BİLİMSEL DÜŞÜNMENİN KONUSU

Nesneler ve Olaylar :

Bilimsel düşünmenin konusu maddi nesneler, olgular ya da olaylardır. Bunlara, maddi dünya, gerçek somut ya da gerçek denir. Maddi nesneler, insan bilincinin dışında olup, ondan tamamen bağımsızdır. Örneğin : Ev, ağaç, yol, fabrika, okul binası, masa, sıra, kalem, defter, kitap, kedi, insan, elma, portakal, limon gibi. Bunların hepsi, birbirlerinden ayrı niteliklere sahip, birer maddi nesnedir. Yani maddi dünya ile ilgili olan şeylerdir. İşte insan, düşünme süreci içinde bu tür somut şeyleri algılayarak hareket eder. Öte yandan, bu algılamanın daha iyi yapılabilmesi için beraberinde soyutlama işlemini de yürütür.

Canlı ve Cansız Nesneler :

Doğa, canlı ve cansız nesneler ya da varlıklar bütünüdür. Bu nedenle çevremizde yer alan maddi nesneler de iki kısma ayrılır. Bunlar canlı ve cansız nesnelerdir. Canlı nesneler : İnsan, hayvan, ağaç, ot, çiçek gibi varlıklardır. Cansız nesneler ise, bina, sıra, defter, kitap, kalem, kağıt, dünya, ay, güneş ve yıldızlar gibi. Bunlarda cansız, yani inorganik maddi nesnelerdir. Her iki alandaki nesnelerin kendilerine özgü yasaları ve nitelikleri vardır. Bu bakımdan karşımıza çıkacak çeşitli nesnelerin oluşturacağı sorun ve problemlerin çözümünde, nesnelerin niteliklerini, bu nitelikleri sergileyen ilke ve yasaları daima göz önünde tutmak zorundayız.

Zaman ve Mekân İçinde Nesneler :

Çevremizi saran nesneleri dikkatle inceleyecek olursak hepsinin hareket halinde olduğunu, bir yer kapladıklarını, boyutlarının olduğunu görürüz. Nesneler üç boyutlu olup hacimleri vardır. Tüm nesneler, birbirlerine göre belli bir konumda bulunurlar. Somut yani maddi nesneler sadece uzay içinde değil, aynı zamanda birbirleri peşi sıra belli bir düzen, belli bir sıra izlerler. Zaman zaman, birbirlerinin yerlerine geçerler, birbirlerinin yerini doldururlar. Her nesne bir süreçten geçer, bu süreç, onun oluşum sürecidir. Süreç olunca da bu sürecin, bir başlangıç noktası, bir akışı ve bir sonu vardır. Her nesnenin bir evrimi olup aşamalardan, farklı durumlardan geçerek kendini ortaya koyar. Bazı nesneler doğarlarken, bazıları da yitip gitmektedirler.

Nesnelerin üç hali vardır. Bunlar: Katı, sıvı ve gaz halidir. Ayrıca tüm nesneler zaman boyutu içinde yer alırlar. Bu nedenle zaman dışında hiçbir nesne düşünülemez. Burada sözü edilen zaman, tek boyutlu olduğundan, zaman yönünden nesneler de tek yönden hareket ederler. Bizzat zaman ise, geçmişten geleceğe doğrudur. Bu bakımdan zaman hiçbir şekilde durdurulamaz ve geriye döndürülemez. Zaman daima ileriye doğru sürekli bir akıştır. Zamanı geçmişe indirgemek, evrimleşmiş olan varlıkları geriye döndürmek demektir ki, bu da olanaksızdır.

Nesnelerde Bütünlük Yasası :

Maddi dünyanın geliştiğini söylemek yetmez, onun aynı zamanda birbirine bağlantılı bir bütün olduğuna dikkat edilmesi gerekir. Maddi duymanın elemanları, birbirlerinden bağlantısız olarak evrimi eşmezler. Bu nedenle hepsi birbirleriyle ilişki içindedir. Tek biri hepsi üzerine etken olur ve hepsi tek birini etkiler. Bilim, olayların ve şeylerin birbirine zincirlendiğimi, kendi aralarında bağımlı olduklarını gösteren bir çok veriye sahiptir. Örneğin : Kimya biliminin açıkladığına göre, bir çok eleman ter partiküller, karşılıklı etkileşim içinde atomları oluştururlar. Atomlar da birbirlerinden ayrı değillerdir; onlar da bir araya gelerek moleküllerin yapı taşlarını oluştururlar; moleküllerde, büyük cisimleri meydana getirirler. Büyük cisimlerin karşılıklı etkileşimleri evrensel çekim yasasında ifadesini bulur. Bu yasaya göre, dünya ve diğer gezegenler güneşe, güneş sistemi de, bütünüyle, daha büyük ve önemli diğer kozmik oluşumlara bağlıdır. Canlı organizmalar, çok karmaşık bir karşılıklı etkileşimler zinciri ile birbirlerine bağlanmışlardır. Hayvanlar ve bitkiler türleri oluştururlar, bunlar da familyalar, sınıflar olarak gruplanırlar. Birbirleri ile bağlantılı olan organizmalar, aynı zamanda kendileri için gerekli besleyici maddeleri ve enerjiyi sağladıkları ortamlar da karşılıklı etkileşim durumundadırlar.

Görüldüğü gibi, nesnelerin ve olguların, evrensel zincirlemesi ve karşılıklı bağımlılığı maddi dünyanın çok önemli özellikleridir. Bu nedenle bir nesneyi gerçekten tanımak için, onun bütün yönlerini ve bütün zincirlemelerini araştırmak gerekir. Tek ve birbirine bağımlı bir bütün olarak dünyanın incelenmesi ve şeylerin genel zincirlerinin analizi, onları tanıma ve anlama yönünden çok önemlidir.

Maddi dünyanın olguları ve nesneleri çok çeşitli olduğundan, zincirlemeleri ve karşılıklı etkileşimleri de büyük bir çeşitlilik gösterir. Burada, bu bağlantının ve zincirlemenin bilinmesinin çok büyük önemi vardır. İnsan onları bularak, nesnel dünyamın yasalarım tanımaya çalışır. Ayrıca bu yasaların bilinmesi; pratik eylemin zorunlu koşuludur. Bilimin temel görevi, bu yasaları doğru olarak bulup, pratiğin hizmetine vermesidir.

Nesnelerde Değişim ve Varoluş :

Hareketin ve değişmenin evrensel bir olay olduğunu, var olan her şeyin durmadan hareket halinde bulunduğunu ve bu hareket sırasında değişikliklere uğradığını ve bu olayları iç zıt çatışmaların meydana getirdiğini çağdaş bilim açıkça ortaya koymuştur. Bunların olmadığı yerde hareketsizlik ve durgunluk hüküm sürer.

Nesnelerde nitelik varlığın bir tarzı, nicelik başka bir tarzıdır. Olay, hareket gibi kavramlar varlığın değişik tarzlarını ifade ederler. Varlıktaki bu değişmeler nasıl oluyor? Varlık hangi ilke, hangi kuvvet etkisiyle değişerek başka bir şeye dönüşüyor. Bu ilke, bu kuvvet onun içerdiği çelişkidir. Varlık hem evrensel olan ve hem de hiç olan bir şeydir. Beyaz olmak, siyah olmak, iyi veya kötü olmak bir şey olmak demektir. Herhangi bir niteliğe sahip olmamak ise, var olmamak, hiç olmak demektir. Şu halde, saf ve doğal niteliğiyle varlık, yokluğa eşittir; yani hem kendisi ve hem de kendisinin zıddıdır. Kendi başına olsaydı hareketsiz ve kısır kalırdı. Mademki o, hem şu ve hem de budur; bir şey, başka bir şey ve her şey olabiliyor demektir. Bu, onun bünyesinde saklı çelişkinin oluş haline dönüşümüdür. Oluş, ayni zamanda, var olmak ve henüz var olmamak demektir. Oluş'u meydana getiren iki zıt, varlık ve yokluk, bu oluşda kaynaşmış ve uzlaşmış olurlar. Bundan doğacak yeni bir çelişki, yeni bir sentezle çözüm bulacak ve bu varlık böylece sürüp gidecektir.

Nesnelerin Yapıları ve Özellikleri :

Bütün somut nesnelerin yapıları iki kısma ayrılır : Bunlar, nesnelerin temel ve yüzeysel yapılarıdır. Bir nesnede yüzeysel yapı daima temel yapıyı kendi kapsamına alır. Örneğin : Bir ağacın yapısını düşünelim, yani ağaca dıştan baktığımız zaman ,onun gövdesi, dalları, yaprakları, rengi, biçimi gibi durumları, onun yüzeysel yapısını belirler. Fakat esasında, onun bu yüzeysel yapısıdır. Ağacı oluşturan, onu geliştiren, onu besleyip büyüten, ağaç nesnesinin öz yapısında yer alan, genel ve özel yasalardır. Bir de insanı, bu yönden örnek alalım : İnsana dıştan baktığımız zaman, önce onun yüzeysel yapısını görürüz, yani onun bedenini, başını, yüzünü, saçlarını, rengini, ellerini, kollarını, bacaklarını v.b. Fakat insanın dıştan görünmeyen bir de iç yapısı vardır. Örneğin : İç organları, sinirleri, kanı, kemikleri, düşünceleri, duyguları gibi. Eğer insanın bu iç yapısı olmasaydı, ne onun yüzeysel yapısı ve ne de varlığı ortaya çıkabilirdi. Bu nedenle insanın yüzeysel yapısını oluşturan onun iç yapısı olduğu görülmektedir. Bu durum tüm nesnelerde böyledir. Burada ağacın öz ve yüzeysel yapısını oluşturan, birbirlerine bağlı olan bu ilki yapıyı meydana getiren ve bu yapıları çalıştıran biyolojik, fiziksel, kimyasal ve matematiksel yasalardır. Bu yasalar ise, ağacın öz ya da temel yapısında yer alırlar.

O halde tüm nesneleri temelde oluşturan, onlara biçim veren, onları zaman zaman değiştiren, onlara yön veren, onların akışlarını sağlayan, nesnelerin temel yapısında yer alan ilke ve yasalardır. Burada ilke kavramı ise, bilim dilinde genel yasalara ilke dendiğini ayrıca göz önünde tutmak gerekir.

Doğada ve evrende olsun, tüm varlığın ve nesnelerin özü, madde ve hareket ikilisinden doğup gelmektedir. Bu iki kavramın dışında, doğada ve evrende hiçbir somut nesne yoktur. Böylece tüm nesnelerin maddelerden meydana geldikleri görülmektedir. Ayrıca madde hareket halinde olup hiçbir zaman durağan değildir. Zira hareket maddenin bir görümüdür. Bu nedenle bilim şu genel kuralı ortaya koymuştur: Maddesiz hareket olmadığı gibi, hareketsiz madde de yoktur. Nerede hareket varsa orada madde, nerede madde varsa orada da mutlak hareket vardır.

Nesnelerde Ortak Özellikler :

— Her nesnenin bir kütlesi vardır,
— Her nesne uzayda bir yer kaplar,
— İki nesne aynı zamanda aynı yerde bulunmaz,
— Tüm nesneler eylemsizlik ilkesine sahiptirler,
— Nesneler boşluklu bir yapıya sahiptirler.

Nesnelerin Sınıflandırılması :

Sınıflandırmayı yapmadan önce, homojen ve heterojen kavramlarını tanıtalım :

Homojen nesne : Her yerinde özelliği aynı olan nesnelere denir.
Heterojen nesne : Her yerinde özelliği farklı olan nesnelere denir.
Saf nesne : Bir cins nesneden meydana gelmiştir. Saf nesneler elementlerden oluşur. Elementler ise moleküllerden ve moleküller de atomlardan meydana gelir.

Bileşik Nesneler :

Bileşik nesneler (cisimler) ilki ve daha çok nesnelerin kimyasal olarak birleşmeleriyle oluşurlar. Örneğin : Su nesnesi, Hidrojen ve Oksijen nesnelerinin kimyasal olarak birleşmeleriyle oluşur. Böylece su, bileşik bir nesnedir.

Karışımlı Nesneler :

Karışımlı nesneler, iki ve daha çok nesnenin mekanik yolla birleşmesiyle oluşur. Örneğin : Tuzlu su, bu nesne saf su ile tuzun karışımından oluşur. Tuzlu suyu iki basit nesneye ayırmak istersek, suyu buharlaştırır ve böylece saf su elde ederiz. Geriye tuz kalır. Bu işlem mekanik yollarla olur. Burada tuzlu su bir kimyasal birleşim değil, bir mekanik karışımdır.

Nesnelerin Genel ve Temel İlkeleri :

Nesnelerin eylemsizlik ilkesi :

— Bir nesne duruyorsa, durma halini; hareket ediyorsa, hareket etme halini korumaya çalışır. Yani bir cisim durağan ise harekete geçmek istemez; eğer cisim hareket halinde ise bu kez de durmak istemez. İşte cisimlerin bu hallerine eylemsizlik denir. Eylemsizlik tüm cisimlere ait olan genel ve temel bir ilkedir.

Kütlenin Korunması İlkesi :

Her nesnenin (cismin) bir kütlesi vardır. Kütle ise, nesnenin sahip olduğu madde miktarıdır. Var olan bir kütle yok edilemez, yoktan bir kütle var edilemez. Buna da kütlenin korunma ilkesi denir. Ayrıca bu ilkenin kimyasal tepkimelere uygulanması ise şöyledir : Bir kimyasal tepkimeye giren maddelerin kütleleri toplamı, tepkime sonunda meydana gelen maddelerin kütleleri toplamına eşittir.

Enerjinin Korunumu İlkesi :

Var olan bir enerji yok edilemez, yoktan enerji var edilemez. Enerji, bir şekilden başka bir şekle dönüşebilir. Bu İki ilke daha sonra, A. Einstein (Ayıştayın) tarafından birleştirilerek şöyle ifade edilmiştir : Evrende kütle ve enerji toplamı sabittir. Kütle enerjiye, enerji de kütleye dönüşebilir.

Burada, kütlenin enerjiye dönüşüm ilkesi, atom bombalarının Hiroşima ve Nagazaki'ye atılmaları ile tüm dünyaya ispat edilmiştir. Enerjinin kütleye dönüşüm ilkesi ise, Gama ışınlarını bir yerde, yoğun bir şekilde bir araya toplamakla (yoğunlaştırma) pozitron elde edildi.

Nesnelerin Durumları (Halleri) :

Nesneler (cisimler) üç halde bulunurlar Bunlar : Katı, sıvı ve gaz halleridir. Genel olarak, belirli bir şekli ve belirli bir hacmi olan nesnelere katı; belirli bir hacmi olmasına rağmen, belirli bir şekli olmayan nesnelere sıvı; hacmi ve şekli belirli olmayan nesnelere de gaz denir.

Katı Nesnelerin Ayrımı :

Katı nesneler de kendi aralarında iki kısma ayrılırlar; Bunlar :

1 — Kristal yapılı katılar,
2 — Şekilsiz katılar,

Kristal yapılı katıların belirli bir geometrik şekilleri ve belirli bir erime noktaları vardır. Örneğin : Elmas, grafit, tuz gibi maddeler. Şekilsiz katıların belirli bir geometrik şekilleri ve belirli bir erime noktalan yoktur. Bunların sıcaklıklar; yükseldikçe akışkanlıkları artar. Örneğin : Adi pencere camı gibi.

Genel gaz tanımına uyan nesneler de üç gruba ayrılır. Bunlar :

1 — Gaz,
2 — Buhar,
3 — Plazma, halleri.

Gaz hali: Gaz yasalarına uydukları halde, doğada sıvı veya katısı ile denge halinde bulunmayan hale denir. Örneğin : Karbon dioksit gazı gibi.

Buhar hali : Gaz yasalarına uydukları halde, doğada sıvı veya katısı ile denge halinde bulunan hale denir. Örneğin : Su buharı gibi.

Plazma hali : Sıcaklığın çok yüksek olduğu güneş ve yıldızlarda elektronlar ve pozitif iyonlardan meydana gelen hale denir.

Nesnelerde Özellik Kavramı :

Bir nesnenin tanınmasında veya tanımında kullanılan karakteristiklerine o nesnenin özellikleri denir, örneğin : Fiziksel özellikler, kimyasal özellikler gibi.

Fiziksel Özellik Nedir?

Nesnenin yapısında değişikliğe sebep olmayan ve onun tanınmasında kullanılan özelliklerdir. Bunlar : Renk, koku, tat, sertlik (elmas en sert, talk ise en yumuşak nesnedir) kristal yapılı oluşu, ısı ve elektriksel iletkenliği, sudaki çözünürlüğü (erirliği) şekillendirmeye karşı direnci (mekanik değişimler, Örneğin: Uzamaya, basınca, eğilmeye, kesmeye, burulmaya, burkulmaya, kaymaya gibi direnişler).

Kimyasal Özellik Nedir?

Bir nesnenin kimyasal yapısını değiştirmeye olan eğilimlerine denir. Bunlar ise:

1 — Suya karşı olan etkileri,
2 — Asitlerle ve bazlarla olan tepkimeleri,
3 — Oksijene karşı olan ilgileri, gibi.

Nesnelerde Değişim :

Nesnelerde değişim iki şekildedir :

1 — Fiziksel,
2 — Kimyasal, değişim.

1 — Fiziksel Değişim :

Nesnenin kimyasal yapısında bir değişiklik meydana getirmeyen değişmelere denir. Örneğin : Taşın parçalanması, suyun donması, eterin buharlaşması, demirin tel haline gelmesi gibi.

2 — Kimyasal Değişimi :

Nesnenin kimyasal yapısında değişiklik meydana getiren değişimlere denir, örneğin: Suyun elementlere ayrılması; sodyumun suya atıldığında gaz çıkışının olması ve suda bulunan fenol ftalenin renginin pembeye dönüşmesi gibi.

Nesnelerin Elementer Halleri :

Kullanılan tüm analiz yöntemleri sonucunda özelliğini değiştirmeyen nesnelere (cisimlere) element denir. Başka bir deyişle, içeriğinde bir cins atom bulunduran nesnelere element denir.
Elementler üç gruba ayrılırlar. Bunlar :

1 — Metaller,
2 — Yarı metaller,
3 — Ametaller, gibi.

Ametallerin Kimyasal Özellikleri :

— Oksitlerin çoğunluğu asitler, asla bazik olamaz,
— Seyreltik asitlerle tepkime vermezler,
— Hidrojenli bileşikler önemlidirler (asitler),
— Bileşikliklerinde genellikle negatif değerliklidirler. Kendi aralarında bileşik yaptıklarında pozitif değerlikli olabilirler.

Nesneler Üzerinde Bilimsel Çalışmalar :

Bilimsel çalışmalar yönünden, fiziksel bilimlerdeki olayların incelenmesinde şunlar yapılmalıdır :

— Planlanan veya planlanmamış gözlemler yapılmalı ve bilgiler toplanmalıdır. Eğer varsa aralarında matematiksel bağıntılar kurup yasa haline getirilmelidir.

— Gözlenen olay ve olayların nedenini veya nedenlerini açıklayabilmek için varsayımlar (hipotezler) ortaya atılmalıdır. Yani bir nevi tahmin edilmelidir.

— Gözlenen olaylardan ve yasalardan elde edilen sonuçlar daha genel olarak açıklamaya yarayan mekanizmaya da kuram teori adı verilir. Kuram, olayı ve olayları açıklayabildiği sürece geçerliliğini korur. Açıklayamaz durumlara düşünce, yeni varsayımlar ve kuramlar ortaya konulur.

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP