SOYLULUK ÜSTÜNE

Francis BACON

Soyluluktan ilkin devletin bir yönü, sonra da tek tek kişilerin bir durumu olarak söz edeceğiz. Bir soylu tabakanın hiç düşünmediği bir mutlak yönetim, Türklerdeki gibi kesin bir zorbalık yönetimi olur, çünkü bir soylu tabaka tek kişinin yönetimini değiştirir, yurttaşların gözünü hükümdar ailesinden biraz olsun kendi üzerine çeker. Demokrasilerde ise bir soylu tabakanın gereği yoktur, çünkü onlar genellikle daha durgun, ayaklanmaların soylu tabaka barındıran ülkelerden daha az görüldüğü yönetimlerdir: insanların gözü başkalarında değil, kendi işlerinde güçlerindedir. Başkalarında olduğu zaman bile, bu, onlar bir işe çok uygun geldikleri içindir, soy kütükleriyle soy armaları var diye değil, İsviçreliler, dinleriyle kantonları birbirinden ayrı olmakla birlikte yaşayıp gidiyorlar, çünkü onları birleştiren ilke ortak yarardır, kişisel ayrıcalıklar değil. Aşağı Ülkeler Birleşik Devletleri'nde1 de örnek bir yönetim vardır, çünkü eşitliğin olduğu yerde tartışmalarda kararlarda yan tutulmaz, cezalar vergiler seve seve ödenir. Büyük, güçlü bir soylular tabakası, bir hükümdarın görkemini arttırır ama gücünü de azaltır, halka canlılık istek verir ama yaşama düzeyini de düşürür. Soyluların, hükümdarların yönetimine ya da adalete engel olacak ölçüde yükselmemesi, ama aşağıdan gelen bir taşkınlığın yüce hükümdara ulaşmadan önce kendilerine çarparak ilk hızını yitirmesi için de belli bir yükseklikte bulunması gerekir. Soyluların çok sayıda olması bir devlette yoksulluğa, yakınmalara yol açar, çünkü devlet giderlerini arttırır. Ayrıca, soylu kişilerin çoğu, zamanla kaçınılmaz olarak zenginliklerini yitireceklerinden, sanları ile varlıkları arasında bir oransızlık ortaya çıkar.

Tek tek kişilerde soyluluğa gelince, eski bir şato ya da yapının, güzelim bir ulu ağacın sapasağlam ayakta durduğunu görmek insanda nasıl saygı uyandırırsa, zamanın dalgalarına, kasırgalarına karşı koymuş eski bir soylu aile daha da çok saygı uyandırır. Yeni soyluları ancak bir güç ortaya çıkarır, geçmişteki soyluları ise zaman ortaya koyar. Soyluluk sanını ilk alanlar genellikle torunlarından daha erdemli ama daha az dürüsttürler, çünkü hem doğru hem de eğri yola başvurmadan yükselmek az görülen bir şeydir. Ama ataların büyüklüğünün torunlarca anılması, işledikleri yanlışların da kendileriyle birlikte gömülüp gitmesi yerinde olur. Doğuştan soyluluk insanın çalışkanlığını kırar, çalışıp çabalamayan kişi de çalışanları çekemez. Ayrıca, soylu kişiler çok yükselemezler, başkaları yükselirken yerinde sayan insan da çekememezliğe düşmekten kendini kolay kolay kurtaramaz. Ama bir yandan da soyluluk, başkalarının duyacağı çekememezlikten soyluları korur, çünkü soylu kişi onur sahibidir. Kuşkusuz, çevrelerindeki soylu tabakada birtakım yetenekli kişiler varsa, hükümdarlar bunlara görev vermekle rahat ederler, böylece işleri de kolayca yürür, çünkü insanlar bir bakıma, buyruk vermek için doğmuş kimseler önünde eğilmeyi doğal bir şey olarak görürler.

Notlar:

l- Yedi küçük kuzey Avrupa ülkesinin (Hollanda, Zelanda, Utrecht, Geldern, Overisel, Frizland, Groningen) 23 Ocak 1579'da Katolik İspanya'nın boyunduruğuna başkaldırarak V. Karl'a karşı kurdukları Protestan ortak devlet. Daha sonra bu devlet yedi ülkenin en önemlisi Hollanda'nın adını alır.

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP