4. Modernlige geçiş döneminde sosyalizm ve marksizm

Cumhuriyet öncesi modernlige geçiş döneminde, sosyalist ve marksist egilimli iki düşünce hareketinden de söz etmek mümkündür. Birinci hareketi, gazeteci Hüseyin Hilmi, Refik Nevzat’ın içinde bulundugu bir grup solcu temsil eder. Bu grubun sosyalist dünya görüşü ve proje hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmadıgı, ama özgürlükçü, ilerici, barışçı ve enternasyonalist bir yönelime sahip oldugu görülmektedir. Marksist solun başlıca temsilcileri ise Mustafa Suphi, Şefik Hüsnü gibi isimlerdir. Bunlar, sosyalist sola ait aydınlardan farklı olarak, Türk toplumunun kurtuluşunu, sınıf mücadelesi kavramı üzerine kurulu anti-emperyalist bir savaştan geçmesi gerektigi düşüncesindedirler. Ancak her iki grubun da solun gerek evrensel degerleri, gerekse varlık ve bilgi konularıyla ilgil felsefi sorunlar üzerinde çok az durdugu ve daha çok milli demokratik bir devrim peşinde koştukları anlaşılmaktadır.

Batıcılar arasında Dogu uygarlıgının bir bütün olarak terkedilmesi gerektigini oldukça açık bir şekilde savunan bir başka isim ise Baha Tevfik’tir. Türkiye’de ilk felsefe dergisini 1912 yılında yayımlayan, Büchner’in yukarıda sözünü ettigimiz ünlü materyalist elkitabı "Kuvvet ve Madde"si yanında yine XIX. yüzyılın bir başka ünlü materyalist kitabı olan Haeckel’in "Evrenin Sırları" adlı kitabını Türkçe’ye çeviren, materyalist oldugunu açıkça ilan eden Baha Tevfik, Dogu ile Batı arasında zigzag yapmaktan artık vazgeçmemiz gerektigini, Batı’nın hayatının her bakımdan üstün oldugunu, Dogu’nun artık düşünce alanında ürün vermek gücünü kaybettigini, bunun en iyi bir biçimde bizzat felsefe alanında görüldügünü söyler.

Batı uygarlıgını bir bütün olarak benimseme yönünde batılılaşmayı savunanlar arasında esas olarak Türkçü-milliyetçi hareket içinde yer alan Ahmet Agaoglu da vardır. Agaoglu, Batı uygarlıgının yalnızca maddi yönünün alınabilecegi görüşünde olanlara karşı, uygarlıgın bir bütün oldugu, dolayısıyla yalnızca bir yönünün alınamayacagını ileri sürer.

Zaman zaman Batı’ya karşı bazı eleştiriler yöneltmiş olsa da Batı uygarlıgının temeli saydıgı kurumlar ve degerleri savunur. O, sadece Batı’nın kendisine layık gördügü kurum ve degerleri Dogu’dan esirgedigi için Batılıları suçlar ve böyle bir Batı ile mücadele etmek için Batı’nın kendisinin kullandıgı araçları kullanmak gerektigini belirtir.

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP