SANATÇININ ROLÜ

— Sanatçı olarak kendinizi bir tanık sayıyor musunuz?

— İnsanın kendini tanık sayması için pek iddialı olması, ya da bu işe doğuştan bir yatkınlığı olması gerek, ki bu bende yok. Ben kendi adıma hiçbir rol peşinde değilim, doğuştan da bir tek yatkınlığım var. Ben, insan olarak, mutluluk peşindeyim; sanatçı olarak da, savaşlara, mahkemelere başvurmaksızın yaşatmak istediğim birçok kişi daha var sanıyorum. Ama, herkese gittikleri gibi bana da geldiler. Eski zamanın sanatçıları zorbalık karşısında hiç değilse susabiliyorlardı.

Günümüzde zorbalıklar gelişti :Bugünün zorbalıkları ne susmayı kabul ediyorlar ne de yansızlığı. Kendini belirtmek, zorbalıktan yana, ya da ona karşı olmak gerekiyor. Bu durumda benim söyleyeceğim şu: Ben zorbalığa karşıyım.Ama, bunu söylemekle rahat bir tanıklığı benimsemiş olmuyorum. Benim yaptığım sadece zamanı olduğu gibi kabul etmek, kısacası, mesleğimin gereğini yapmaktır. Hem siz şunu unutuyorsunuz ki bugün, yargıçlar, suçlandırılanlar ve tanıklar görülmedik bir hızla birbirine karıştılar. Sizce benim bir yerim olabilirse, bu yer hiçbir zaman, birçok filozof gibi, bir yargıç kürsüsünün üstünde ya da altında olmayacaktır hiç değilse. Bunun dışında, bağıntılı da olsa, iş görme yolları yok değil. Bugün, bu yollardan biri, bence birincisi ve en verimlisi sendikacılıktır.

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

Back to TOP