DÜŞÜNCELER-2

BÖLÜM-6-


1-kimi ülkelerde bütün kişiler duvarcıdır,ötekilerinde askerdir,v.b. Oysa doganın böyle tek düzenli olmadıgı kuşku götürmez,etkiyi yapan alışkanlıktır,insanı yöneten de odur,arada bir ona üstün geldigi de olur,insanı kendi içgüdüsü içinde sımsıkı tutar.iyi yada kötü her alışkanlık dikbaşlılıga yol açar.

2-"yırtıcı,savaşkan bir ulus pusatlar içinde geçen bir yaşamı yaşanmaya deger görür."(Livius)onlar ölümü barıştan çok severler.başkaları ise ölümü savaştan çok severler: iki görüş de yaşama yeg görülebilyor.bu yüzdendir onda sevginin böylesine güçlü,böylesine dogal oluşu.

3-önyargı yanılmaya götürür.tüm insanların yanlız araç üstüne düşünüp sonucu düşünmediklerini görmek de çok acınasıdır.bütün kişiler kendi işinin uyarınca düşünür,oysa alınyazımızı belirleyen etken ugraşı,anayurdun uygun seçimidir.

4-ne çok acı verir kişiye türklerin,sapkınların,inansızlık yolunda atalarının ardından gittiklerini görmek.bunun tek nedeni herbirinin benimsedigi önyargının,en iyi oldugunu sanmalarıdır.bu önyargılardır herbirine yapacagı işi gösteren,çilingirede,askerede...


BÖLÜM-7-


1-iki olay ögretir insanlara özlerini: içgüdü,bir de deneme.

2-insanın büyüklügü,yoksullugunu bildiginden dolayı,büyüktür.bir agaç yoksullugunu bilmez.

3-insan yıkılmış,çökmüş bir ev degil,bu yüzden duygusuz mutsuzluk yoktur.insan ancak "ben bilen,gören kişyim" dediginde mutsuzdur.

4-insana büyüklük saglayan düşüncedir.

5-ben degerimi gövdemle kapladıgım yerde degil,düşüncelerimin düzeninde arayabilirim.

6-enginligi yüzünden kuşatıyor beni evren,yutuyor bir toz gibi,bende düşüncelerimle kuşatıyorum onu.

7-bizim bütün önemimiz düşünceden dolayıdır.bundan geliyor bizim kendimizi büyük görüşümüz.bizi doldurmayan mekandan yada zamandan degil.

8-ben elsiz,ayaksız,başsız bir insan düşünebilirim,ama düşüncesiz bir insan düşünemem.düşünsem ancak bir taş,yada yırtıcı bir hayvan düşünürüm.

9-insan düşünmek için yaratılmış besbelli;onun bütün önemi,tüm kazancı budur; görevide düşünmektir, kendi varlıgına yaraşır nitelikte.

10-sonsuzluk-hiçtir.

11-ruhumuz,nicelik,zaman ve mekanın bulundugu gövdenin içine fırlatılmıştır; o,bu konuda düşünüyor ve buna doga,gerekimlilik adını veriyor,başka bir nesneye inanmıyor.

12-aklımız bizi herhengi bir kılavuzdan daha görkemli yönlendirir,kılavuza boyun eğemeyen mutsuzdur,usa boyun egmeyen delidir.

13-ne büyüktür insan kendi özü ile! ne aşagılıktır bu eksiklikleri yüzünden.

14-karanlıklar görüyorum dört bir yanda.bir yokluk olduguma mı inanayım,yoksa bir tanrı olduguma mı?


BÖLÜM-8-


1-bilmez insan hangi yöntemle yeniden düzene girecegini; yanılmış ayrılmış gerçek yerinden,onu bir daha bulamayacak artık.arar durur yerini dört bir yanda,yıgun bir karanlıkta,büsbütün tedirgin,büsbütün boşuna...

2-öyle bir büyük tadı vardır ki ün kazanmanın,hangi konu ile baglanırsa baglansın sevilir,sonu ölüm olsa bile...

3-düşüncelerimi bir yere yazarken yanıldıgımı anlarım.düşüncem güçsüzlügümü hatırlatır bana. şu kısacık süreler içinde unuttugumu,unuttugum düşünceler gibi daha nicelerini ögretir bana.benimde bütün direndigim yoklugumu ögrenmektir.

4-insan ne melektir,ne hayvan; mutsuzluk melek olmak isteyeni hayvan yapar.

5-tanrıtanımazlık belli bir aşamaya degin güçlü bir anlayış yetisinin belirtimidir.

6-neden sınırlıdır bilgim? ya gövdemin kocamanlıgı? neden yüzyıl sürüp giderim de bin yıl sürüp gidemem? doga hangi neden yüzünden bana böyle ölçüp biçmeyi,bu sayıyı seçmeyi başkalarını seçmemeyi verdi? oysa sayıların sınırsızlıgında bir neden yok da,öteki varlıkların daha önce seçilmesi için var mı?

7-Kleopatra'nın burnu daha kısa olaydı evrenin yüzü bambaşka olurdu.

8-bir kimsenin yaşamak için yeterince olanagı bulunsaydı evinde oturmanın mutluluguna varır,evini barkını bırakıp denize açılmaya,kale kuşatmaya gitmezdi.

9-ne korkunçtur elimizde bulunan bütün nesnelerin akıp gittigini sezmek.


BÖLÜM-9


1-bütün yoksulluguna karşın bir de mutluk olmak istiyor insan,üstelik mutlu da degil,bunu istemiyecek durumda da degil hani,peki hangi yöntemle işe başlıyacak? dogru bir iş yapmak için ölümsüz olmak gerekirdi,oysa bu yüzdendir onun düşmüşlügü,bu konuda bir bilgi edinemedigindendir onun yıkılışı...

2-insanların ölüme,yoksulluga karşı bir iş gelmiyor ellerinden,bilgisizlik içindeler,bu yüzdendir yıkılışları;mutlu olmak için,bir düşündükleri yok bu konuda.

3-yaşadıgımız çaga dayanamaıyız bir türlü hep yavaş adımlarla gelen gelecegi düşünürüz,ivedilik veririz gelecegin akışına,saklamak için geri çagırırız geçmişi,çökmüş,yitmiş gitmiş de ondan... böylesine ustan yoksunuz işte,kendi gerçeklerimizi,bizim olanları düşünmeyiz bir türlü,anlamsız saçmalıklara dalarız,derin derin düşünmeden uçup gideriz.

4-bizi sıkan,önümüzde olanlardır çokluk,bize acı çektirdiginden dolayı gözümüzden bile sakınırız onu,bize güzel görünüyorsa yanılmışız demektir,geçip gidenleri görmede.

5-bir uçuruma dogru koşuyoruz düşüncesiz,kaygısız.bir engel koymuşuz önümüze,sakıncayı görmeyelim,durumu anlamıyalım diye.

6-ölümü düşünmedikçe ölüm düşüncesinden daha kolay katlanılır ona,bir korku içinde degilse kişi.

7-bir er,bir çiftçi yorgunluktan yakınır durursa bir iş göremiyecek durumdadır demek.

8-gerçekligi araken içimizde kuşkululugu buluruz.biz yeterli degiliz,gerçekligi,mutlulugu isteyemeyiz,biz ne gerçeklige,nede mutluluga elverişliyiz.kendimizi cezalandırma,hangi yükseklikten düştügümüzü gösterme istegi el çekmiş bizden.

9-insanın durumu;uçarılık,can sıkıntısı,tedirginlik...

10-insan ne melektir,ne de hayvan.ondan melek yapmak isteyen,hayvan yapıp mutsuzlugun yolunu tutar.


BÖLÜM-10-


1-insan ün ardından koştukça aşagılık sayarım onu,alçak gönüllü oldukça saygı duyarım ona.

2-insanların çogu mutlulugu zenginlikte,nesnel bollukta yada eglencede bulur.bilgeler ise tüm bu egilimlerden uzak kalmayı,kendi görüşlerine uygun bir düşünce ortamı saglamayı isterler.

3-Stoacılar derler ki: kendi kendinizi denetleyin,kaygıdan sıkıntıdan kurtulursunuz.bu dogru degil.
başkaları derler ki: dışa dönün,mutlulugu dışınızda arayın,kıvanç duyarsınız.bu da dogru degil.bunlar kaynagı saglıksız durumlardır.
mutluluk insanın ne içindedir nede dışında,tanrıdadır,bu nedenle dışımızda olan içimizdedir.

4-şu yoksul çocuklar bu köpek bizimdir diyor;burasıda güneşli yerde benim yerimdir.işte bütün yeryüzünde haksız ele geçirmenin başlangıcı örnegi.

5-alışkanlık güzelligi yarattıgı gibi dogrulugu da yaratmıştır.

6-siz çocuklar gibi davranmayı bilmezseniz,bilgelik sizi çocukluk evresine geri götürür.

7-dogru olanın ardından gidilecegi dogrudur,en güçlü olana uyulacagı da gereklidir.

8-dogruluk güçsüzdür,güce başvurmaz;dogruluktan yoksun güç zorbalıktır.

9-kuruntu ile kanı üzerine kurulmuş bir egemenlik ancak bir süre gösterir etkisini,oysa begenilen,istenilen bir egemenlik olan erkin egemenligi,boyuna sürdürür kendini.bu yüzden kanı,evrenin kraliçesi,erk ise zorbasıdır.

10-bir geminin yönetimini üstlenmek esenlik içindeki evinden ayrılıp yolcular arsında oturmaya benzemez.

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

Back to TOP