ON İKİNCİ ve ON ÜÇÜNCÜ MEKTUP

ON İKİNCİ MEKTUP

Platon'dan Tarentoslu Akhytas'a.

İyilikler,
Göndermiş olduğun yazıları aldık, çok hoşnut olduk; yazanı büyük bir beğeniyle karşıladık. Atalarına uygun olduğu anlaşılıyor; söylendiğine göre bunlar Myra'dan geliyorlarmış; Laomedon'un krallığında yurtlarını bırakan Troialıların soyundanmışlar; eskilerden duyulagelene göre de, iyi kimselermiş. Mektubunda sözünü ettiğin yapıtlarıma gelince, daha tamamlayamadım; ama olduğu gibi gönderiyorum. Onları, nasıl korumak gerektiğini ikimiz de biliyoruz; onun için bu yolda başka bir şey söyleyecek değilim.

ON ÜÇÜNCÜ MEKTUP

Platon'dan Syrakusa tyrannosu Dionysios'a.

İyilikler,
Mektubuma bu selamla başlayayım da, benden olduğuna bir belirti olsun. Bir gün, genç Lokrialıları yemeğe çağırmıştın; sofrada benden biraz uzakta oturuyordun. Kalktın, bana doğru geldin ve benim de, yanımda oturan güzel gencin de, çok iyi bulduğumuz hoş bir şey söyledin. O zaman bu genç sana: "Dionysios," dedi, "Bilgeliği araştırma yolunda Platon'un herhalde sana çok yararı olmuştur." Sen de, "Yalnız bu mu ya? Daha birçok konuda yararını gördüm; bak, onu buraya getirmekle hemen yararlandım," dedin. İşte Dionysios, bu yoldan şaşma da, birbirimizden gördüğümüz yararlar artsın. Bana gelince, hep bu amacı güderek, bugün, sana Pythagorasçıların yazılarıyla bölümleri ve o zaman anlaştığımız gibi, senin de, sarayında olduğuna göre Arkhytas'ın da yararlanabileceğiniz bir adam gönderiyorum. Adı Helikon'dur; Kyzikos'da doğmuştur; Eudoksos'un öğrencilerindendir ve bütün öğretilerimi tümüyle kavramıştır. Bundan başka, Isokrates'in bir öğrencisiyle ve Bryson'un öğrencilerinden Polyksenos'la arkadaşlık etmiştir. Üstelik çok geçimlidir ve sert değil, yumuşak ve uysal huylu olduğunu sanıyorum. Bunu hiç çekinmeden söylüyorum sanma; verdiğim yargı bir insan üzerinedir; insan da, kötü değil ama, kimi bakımlardan birkaç kişiyi bir yana bırakırsak, değişik bir hayvandır. Korku ve güvensizlik içinde olduğundan, Helikon'u, bir arada olduğumuz zaman hep inceledim; sonra kentteşlerinden sordum; hiçbiri ona karşı bir şey söylemedi. Onu sen de incele ve dikkatli davran. En iyisi, boş zamanın olursa, ondan ders almaktır; ama felsefe yolundaki araştırmalarına hiçbir zarar gelmesin. Zamanın yoksa, ona başka birini gönder, öğrendiklerini zamanın olduğunda sana da öğretir. Sen de böylece daha iyi olursun; ün kazanırsın; ve benden yarar görmekten hiç geri kalmazsın. İşte bu kadar.

Göndermemi yazdığın şeylere gelince: Apollo'nun yontusunu yaptırdım; Leptines sana getirecek; yetenekli bir sanatçının, Leokhares'in yapıtıdır. Evinde çok güzel bulduğum bir yapıt daha gördüm; satın aldım. Bunu, hasta ya da sağlıklıyken, bana, ikimize de uygun bir tavırla bakmış olan karına armağan etmek istiyorum. Uygun bulursan ver. Çocuklar için on iki testi şarapla iki testi bal gönderiyorum. Kuru incirlere gelince, biz buraya varınca toplama mevsimi geçmişti, ayırtamadım. Sakladığımız mersin meyvaları da çürümüş; bir daha sefere daha dikkatli davranırız. Bitkilere de gelince, Leptines sana her şeyi anlatır.

Bu gönderdiğim şeyleri satın almak ve kente vergileri ödemek için gereken parayı Leptines'den istedim. Kendisine Leukadia gemisi için harcadığım on altı mina kadar bir parayı kendi kesemden verdiğimi söyledim (bunu söylemeyi doğru ve uygun bulmuştum). Ondan aldığım parayı da harcadım, bu gönderdiğim şeyleri satın aldım.

Para bakımından Atina'da senin durumun nedir, benim durumum nedir, şimdi ona geçelim. Sana önce de söylemiştim; paranı, başka dostlarımınki gibi elimden geldiğince az harcayacağım; yalnızca gerekli olan, benim ve parayı verenin doğru ve uygun bulduğumuz şeyler için kullanacağım. Benim durumum şöyle: verdiğin tacı üstelemelerine karşın kabul etmediğim zaman ölen yeğenlerimin dört kızına bakmak zorundaydım. Bunlardan biri, bugün evlenme çağındadır; ikincisi sekiz yaşında, üçüncüsü üçten biraz fazla, sonuncusu da bir yaşında bile değil. Sağlığımda evlenecek olanlara, dostlarımın da yardımıyla, drahoma vermek görevimdir; ötekilerle ilgilenmek bana düşmez. Gelecekte, babaları benden daha zengin olacak kızlara da drahoma verecek değilim. Ama, bugün en talihlileri benim; annelerinin de drahomasını Dion ve başkalarıyla birlikte ben vermiştim. Bu kızlardan biri, dayısı Speusippos ile evleniyor; buna otuz minadan çok istemez; bunca drahoma bizim için yeter. Annem de ölürse, mezarını yaptırmak için on minadan çoğuna gereksinmem olmayacak. Sicilya'ya yapacağım yolculukta, kendi harcamalarım ya da devlete verecek ödenti olursa, önce söylediğim gibi davranmalıyız: ben bunları elimden geldiğince kısmaya çalışacağım; ama harcamalar olanaklarımı aşarsa, aşan bölümünü sen ödeyeceksin.

Şimdi Atina'daki harcamalarına geçiyorum: önce şunu söyleyeyim ki, Khoregialık (10) ya da buna benzer başka bir şey için para harcamamı istiyorsan, sandığımızın tersine, bana bu parayı verecek hiçbir konuğun yoktur. Sonra, parasını, bir adam gönderinceye dek geri bırakmayıp hemen vermekte yarar olan bir işin varsa, yalnızca can sıkıcı bir durumla karşılaşmayacaksın; küçük de düşeceksin. Bunu ben kendim denedim: Erastos'u, bir şeye gereksinmem olursa, başvurmamı söylediğin konuğun Aiginalı Andromedes'e yolladım. Sana, o mektubunda istediğin daha pahalı şeyleri gönderecektim. Bir insandan beklenecek şu olağan yanıtı verdi: babana verdiği paraları geri almak için epey güçlük çekmişti; sana şimdi, ödünç olarak az bir para verebilirdi ama, daha çoğunu göze alamıyordu. İşte bunun için Leptines'den borç aldım. Leptines de, yalnızca bu parayı verdiği için değil, bunu seve seve yaptığı; söz ve davranışlarıyla gerçek bir dostun olduğunu gösterdiği için övülmelidir. İyi olsun, kötü olsun, sana nasıl davrandıklarını; herkesin, senin için ne gibi niyetler beslediğini bildirmem gerekir. Öyleyse, para konusunda düşündüklerimi açıkça söyleyeceğim; böyle yapmam doğru olacaktır; aynı zamanda sarayında gördüklerime dayanarak konuşacağım. Yaptığın harcamaları sana bildirmeleri gereken kimseler, seni kızdırmaktan korkarak, bundan çekiniyorlar. Onları, her şeyde olduğu gibi, bunda da açıkça konuşmaya alıştır, zorla; her şeyi olabildiğince bilmelisin; her şey üzerinde karar verebilmeli, her şeyi öğrenmekten çekinmemelisin. Gücünü arttırmak için en iyi çare budur. Harcama yerinde yapılmalı, zamanında ödenmelidir; bu, her bakımdan, hele insanların zenginliklerini yönetmeleri bakımından, çok önemlidir; sen de böyle söylemiştin, sözünden dönecek değilsin. Senin çıkarlarını gözettiklerini söyleyen kimselerin herkesin önünde sana kara çalmalarına meydan verme; para işlerinde zorluk çıkaran bir insan olarak tanınmak, ünün için ne iyi olur, ne de güzel.
Şimdi Dion'a geçiyorum: başka şeyler üzerine, o sözünü ettiğin mektubun gelmeden önce bir şey söyleyemem. Dion'a bildirmememi istediğin tasarıları, bildirmedim; onunla, bunlar üzerinde de konuşmadım. Yalnızca bu tasarıları, güçlükle mi, kolaylıkla mı kabul edeceğini anlamak istedim; bunlar gerçekleşirse epey üzüleceğini sezdim. Başka bakımlardan, Dion, gerek sözlerinde, gerek davranışlarında, çok ölçülü görünüyor.

Timotheos'un kardeşi dostumuz Kratinos'a, bizim ağır piyadelerin taşıdığı o yumuşak zırhlardan bir tane; Kebes'in kızlarına da, yedi kulaçlık üç gömlek armağan edeceğiz; hani şu Sicilya'da yapılan keten gömlekler var ya, işte ondan; o zengin işlemeli Amorgos gömleklerinden değil. Kebes adını sanırım işitmişsindir: şu Sokrates'in konuşmalarında Simmias'ın yanında yer alan; ruh üzerine diyalogda Sokrates'le konuşan Kebes. Onu, hepimiz candan bir dost sayıyoruz.
Ciddi olan mektuplarımı ciddi olmayanlardan ayıran işarete gelince, bunu unutmamışsındır sanırım. Ama sen gene bir anımsa ve iyice dikkat et. Birçok kimse, kendilerine mektup yazmamı istiyorlar; yazamayacağımı açıktan açığa söylemek de pek kolay olmuyor. Ciddi mektuplarıma "tanrı"; o denli ciddi olmayanlara da "tanrılar" sözcüğüyle başlıyorum.

Elçiler de sana mektup yazmamı dilediler; bunda da şaşılacak bir şey yok; hepsi, hele o zaman elinden rahatsız olan Philagros, ikimizi her yerde övüyorlar; bu yolda hiçbir çabadan çekinmiyorlar. Büyük kralın yanından dönen Philaides de senden söz etti. Mektubumu uzatmak isteseydim, neler söyledi, yazardım; ama sen Leptines'e sor, o sana söylesin.

Zırhı ve istediğim öteki şeyleri gönderirsen, bunları istediğin kimseye emanet et. Kimseyi bulamazsan, Terillos'a ver. O, hep denizlerde dolaşır; dostumuzdur. Her şeyi, hele felsefeyi iyi anlar. Ben Sicilya'dan ayrılırken kent başlarından olan Teisonos'un damadıdır.

Hoşçakal; felsefeyle uğraş, gençleri yüreklendir, kendilerini felsefeye versinler. Top oyunundaki arkadaşlarına selamlarımı söyle; herkese, hele Aristokritos'a buyur, benden bir yapıt ya da mektup gelirse, sana elden geldiğince çabuk haber versinler; ve istediğim şeylerle uğraşmayı unutursan, anımsatsınlar. Leptines'e borcunu vermeyi unutma; bunu hemen yap ki, ona nasıl davrandığını görenler, bize hizmet etmeye daha istekli olsunlar.

Myronides'le birlikte kölelikten kurtardığım Latrokles, sana gönderdiğim şeylerle gemiye bindi. Onu hizmetine al, çünkü onun için çok iyi duygular besliyorum; hangi işte istersen çalıştır. Mektubumu ya da özetini sakla; tutmuş olduğun yoldan da hiç şaşma.

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP