ŞARTLI ÖNERMELER

Bir önermede bağ kaldırıldığı zaman, iki tarafta birer hüküm kalırsa bu tip önermelere şartlı önermeler; taraflardan birincisine "mukaddem" ikincisine "tâli" dendiğini önceden söylemiştik. İslâm mantıkçıları, şartlı önermeleri bitişik (muttasıla) ve ayrık (munfasıla) diye ikiye ayırırlar.

Bitişik şartlı önermeler:

Eğer şartlı önermede mukaddem ve tâlinin olumluda birleşmesi ve olumsuzda birleşmemden ile hükmolunursa bunlara bitişik şartlı önermeler (kazaya-i şartiye-i muttasıla - les propositions conditionelles) denilir.

Her ne zaman güneş doğarsa gündüz olur
Her ne zaman güneş doğarsa gece olur değildir.

Yukarıdaki iki önermeden birincisinde, mukaddemle talinin birleşmesi, ikincisinde ise birleşmemesi ile hükmedilmiştir. Yani birincisinde mukaddem olan "güneş doğar" ve tali olan "gündüz" bir araya getirilmiştir. İkisi aynı zamanda bir arada olur. İkinci önermede mukaddem olan "güneş doğar'la tâli olan "gece olur"un birletmemeleri ile hükmolunmuştur. Bunların ikisinin bir arada bulunamıyacağı bildirilmiştir. Bu durumda birinci, önermeye, bitişik şartlı olumlu; ikinci önermeye, bitişik şartlı olumsuz denilir.

Bitişik şartlı önermelerin çeşitlenmesi: Bitişik şartlı önermeler gerekli (Uhumiye) ve raslantıiı (ittifakiye) diye ikiye ayrılır.

1 — Gerekli bitişik şartlı önermeler: Eğer "mukaddem" ile, "tali" arasında nedenlik gibi belli bir bağ bulunursa bu tip önermelere gerekli bitişik şartlı önermeler denilir. Bunlarda da ya mukaddem talinin veya tali mukaddemin nedenidir; veyahut her ikisi aynı nedenin eseri olurlar. Meselâ:

Her nezaman güneş doğarsa gündüz olur önermesinde, mukaddem tali'nin nedenidir.
Herzaman gündüz olursa güneş doğmuş bulunur önermesinde ise tâli, mukaddem'in nedenidir.

Hernezaman gündüz olursa etraf aydınlanır önermesinde, "mukaddem" ve "tali" aynı nedenin, yani güneşin doğmuş olmasının eseridirler.

2 — Raslantılı olan bitişik şartlı önermeler: Eğer bitişik şartlı önermede mukaddem ile tâli arasında belli bir ilişki olmayıp da, iki taraf arasındaki ilişki tesadüfe bağlı ise bu tip bitişik şartlı önermelere, de raslantıiı (ittifakiye) denilir. Meselâ: Her nezaman çarşıya çıksam Ahmed'e rastlarım önermesinde, mukaddem ile tâli arasında yani çarşıya çıkmakla Ahmed'e rastlamak arasında nedenlik gibi belli bir ilişki yoktur, tamamen tesadüfe bağlıdır.

Ayrık şartılı önermeler:

Şartlı önermelerde, mukaddem ile tâli arasında birbirini yok etme (nefyetme) suretiyle hükmolunan önermelerdir. Bu tip önermelerin olumlusunda, önermeyi meydana getiren iki tarafın ayıılmasının vuku bulması, olumsuzunda ise vuku bulmaması ile hükmolunur.

Ya gündüz olur yahut güneş batmış bulunur önermesi ayrık şartlı önerme (kaziye-i şartiye-i munfasılala propositioh disjonctive) dir. Burada mukaddem ile tâli'nin ayrılması ile hükmolunmuştur. Yani birisi varsa diğeri yoktur. Öyle ise olumlu bir ayrık şartlı önermedir.

Bir şey ya faş veya ağaç değildir önermesi ise olumsuz bir ayrık şartlı önermedir. Çünki mukaddem ile tâli arasındaki ayrılmanın olumsuz kılınması, yani ayrılmanın vuku bulmaması ile hükmolunmuştur.

Ayrık şartlı önermelerin çeşitlenmesi: Ayrık şartlı önermeler ilkin gerekli (inadiye) ye raslantılı (ittifakiye) diye ikiye ayrılır.

1 — Gerekli (inadiye): Eğer bir ayrık şartlı önermede mukaddemi ile tâlisinin karşıt hali (nakizi) birbirine nedenlik gibi bir bağla bağlı iseler veya her ikisi aynı nedenin eseri iseler bunlara gerekli denilir. Meselâ: Ya güneş doğmuştur yahut gece mevcuttur önermesinde mukaddem olan güneş doğmuştur tâlinin karşıt hali olan gece mevcut değildir in nedenidir. Ya etraf aydınlıktır veya gece mevcuttur önermesinde ise, mukaddem olan etraf aydınlıktır ile tâlinin karşıt hali olan gece mevcut değildir aynı bir nedenin, yani güneşin doğmuş olmasının eseridirler.

2 — Raslantılı (İttifakiye): Eğer ayrık şartlı önermede, mukaddem ile tâlinin karşıt hali arasında nedenlik gibi belli bir bağ bulunmazsa buna da raslantılı denilir. Raslantılı için Miyar-ı Sedad'da verilen misaller şunlardır: Ya insan mevcuttur veya anka mevcuttur, önermesi olumlu bir "raslantılı"dır. Ya insan konuşandır yahut at kişneyen değildir önermesi ise olumsuz bir raslantılıdır.

Ayrık şartlı önermeler bir de kendisini meydana getiren iki tarafın yani mukaddem ile tâlinin, doğru ve yanlış değer çiftine göre, birbiri ile olan ilişkileri bakımından çeşitlenir. Bu açıdan ayrık şartlı önermeler "hakikiye", "maniat-ul cemi" ve " maniat-ul hulû " diye üçe ayırlırlar.

1 — "Hakikiye": Eğer "mukkaddem" ile "tali" arasında, gerek doğruluk ve gerek yanlışlık bakımından aykırılık ile veya bu aykırılığın olumsuz kılınması ile hükmolunursa "hakikiye" denilir. Aykırılıktan

kasdedilen anlam şudur: Eğer iki önermeden biri doğru ise diğeri yanlıştır. İkisi birden doğru veya.ikisi birden yanlış olamaz. Herhangi iki terim arasında bu türden bir önerme yapılamaz. Bunun için gerekli şart vardır. "Hakikiye" bir şey ile onun karşıt hali (nakîzi) veya çelişiğine eşit olan şey arasındaki "terditten" (ya şöyle veya böyle) meydana gelir. Meselâ, adet ya tek olur veya çift olur. Verilen misalde tek ile çift arasında bir seçim vardır. Bu iki terimden birisi diğerinin karşıt haline eşittir. Tek'in karşıt hali tek-ölmayandır bu ise çift'e eşittir.

Taraflardan ikisi birden doğru veya ikisi birden yanlış olamaz demekten kasıt şudur: Tarafları meydana getiren önermeler, aynı nesneye uygulandıklarında ikisi birden doğru ikisi birden yanlış olmıyacak demektir.

Sayı ya tek olur veya savı çift olur, önermesini alıp uygulamayı yapalım. Bu önermenin mukaddem ve tâli'sini meselâ üç sayısında uygulayalım.

Üç tektir. Üç çifttir.

İki önermeden birincisi doğru ikincisi yanlıştır.

Yaptığımız bu açıklama "'hakikiye"nin olumluları içindir. Olumsuz önermelerde, mukaddem ile tâli'nin aykırılıklarının olumsuz kılınması ile yapılır. Yani iki tarafı meydana getiren önermeler bir arada doğru ve bir arada yanlış olabilirler. Vesilet'ül-İkan'dan naklettiğimiz kural olumsuz önermelere uymaz. Çeşitli mantık kitaplarında hakikiye'nin olumsuzu için verilen misallar şunlardır:

Elbette birşey ya insan veya hayvan değildir.
Ya güneş doğar veya rüzgâr eser değildir.
Bu insan daima ya kâtiptir veya türktür değildir.

Görülüyor ki bu önermelerde, '"mukaddem" ile "tâli"nin aykırılıklarının olumsuz kılınması ile hükmolunmuştur. taraflarda bulunan terimler birbirinin ne çelişiğidir ne de çelişiğine eşittir.

"Maniat-ul Cemi":

Ayrık şartlı önermede mukaddem ile tâli arasında bunların yalnız doğrulukları bakımından aykırılık ile veya bu aykırılığın olumsuz kılınması ile hükmolunan önermelere "maniat-ul cemi" denilir.

Olumlu önermede, doğruluk bakımından iki tarafın aykırılığı ile hükmolunur. Yani aynı nesneye uygulandıklarında her ikisi birden doğru olamaz. Ya biri doğru diğeri yanlış veya her ikisi birden yanlış olabilir.

Olumsuz önermelerde ise bu aykırılık olumsuz kılınmıştır. Yani olumsuz önermelerde her ikisi birden doğru olabilir. İkisi birden yanlış olamaz.

Bir şey ya ağaçtır veya taştır" önermesi olumlu maniat-ul cemi'dir. Şimdi bu önermenin iki tarafını da nesnelere uygulayalım. Uygulayacağımız önermeler şunlardır:

I — Bu ağaçtır,
2 — Bu taştır.

Uygulayacağımız nesneler, kavak, mermer ve at olsun.

a — Kavak için: Bu ağaçtır. Bu taştır.

İki önermeden birincisi doğru ikincisi yanlıştır.

b — Mermer için: Bu ağaçtır. Bu taştır.

İki önermeden birincisi yanlış ikincisi doğrudur.

c — Ât için:Bu ağaçtır. Bu taştır.

Her.iki önerme de yanlıştır.

Bu iki önermeyi doğru kılacak bir nesne yoktur.

Olumsuz önerme için, Gelenbevi ve Mehmet Tevfik adı geçen eserlerinde şu misali veriyorlar:

Bir şey ağaç olmayan veya taş olmayan değildir.

Bu önermede tarafların aykırılığı olumsuz kılınmıştır. Yani ikisi birden doğru olabilir. Tarafları yukarıda olumlu önermede yaptığımız gibi, kavak, at nesnelerine uygularsak, ilk ikisinde biri doğru diğeri yanlış olur. Üçüncü için her ikisi de doğru olur:

At için:

Bu ağaç olmayandır.
Bu taş olmayandır.

Her iki önerme de doğrudur. Bu iki önermenin şartlı önerme içindeki ilişkileri "değildir" le olumsuz kılınmıştır. Olumsuzluk taraflara ait değil, tarafların ilişkisinedir. Misal olarak alınan önermede, taraflar arasında doğruluk bakımından aykırılık olumsuz kılınmıştır.

Maniat-ul Hulû:

Ayrık şartlı önermede "mukaddem" ile "tali" arasında, bunların yalnız yanlışlıkları bakımından aykırılık ile veya bu aykırılığın olumsuz kılınması ile hükmolunan önermelere "maniat-ul hulû" denir.

Olumlu önermelerde, tarafların yanlışlık bakımından aykırılığı ile hükmolunur. Yani aynı nesneye uygulandıklarında, mukaddem ile tâli ikisi birden yanlış olamaz ya birisi, veya ikisi birden doğru olabilir. Olumsuz önermede ise, yanlışlık bakımından bu aykırılık olumsuz kılınmıştır. Yani olumsuz önermede iki taraf birden yanlış olabilir.

Bir şey ya ağaç - olmayan veya taş - olmayandır Önermesi olumlu maniat-ul hulû dur.
Bu önermenin taraflarını da aynı nesnelere uygulayalım: Tarafları teşkil eden önermeler şunlardır:

1 — Taş - olmayandır,
2- Ağaç - olmayandır.

Uygulayacağımız nesneler yine kavak, mermer at olsun

a — Kavak için: Bu Taş olmayandır Bu ağaç - olmayandır
îki önermeden birincisi doğru ikincisi yanlıştır.

b— Mermer için:Bu taş - olmayandır Bu ağaç - olmayandır
Burada da birinci yanlış ikinci doğrudur.

c — Ât için:Bu taş - olmayandır Bu ağaç - olmayandır
Her iki önerme de doğrudur.

Her iki önermeyi yanlış kılacak nesne ise yoktur.

Olumsuz "maniat-ul hulû" için Gelenbevi, bu insan ya rum veya zenci değildir misalini, Mehmet Tevfik ise şu misali veriyor: Elbette bir şey ya cansız veya natık, değildir.

Her iki misalde de,yanlışlık bakımından aykırılığın olumsuzluğu ile hükmolunmuştur. Yani taraflar bir arada yanlış olabilirler. Birinci misalde bir insan rum veya zenci olmaz ama meselâ, çinli olabilir. İkinci misalde de durum aynidir. Her iki taraf da kuş'a uygulanınca ikisi de yanlış olur. Çünki kuş, ne cansızdır ne de natıktır.

"Maniat-ul Cemi" ve "maniat-ul hulû" için verilen kural şudur: "Maniat-ul cemi bir şey ile onun çelişiğinden (nakiz) daha az genel olan şey arasında; "manita-ul hulû" da ise, bir şey ile onun çelişiğinden daha genel olan şey arasında aykırılıkla verilen hükümle meydana gelir. Bu kural olumlular içindir. Olumsuzlara gelince: "Maniat-ul cemi" nin olumlusu "maniat-ul hulû" nun olumsuzu gibi "maniat-ul hu-lû'nun olumsuzu "maniat-ul cemi" nin olumlusu gibidir.

Birer misalle bu kuralı uygulayalım:

Bir şey ya ağaçtır veya taştır önermesi olumlu "maniat-ul cemi"dir. Burada aykırılıkla hüküm, ağaçla taş arasında verilmiştir. Taş, ağacın çelişiğinden daha az geneldir. Çünki ağac'ın çelişiği olan ağaç-olmayan, taş olmayan daha birçok nesneleri de içine alır. Birşey ya ağaç-olmayan veya taş-olmayandır önermesi ise olumlu "maniat-ul hulû" dur. Ağaç olmayan'la taş olmayan arasında bir aykırılıkla hükmedilmiştir.

Burada, taş-olmayan, ağaç-olmayan'ın çelişiğinden daha geneldir. Çünkü ağaç-olmayanın çelişiği ağaç'tır, ağaç ise taş-olmayanın içine girer. Olumsuzlar için durum aksinedir. Yukarıda verilen cetveller incelenirse görülür ki, "maniat-ul cemi" nin olumsuzu, "maniat-ul huîû"nun olumlusu ve ikincinin olumsuzu birincinin olumlusu gibidir.

Verilen misallere dikkat edince,' bu iki ayrık şartlı önermeden birinin olumlusu ile diğerinin olumsuzu arasında başka bir benzerlik daha vardır. Şöyleki: "Maniat-ul cemi" yi meydana getiren taraflardaki önermeler "muhassala'dır. Aynı önermeyi olumsuz kılmak için aynı zamanda, tarafları "madule" yapmak gerekir. Meselâ, "birşey ya ağaç veya taştır" olumlu Önermesinde taraflardaki önermeler "muhassala"dır yani terimleri müsbet olarak alınmıştır. Bu Önermenin olumsuz maniat-ul cemisi; "bir şey taş olmayan veya ağaç olmayan değildir" önermesidir. Görülüyor ki, Önferme olumsuz yapılırken, taraflar da "madule" olmuştur. Yani terimler menfi olmuştur.

"Maniat-ul hulû"da ise bunun aksi olur. Yani olumluda taraflar "madule" olumsuzunda ise taraflar "muhassala" olur.

Birşey ağaç-olmayan veya taş-olmayandır, gibi olumlu maniat-ul hulû'dan olumsuz bir maniat-ul hulû yapmak istersek şöyle olur. Birşey ağaçtır veya taştır değildir.

Bu iki türlü ayrık şartlı önerme arasındaki ilişkiyi şöyle de açıklayabiliriz: Olumlu bir maniat-ul cemi'yi tarafları "madule" yapmadan, olumsuz kılarsak, olumsuz maniatul hulû; olumlu maniat-ul hulû"yu tarafların "madule" sine dokunmadan olumsuz yaparsak, olumsuz "maniat ul cemi" olur.

Bir şey ya ağaç veya taştır olumlu önermesi maniatul cemi, Birşey ya ağaç veya taş değildir olumsuz önermesi maniat-ul hulû'dur.

1 Yorum

13 Kasım 2016 17:49  

Bu mantık notunun tamamını yapabilmemiz mümkün mü acaba ? Eksiksiz ve çok güzel paylaşımınz teşekkür

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

Back to TOP