KISA FELSEFE METİNLERİ

Bilgelik

- DESCARTES

Bana öyle geliyor ki, yüce mutluluk, genelde serveti en çok olanlann sahip olmadıklan ve bilgelerin servetsiz sahip oldukları içsel bir tatmin ve tam bir zihin hoşnutluğudur. Böylece vivere beate, yüce mutluluk içinde yaşamak, tamamen hoşnut ve tatmin olmuş bir zihne sahip olmaktan başka birşey değildir.

Bundan sonra, bu yüce hoşnutluğu bize verebilecek şeylerin neler olduğunu düşündüğümde iki tür hoşnutluğun olduğunu saptıyorum: erdem ve bilgelik gibi bizden kaynaklananlar ve onur, zenginlik ve sağlık gibi bizden kaynaklanmayanlar. Çünkü, hiç hasta olmayan, hiç eksiği olmayan ve bununla yoksul, sağlıksız, eciş bücüş olan biri kadar bilge ve erdemli olan soylu birinin, diğerinden daha tam bir hoşnutluktan yararlanabileceği doğrudur. Bununla birlikte, küçük bir çanağın daha az likör ta-şısa da, daha büyük olanı kadar dolu olabilmesi gibi, her bireyin akla göre düzenlenmiş isteklerinin gerçekleşmesinden doğan hoşnutluğunu ele alırsak, en yoksulların ve servetin veya doğa-nın en şanssızlarının, mülklerinden o kadar yararlanmasalar da servet sahipleri kadar hoşnut ve doymuş olamayacaklanndan hiç kuşku duymuyorum. Ve burada sözkonusu olan bu tür bir hoşnutluk değildir; çünkü diğeri hiçbir şekilde kendi gücümüze bağlı olmadığına göre bunu aramak faydasız olacaktır.

Oysa, her birey, yalnızca "Yöntem üzerine konuşma" adlı yapıtımda belirttiğim üç ahlak kuralına dayanan üç şeyi gözlemlemesi koşuluyla, başka hiçbir şey beklemeden kendi kendinden hoşnut hale gelebilir düşüncesindeyim.

Birincisi, yaşamın tüm beklenmedik olaylan içinde yapması veya yapmaması gerekeni bilmek için, mümkün olan en iyi biçimde, her zaman kafasından yararlanmaya çalışmasıdır.

İkincisi, tulkulannın veya özlemlerinin onu yolundan çevirmesine izin vermeyerek, aklın ona öğütlediği herşeyi gerçekleştirmek için kesin ve değişmez bir kararlılığının olmasıdır; ve kimsenin' bunu böyle açıklamış olup olmadığını bilmememe rağmen, erdem olarak ele almamın gerektiğine inandığım bu kararlılığın kesinliğidir,...

Üçüncüsü, akla göre sahip olmadığı tüm mülkleri elde etmenin kendi gücünü aşan bir şey olduğunu gözönüne alması ve bu şekilde onlan hiç istememeye kendini alıştırmasıdır; çünkü hoşnut olmamızı, istek, özlem veya pişmanlığın dışında hiçbir şey önleyemez, ama, her zaman aklın bize emrettiği şeyi yaparsak, pişmanlık duyacak hiçbir konumuz olmayacaktır. Daha sonra olaylar hataya düştüğümüzü gösterse bile durum değişmeyecektir, çünkü bu, hiçbir şekilde bizim hatamızdan kaynaklanmamıştır.

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © 2007

    Back to TOP