Francis Bacon’un İdol Öğretisi


Ebru EROL

Toplumsal bir varlık olan insan, toplumsal yaşamın içinde kimi zaman bilinçli bir şekilde, çoğu zaman ise bilinçsiz bir şekilde ideolojilerin içinde yer alır. İdeoloji terimini tarihte bize 18. yüzyılda Destutt de Tracy tarafından sunulurken, onun kökenleri tarihin daha eski dönemlerinde kendini duyurur. İdeoloji kavramının anlaşılması için onun zeminin hazırlayan önemli isimlerden bir tanesi Francis Bacon’ dur. Bu bakış açısıyla burada Bacon’ un idol öğretisi ele alınmaya çalışılacaktır.

Bacon felsefesine yöneldiğimizde, yaşadığı dönemde yeni bilimin ilerlemesinde oldukça önemli bir yere sahip olan Bacon için bilgi ancak doğaya yönelmekle mümkün olabilecek bir şeydir. Bacon, buradaki yönelişin gelişigüzel bir yöneliş değil, tam tersine yöntemli bir yöneliş olması gerektiği üzerinde durur. Kendinden önceki döneme eleştiri getiren Bacon’ ın bu eleştirilerinin odak noktasında duran ismi Skolâstik düşüncenin de dayanağı olan Aristoteles mantığıdır. Bacon’ a göre Aristoteles mantığı nedenleri ortaya koyarak bilimde ilerleyişi sağlayabilecek bir mantık değildir. Ayrıca Bacon, Aristoteles felsefesinde yer alan ve bilginin kaynağı olarak ele alınan tümdengelim yöntemini kabul etmez. Bacon felsefesinde buradan sonra atılan adım, Aristoteles’ in “Organon” u yerine “Novum Organum” u ve tümdengelim yönteminin yerine de tümevarım yöntemini koymak olur. Novum Organum bilgiye ulaşmamızı bize olanaklı kılacak yeni bir anlayış getirir. Bacon burada bu yöntemin uygulanabilmesi için öncelikli olarak gereksinimi olarak insan zihninin bir çözümlemesinin yapılması gerektiğinin altını çizer. İnsanı doğanın çözümleyicisi ve hâkimi olarak gören Bacon, bunun için insanın doğayı tanıması gerektiğini belirtir. Ancak Bacon, insanın doğayı tanıması için önce kendi zihnini incelemesi gerektiği üzerinde durur. Doğaya ilişkin bilgilerimiz algılarımızla elde ettiğimizi belirten Bacon, diğer yandan bu algıların bize gelirken bozulmaya uğradığını söyler. Bu bozulmanın nedeni de zihnimizde yer alan önyargılardır. Bacon için, bilimde ilerlemek ve gerçeğin bilgisine ulaşabilmek için kurtulmamız gereken şey, zihindeki bu önyargılardır. İdoller adını verdiği bu önyargıları dört başlık altında toplayan Bacon onları bize şu şekilde sunar;


1- İdola tribus ( soy putu ya da cins putu)

2- İdola specus ( mağara putu)

3- İdeola fori ( Pazar putu)

4- İdola theatri (tiyatro putu) (1)

Soy idolleri (İdola tribus): “İnsanın doğasında ve bizzat insanın soy veya ırkının doğasında vardır”.(2) Bacon felsefesinde insanın kendinden getirdiği bu idoller, bütün insanlar için ortaktır. Bunun nedeni Bacon’ a göre, insanın kendisini ‘şey’ lerin ölçüsü olarak görmesidir. Aynı zamanda insan duyguların ve zihnin bütün algılarının kaynağı olarak da kendini görür. Ruh yapısının birliğinde önyargıları, tutkuları ya da duyuların yetersizliğine sahip olan insan, bilgiye giden yolda evreni değil de kendini merkez olarak gördüğünde soy idolleri ortaya çıkar.

Mağara idolleri (İdola specus): Bacon’ a göre yine her insan da bulunan bu idoller ortak değil, bireyseldir. Bunun nedeni olarak Bacon her insanın “kendine özgü ve tek olan yaratılışını” gösterir.(3) Bununla birlikte, her insanın aldığı eğitim diğer insanlarla ilişkileri, yönelimleri farklılık gösterir. Ve buna göre her insanın kendi zihninde saydığımız tüm bu farklılıklardan dolayı insan zihninde doğadan gelenleri bozan kendi bireysel mağarasına sahiptir. Bacon, düşünme sürecinde alacağımız önlemlerle mağara idollerinin anlığımıza girmelerini önlememiz gerektiğini belirtir. Bunun içinde, genel olarak doğayı gözlemlerken düşündüğümüzde, anlığa giren ve anlıkta duran her şeyden şüphe etmemiz gerektiğini belirtir. Anlığı tarafsız kılmak için de çok fazla uyarıda bulunmamız gerekmektedir.

Çarşı-Pazar İdolleri (İdeola fori): toplumsal yaşantı içinde olan insanın; birbirleriyle ve insan topluluklarıyla olan ve ticari ilişkilerde de yer alan idollerdir. Bunun nedeni olarak Bacon, insanların dil aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurmasını gösterir. İnsanlar arasında iletişimi sağlayan dil, içinde bir tarihi barındırır. Bireyin kullandığı dil de yer alan kelimeler bireyin değil, çoğunluğun istediği gibi biçimlenmiştir. Bacon’ a göre bu durum zihnin uygunsuz yapılanmasını sağlarken, burada ortaya çıkan idoller, diğer idollere oranla en kaygı verici olanlarıdır. Bacon, buradaki kaygısını şu sözlerle dile getirir;

“Bunlar kelimeler ve adların birliğinden dolayı, anlığın etrafını kuşatmış olan idollerdir. Çünkü sözcükler, gerçekte anlık üzerine etki ettiği halde, insanlar kendi akıllarının sözcükleri yönlendirdiğini hayal ederler. İnsanların böyle düşünmeleri felsefeyi ve bilimleri sofistike kıldığı gibi, işlemez bir duruma da getirmiştir.” (4)

Bacon bu Pazar idolleriyle ilgili yaptığı diğer bir belirlenimi ise; “sözcükler ile anlığı bozan idoller iki çeşittir” olur.(5) Buna göre, bu idoller ya varlığı olmayan ‘şey’leri, adları ya da gerçek edimli nesnelerin isimleridir. Bacon birinci tür idollere örnek olarak, “gezegenlere ait yörüngeler ve ateş elementi”(6) gibi kurguları gösterir. Ona göre bu tür idoller sık sık yapılan çürütmelerle ortadan kaldırılabilir. İkinci tür idollere gelince onların ortadan kaldırılması Bacon’a göre birinci türde yer alan idoller kadar kolay değildir. Ona göre, kusurlu bir şekilde soyutlama ile oluşturulan bu idol türlerinin kökleri derindir. Bu tür idollere örnek olarak ‘nem’ li sözcüğünü ele alan Bacon, bu tür idollerin nem sözcüğünde olduğu gibi, bir cinsi belirlenmemiş ve oturmamış farklı farklı eylemlerin karışık ifadesini oluşturur.

Tiyatro İdolleri (İdola theatri); Bacon bu idolleri şöyle dile getirir, “İnsan zihni kendine özgü felsefe sistemlerinin çeşitli dogmalarından sarmış olan idoller olduğu gibi, kusurlu ispat kurallarından kaynaklanarak sarmış olan idoller de vardır. İşte, bizim tiyatro idolleri olarak adlandırdıklarımız bunlardır.”(7) Bunun nedeni Bacon’ a göre kendine kurgusal bir dünya oluşturan insanın, bu dünya sadece kendi yaşadığı dönemle sınırlı değildir. Bu kurgu aynı zamanda o döneme kadar gelen ya da var olan felsefe sistemleri, gelenekleri, otoriteleri de içine alır. Bacon’a göre bu idollere karşı zihni açık tutmak için, her bir idol türünü açıkça tartışmamız gerekmektedir.

Bacon insan zihninde yer alan idolleri bu şekilde belirledikten sonra, bilginin önünde engel oluşturan bu kısmı çözümlediği varsayımıyla, felsefesindeki ikinci kısma geçer. Yeni bilim için artık doğaya yönelebiliriz. Burada Bacon, insanın doğayı yorumlayabilmesi için gerekli olan işaretleri şu şekilde belirler; “birincisi deneyden aksiyomları elde etme veya yaratma, ikincisi aksiyomlardan yeni deneyler türetme ve elde etme”(8). Bacon, bu işaretlerden ilkini duyulara, belleğe, zihne ve akla olmak üzere görevleri bakımından üç alt bölüme izin verdiğini belirtir. Bacon, burada doğaya yönelirken, onu doğru tanıyabilmek için gerekli olan sağlam zemini kurmaya çalışmaktadır. Çünkü Bacon için, tabiatı kurgulamamalıyız, keşfetmeliyiz. Bacon daha sonraki adım olarak, planlı bir şekilde belirli bir düzende örneklerin tablolarını ve ortak düzenlemelerinin oluşturulması olarak belirler. Çeşitlilik gösteren ve karışık olan doğal ve deneyci tarih böylece anlığı şaşırtamaz ve anlık onlara etki etmeye olanak bulmuş olur. Ancak, Bacon’a göre bunların yapılması kendi işleyişine bırakılan anlık için yeterli değildir. Ona göre burada gerekli olan ve anlığı yönlendirecek olan şey tüme varımdır. Böylece Bacon için ‘şey’lerin özünü kavrayabileceğimiz yöntem genel hatlarıyla ortaya konulmuş olunur. Ve böylelikle Bacon’a göre gerçek bilim için ve doğaya egemen olmak için gerekli olan noktaya ulaşılmış olur, yani nesnelerin özüne yönelebiliriz artık.

Bacon’ın felsefesindeki amacını ortaya koyabilmek ve idol öğretisini daha iyi kavrayabilmek için burada onun felsefesini genel hatlarıyla ele almaya çalıştık. Bacon’ ın felsefesinde bilimin ilerlemesi için ve aynı zamanda insanın doğaya egemen olabilmesi için öncelik verdiği idol öğretisinin aynı zamanda bireyin kendi yaşamının içine habersizce yerleşmiş olan ideolojilerin bir gösterimidir diyebiliriz. İdol öğretisi yeni bir bilim için gerekli görülen önkoşulu oluştururken, aynı zamanda politik bir içeriğe sahiptir. Yeni bilim için gerekli olan ‘şey’lerin özünü görebilmekken, bu Bacon’ın belirttiği gibi herkesin yapabileceği bir şey değildir. Diğer yandan insanın kendi yaşamını ya da kendini belirleyebilmesi için gerekli olan şey de kendi özünü görebilmesidir ve bu nesnenin özünde olduğu gibi kendi özünü görme de herkesin yapabileceği bir şey değildir. Bilim yapmayı olanaklı kılmak için; insanla nesnenin özünü görme arasındaki bağla, insanın kendi özünü görebilmesi ya da politika için gerekli olan toplumun özünü görebilme arasındaki bağın( yani insanın kendi özünü görmesi ya da toplumun özünü görmesi arasındaki bağ) aynı düzlemde yer aldığı düşüncesindeyim. Ve her iki açıdan da bu durumun gerçekleşmesi için engel oluşturan şey idollerdir. Bacon felsefesine paralel bir şekilde devam edersek, insanlar bu idollerden habersiz yaşamlarını sürdürürken, her insan kendini belirleyenin yine kendisi olduğu düşüncesiyle yaşamını yönetenin kendisi olduğunu sanır. Aslında çoğunlukla insanın yönetimi yaşadığı dönemde ya da kendinden çok daha önce kurulmuş olan bir siyasi görüşün, dinin, geleneğin ya da yine aynı idollerle yanlış yapılanmış bir felsefenin belirlenimindedir. Bu açıdan idol öğretisi bize ideolojik yapılanmayı duyururken, son olarak burada yeniden Bacon’ ın idol öğretisine bazı soruların cevaplarına yanıt alabilmek için dönülecektir.

Hatırlayacak olursak Bacon dört guruba ayırdığı idollerden soy idollerinin bütün insanlarda ortak olduğunu söyler. Bunun nedeni olarak da doğaya yönelirken insanın merkeze evreni değil de kendisini koymasını gösterir. Bu durum da biz nesneleri olduğu gibi değil de kendi ölçülerimizle kavrarız. Bu düşüncenin yanlış olduğunu belirten Bacon’a göre nesnelerin ölçüsü biz de değil, nesnelerin kendisindeydi. Burada Bacon’ın bu görüşlerine karşı şu tür soruların yöneltilmesi olasıdır; merkeze evreni koyup nesneye yöneldiğimizde, nesne üzerinden sahip olduğumuz ölçüleri yine kendi yetimize göre algılamayacak mıyız? Başka bir deyişle biz deneyimlemekte olduğumuz her nesnenin bilgisine ancak sahip olduğumuz yetiler kadarıyla sahip olmaz mıyız? Dolayısıyla bütün idollerden kurtulup, nesneye yöneldiğimizde, elde ettiğimiz ölçülerin ya da sonuçların o nesnenin gerçek ölçüleri olduğunun dayanağı nerde? Burada elde edilen izlenimlerinde zihnin bir tür tuzağı olmadığını, yani bir idol olmadığını nereden bilebiliriz? Bu idollerin insanın doğasında yer alırken, bu idollerden tamamıyla kurtulmamızın olanağı var mıdır? Burada Bacon perspektifinden baktığımızda şöyle bir yanıt alabiliriz; insan doğaya yönelirken sahip olduğu tutkularından, önyargılarından kurtulabilir. İnsan beklentilerini, korkularını ya da ümit ettiği şeyleri doğaya yüklememelidir. Her insan için olmasa da insanın bu tür tutkularından kurtulması olanaklı olduğunu kabul edebiliriz, bu olasıdır diyebiliriz. Ancak Bacon bunlarla birlikte soy idollerinin içinde duyuların yetersizliğine de yer verirken, duyularımız yetersizse ve bu insanın doğasından kaynaklanıyorsa bundan bireyin kurtulması nasıl olanaklı olabilir? Diğer yandan bir nesne üzerinde yargıda bulunurken, benim yargılarımın aynı nesneye karşılık geldiğinin garantisi nerde? Bacon’ ın dört başlık altında topladığı bütün idolleri de göz önünde tutarsak, bütün idollerden zihnimizi kurtardığımızı düşünüp nesneye yöneldiğimizde ve nesnenin ölçümünü nesnenin kendisinde aradığımızda, elde ettiğimiz belirlenimlerin yine bir idol değil de nesnenin bilgisi olduğunu nasıl bilebiliriz ya da bilebilir miyiz? Burada ele aldığımız sorularla idol öğretisini, ideolojik bir açıdan ele aldığımızda ideolojilerin içinden insanın kendini çekip alması için neyin içinde olduğumu bilmesi gerekir öncelikle insanın, nesnenin özünde olduğu gibi kendi özünü görebilmesi gerekir. Fakat burada insanın tüm ideolojilerden kurtulduğu bu benim dediği alanında bir ideoloji olmadığını, ya da sadece ideolojilerden kurtuldum demenin de bir ideoloji olmadığını neye dayanarak söyleyebiliriz? İdeolojiler insan yaşamına birçok şekilde girerken, çoğu insan bunun bilincinde değildir, fakat yaptığı bütün seçimlerin bilincinde olduğu düşüncesiyle yaşamına devam eder. Öyle ki bu durum ideolojilerin insanlara sunumlarını hazırlayanlar içinde geçerlidir. Engels’ in dediği gibi; “İdeoloji sözde düşünürün bilinçle ama başka bir bilinçle gerçekleştirdiği bir süreçtir”. (9)

Bacon’ ın idol öğretisinde bu tür sorulara yanıt alamasak da onun idol öğretisi tarihsel açıdan önemlidir. Bacon bize saydığı bu idollerden nasıl kurtulabileceğimiz üzerinde durmazken, onları belirleyerek onlardan kurtulduğumuz varsayımıyla bilim anlayışına geçerken bu sorunun çözümlenmiş olduğunu varsayarak başlasa da ideoloji açısından önemli olan insan zihninde bu tür yapılanmaların var olduğunu göstermesi olmuştur.


Kaynakçalar:

· Bacon Francis, 1998, Novum Organum, çev.Akkaş Önal Sema, Ankara, Doruk Yayıncılık

· Özbek Sinan, 1999, İdeoloji Kuramları, İstanbul, Bulut Yayınları

· Timuçin Afşar, 2000, Felsefe Sözlüğü, İstanbul, Bulut Yayınları

· İdeoloji, tr.wikipedia.org/wiki/İdeoloji

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP