mahiyeti varlığından ayrı olan mümkün varlık.

Thomas'ın Teleolojik delili ise âlemdeki bir çok şeyin bir amacının olduğu fikri üzerine temellendirilmiştir. Âlemde tesadüf yoktur, olması da düşünülemez. Her şeyin bir amaçla bir tayin edici tarafından var edilmiş olması gerekir ki, onların faaliyetleri düzenli işlesin .O halde alemdeki ideolojik düzeni sağlayan, akıl ve ilim sahibi bir varlık mevcuttur. Varlığı Zorunlu olan bu varlık da Tanrı'dır.

Thomas, Tanrı'nın çok mükemmel bir varlık olduğunu kabul ederek, O'nu mutlak kemal sahibi sayar . Mümkün varlıklarda bulunan mükemmelliklerin hepsi Tanrı'nın Zat'ında "daha büyüğü olmak üzere" yüksek ve seçkin bir şekilde bulunur . Etienne Gilson, Thomas Aquinas'm Zorunlu varlığının mutlak ve soyut karakterli bir varlık olduğunu ifade eder. Bu varlık "ilk" ve "en mükemmel'dir. Bütün varlık aktivitesinin ilk kaynağıdır. Mümkün varlıklara hiç bir şekilde benzemeyen Tanrı bütün noksanlıklardan da uzaktır. Bütün varlık mükemmelliklerinin bulunması Tanrı'nın "Bir" olduğu anlamına gelir.

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

Back to TOP