SEKİZİNCİ MEKTUP

Platon'dan Dion'un akraba ve dostlarına.

İyilikler,
Gerçek bir başarı elde etmek için nasıl davranmalısınız; bunu elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım. Yararlı öğütler vereceğimi umuyorum; hem bu öğütleri, önce size olmakla birlikte, yalnızca size değil, bütün Syrakusalılara, ondan sonra da, bütün karşıtlarınıza ve düşmanlarınıza veriyorum. Ancak, dine aykırı bir suç işlemiş olanları bir yana bırakıyorum; çünkü böyle suçlar hiçbir zaman bağışlanamaz; kimse de böyle bir suçtan kendini temizleyemez. Şimdi, söyleyeceklerimi iyi dinleyin:

Tyrannosluk devrildikten sonra, Sicilya'da olan çatışmalar hep şundan ileri gelmektedir: kimileri yönetim erkini yeniden ele almak, başkaları da tyrannosluğu tümüyle ortadan kaldırmak istiyorlar. Böyle durumlarda, çoğunluğun her zaman doğru bulduğu bir öğüt vardır: düşmanlarına elinden geldiğince kötülük; dostlarına da elinden geldiğince iyilik etmek. Ama, aynı kötülüklere insanın kendisi de uğramadan, başkalarına kötülük edilemez. Bunun açık tanıtlarını görmek için uzağa gitmeyin; Sicilya'da olup bitenlere bakın: bir yan saldırdı mı, öteki karşı koyuyor. Siz bunu başkalarına da öğretebilirsiniz, bu yolda yararlı dersler verebilirsiniz. Buna benzer örnekler hiç de az değil. Ama düşman, dost, herkese nasıl yararlı olmalı; bunlara, elden geldiğince az kötülük etmek için nasıl davranmalı; işte bunu görmek, görünce de gerçekleştirmek pek kolay değildir. Bu yolda bir öğüt vermek ve bunu anlatmaya çalışmak, daha çok tanrılara sunulan bir dileğe benzer. Haydi biz de bunu bir dilek olarak ele alalım; çünkü her şeye tanrılardan başlamak gerekir. Şimdi size vereceğim öğütlerle bu dileğimizin gerçekleşeceğini umalım.

Savaş başlayalı beri, düşmanlarınız da, siz de, babalarınızın, son derece tehlikeli anlar geçirirken (bütün Sicilya, Kartacalılarca yakılıp yıkılma, barbarların boyunduruğu altına girme tehlikesini geçirirken) başlarına getirdikleri bir ailenin buyruğu altındasınız. Atalarınız o zaman, gençliğine ve savaştaki değerlerine bakarak Dionysios'u (ilk Dionysios) seçtiler ve yetilerine uygun olduğu için, savaşın yönetimini ona verdiler; yanına öğütçü olarak daha yaşlı olan Hipporinos'u kattılar ve Sicilya'yı kurtarmak için bunları salt tyrannos yaptılar. Kurtuluşlarını, bir tanrının iyicilliğine ve bir tanrıya mı, başa geçirdikleri adamların değerine mi, yoksa o zamanki yurttaşların da yardımıyla hem tanrıya, hem başlarına mı borçludurlar? Ne denirse densin gerçek şu ki, o çağın kuşağı böyle kurtulmuştur. O denli değer gösterip sizi kurtaran bu adamları, her zaman minnetle anmalısınız. Sonraları tyrannosluk, kendisine teslim edilen kenti yönetemediyse, bunun cezasını bir dereceye dek çekmiştir; daha da ceza görmesi gerekir. Ama şimdiki durumda suçlulara nasıl bir ceza verelim ki, gerektiği gibi doğru olsun? Siz onların yönetim erkinden, tehlikeye girmeden, çok çabalamadan sıyrılabilirseniz; onlar da erklerini kolaylıkla elde edebilirlerse, vereceğim öğütlerin hiçbir anlamı kalmaz. Şimdilik şunu iyice belleyin ve anımsayın ki, her iki yan da birçok kez, tam başarıyı elde etmek için yalnızca önemsiz bir şeyin eksik olduğunu ummuş ve sanmıştır ve bu önemsiz şey, her zaman sayısız, engin, sonu gelmeyen kötülüklere yol açmıştır. Eski bir kötülüğün sonu gibi görünen şey, yeni bir kötülüğün başlangıcı oluyor ve bu zincirleme olgu, tyrannosluğu da, demokrasiyi de yok etme tehlikesini gösteriyor. Bu acıklı, ama çok olası olan şey gerçekleşirse; bütün Sicilya'yı Fenikeliler ve Opikler (7) devleti egemenliği altına alırsa, Helen dilinin Sicilya'da izi bile kalmaz. Bu yıkımı önlemek için her Helen çalışıp çabalamalı, bir yol bulmalıdır. Size önereceğimden daha etkili, daha iyi bir yol bilen varsa, gelsin size söylesin; onu bütün Hellas'ın dostu saymak çok doğru olur.

Benim, şimdiki durum karşısında bulduğum yolu, açık yüreklilikle, yansız ve doğru bir dille size anlatacağım. Ben gerçekte, her iki yan arasında, tyrannosluk edenlerle tyrannoslardan çekenler arasında bir tür yargıcıyım; her iki yana da, yalnızmış gibi eskiden verdiğim öğütleri yineliyorum. Bugün de düşünüyorum ki, tyrannoslar, tyrannos adından da, tyrannosluktan da sakınmalı; tyrannosluğu, ellerinden gelirse, krallığa çevirmelidirler. Bunun olanaklı olduğunu, o bilge ve erdemli Lykurgos, olaylarla göstermiştir. Lykurgos, Argos ve Messene'deki akrabalarının krallığı tyrannosluğa çevirerek, hem kendilerinin, hem kentlerinin yakılıp yıkılmasına neden olduklarını görünce, aynı yıkıma yurdunun ve ailesinin de uğramasından korkarak, bir umar düşündü: bir yaşlılar meclisi kurdu ve krallık erkini sınırlamakla birlikte onu koruyan "ephor"ları oluşturdu. Birçok kuşağın esenliğini işte böylece sağladı. Çünkü artık insanlar yasaların değil, yasalar insanların egemeni, buyuranı olmuştu.

İşte bu mektubum, hepinize, bugün böyle davranmanızı salık veriyor. Tyrannosluğun peşinden koşanlar, ondan uzaklaşsınlar; doymak bilmez, akılsız insanların talihlilik sandıkları şeylerden hep kaçsınlar; tyrannosluğu krallığa çevirmeye, krallık yasalarını saymaya çalışsınlar: onurlu konumlara geçerlerse, bu, ancak insanların ve yasaların istemiyle olsun. Özgür yönetim biçimleri peşinde koşanlara, kötüdür diye kölelik boyunduruğundan kaçanlara da şu öğüdü veriyorum: dikkat etsinler, yersiz bir özgürlük elde etmek için doymak bilmez istekleri onları, atalarının tutulduğu hastalığa (özgürlüğe besledikleri aşırı sevgi yüzünden kargaşa içinde yaşamalarına neden olan o hastalığa) sürüklemesin. Dionysios'la Hipparinos devlet yönetimini ele almadan önce, Sicilyalılar mutlu yaşadıklarını sanıyorlardı; çünkü zevk ve sefa içinde yaşıyorlardı; aynı zamanda başlarına buyruktular; doğrulukla ve yasaya göre yönetse bile, hiçbir baş tanımayacaklarını, tümüyle özgür olduklarını göstermek için Dionysios'tan önce gelen on komutanı taşa tutmuşlardı; tyrannosluğun ortaya çıkmasına işte bu yol açtı. Kölelik de, özgürlük de ölçüyü aşarsa, çok kötüdür; ölçülü olurlarsa çok iyidirler. Tanrıya boyun eğmek, ölçülü davranmaktır; insana boyun eğmek ölçüsüzlüktür. Aklı başında kimselerin yasası Tanrı, akılsız kimselerin yasası zevk ve sefadır.

Bu her zaman böyle olduğuna göre, verdiğim öğütleri bütün Syrakusalılara, benim ve Dion'un düşünceleri olarak bildirmelerini, Dion'un dostlarından rica ediyorum. Ben, Dion sağ olsaydı da konuşabilseydi, sizlere neler söylerdi, onları anlatacağım. Peki, diyeceksiniz, Dion, bugünkü işlerimiz konusunda ne gibi öğütler verirdi? Söyleyeyim:
"Syrakusalılar, her şeyden önce, düşünce ve isteklerinizi kazanç ve zenginlik yoluna çevirmeyecek yasaları kabul edin. Göz önünde tutmanız gereken üç şey ruh, beden ve sonra zenginlik olduğuna göre, en çok ruhun erdemine, ikinci olarak bundan daha aşağı olan bedenin erdemine, üçüncü ve son olarak da ruh ve bedene hizmet etmesi gereken zenginliğe değer verin. Bir yasa bu düzeni gerçekleştirirse, onu yurdumuza mal etmekle çok iyi davranmış olursunuz; çünkü bunu sayanlar gerçekten mutlu olurlar. Ama zenginlere mutlu ve talihli demek, özünde uğursuz bir yargıdır; ona inanan kimseleri de akılsız eder. Yasa konusunda söylediklerimi gerçekleştirirseniz öğütlerimin ne kadar doğru olduğunu anlayacaksınız; çünkü her şeyde en iyi mihenk taşı, deneyimdir.

"Böyle yasalarınız olunca, Sicilya tehlikede, kimse de ne iyice yenmiş, ne tümüyle yenilmiş olduğuna göre, katlanamayacağınız kölelikten kurtulmak isteyen sizlerle, yeniden tyrannosluğu elde etmek isteyen kimseler, bir uzlaşma yolu bulmalısınız; bu, doğru ve yararlı olacaktır. Bu sözünü ettiğim kimselerin ataları, Helenleri barbarların boyunduruğundan kurtarmakla büyük bir hizmet görmüşlerdir. Siz de, işte bu sayede bugün nasıl bir yönetim biçimi kuralım diye düşünebiliyorsunuz. Onlar başaramasalardı, ne bir şey düşünebilir, ne bir şey umabilirdiniz. Öyleyse, sizler, krallık yönetimi altında özgürlüğe kavuşun; onlar da, bütün yurttaşlara, krallara bile, eğrilik ederlerse, buyurucu yasalar koyarak, sorumlu bir krallık gücü elde etsinler.
"Bu düzeni kurmayı başarmak için, tanrıların yardımıyla, açık yüreklilik ve doğrulukla krallarınızı seçmeye koyulun. Önce, babamla benim ettiğimiz hizmetlere karşılık, oğlumu seçin: babam eski zamanlarda, kenti barbarlardan kurtardı; ben de, son zamanlarda, iki kez tyrannoslardan kurtardım; bunu, hepiniz gördünüz. İkinci olarak size şimdi ettiği yardımlara ve huyunun doğruluğuna karşılık, babamın adını taşıyan Dionysios'un oğlunu seçin: bir tyrannosun oğlu olmakla birlikte, kenti kurtarmak istemekte; ve böylece hem kendine, hem soyuna, geçici ve eğri bir tyrannosluk yerine ölümsüz bir onur sağlamaktadır. Üçüncü olarak, Syrakusa krallığına, kendisinin ve halkın isteğiyle düşman ordusunun şimdiki başını, Dionysios'un oğlu Dionysios'u çağırın; ama Dionysios, talihinin değişmesinden korkarak, yurduna ve artık kimsenin uğramadığı mezar ve tapınaklara acıyıp, tutkusunun da her şeyi barbarların yararına tümüyle yok etmesinden çekinerek, krallık yönetim biçimini kendiliğinden kabul etmelidir. Bu üç krala isterseniz Lakedaimonya krallarının yönetim erkini verin; isterseniz, aranızda anlaşarak bu erki kısın; ama onları tahtlarına böyle oturtun. Bunu size daha önce de söylemiştim; şimdi de dinleyin. Dionysios'la Hipparinos'un aileleri, ricalarınızı ve Sicilya'nın esenliğini gözönünde tutarak, kendilerinin ve soylarının, şimdi de, gelecekte de, birçok onurlardan yararlanmaları koşuluyla, bugünkü yıkımlara bir son vermeye razı olurlarsa, yukarda da söylediğim gibi, temsilciler çağırın; bunlara, bir uzlaşma sağlamaları için, tam yetki verilsin; ve bunlar, kralın isteğine ve uygun bulacakları sayıya göre, ya Sicilyalılar, ya yabancılar arasından ya da hem Sicilyalılar hem yabancılar arasından seçilsin. Temsilciler toplanınca, yasalar yapsınlar ve bir yönetim düzeni kursunlar. Bu düzene göre doğru da olacağı gibi, krallara, kutsal işlerin; ülkelerine iyilik etmiş böyle kimselere de güvenilecek işlerin yönetimi verilsin. Temsilciler halk ve yaşlılar meclisine danışarak, savaşta ve barışta yetki kullanmak üzere otuz beş yasa koruyucusu seçmeli; değişik davalara göre değişik mahkemeler olmalı; ama ölüm ve sürgün kararlarını ancak Otuz Beşler verebilmelidir. Bunlara, bir yıl önceki yargıçlar kurulundan birer tane olmak üzere, en doğru, en iyi yargıçlar katılmalı; ertesi yıl, bunlar hep birlikte, yurttaşların ölümünü, hapsedilmesini ve sürülmesini gerektiren davalarda yargıçlık etmelidirler. Kralın bu tür davalarda yargıçlık etmesi yasaklanmalıdır: çünkü o, rahip olmak sıfatıyla öldürme, hapis ve sürgün gibi şeylere elini sürmemelidir.

"İşte, sağken ve şimdi, sizin için gerçekleştirmek istediğim tasarılar; sizin de yardımınızla düşmanlarımı alt ettikten sonra, dost kılığına girmiş Erinniler (8) engel olmasaydı, tasarladığım yönetim biçimini kuracaktım. Bundan sonra olaylar umduğum gibi çıksaydı, bütün Sicilya'yı yeniden kuracak; herkesin özgürlüğü için tyrannosluğa karşı savaşmamış olan barbarların ele geçirdikleri yerleri ellerinden alacak; Helen topraklarının o eski halkını, atalarının o eski yerlerine getirecektim. İşte hepinizin bugün ele almanızı istediğim şey. Bunu gerçekleştirmeye çalışın; herkesi bu yolda yardıma çağırın; gelmeyecek olanı devletin düşmanı sayın. Bu, başarılamayacak bir şey değildir. İki ruhun tasarladığı, düşüncenin de en iyi olduğunu kolaylıkla göstereceği bir şeyi başarılamaz saymak akıllılık olmaz. Bu iki ruhtan, Dionysios'un oğlu Hipparinos'la oğlumun ruhlarını anlıyorum. Bu ikisi aralarında anlaşırlarsa, kentlerini düşünen Syrakusalılarla da anlaşabileceklerini sanıyorum. Bütün tanrılara, tanrılarla birlikte saymaya değer her varlığa saygı ve dualarınızı sunun; sonra, dost, düşman herkesi, aynı yumuşaklıkla ama üsteleyerek çağırın; ve uyanık gözlere tanrının gönderdiği bir düş gibi olan bu sözlerimiz, tükenmez çabalarınızla, parlak ve ak yazılı bir gerçeğe erinceye dek elinizden geleni yapmaktan geri kalmayın."

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

Back to TOP