Birden sonra gelen nesnelerin türemesi ve düzeni üzerine

V - II Ennead - Dokuzluklar


1- Bir her şeydir ve kendi dışındaki şeylerden hiçbiri değildir. Her şeyin ilkesi olduğu için, her şey değildir; fakat her şeydir. Çünkü her şey sanki ona döner veya daha çok, onun kadar var değillerdir; fakat olacaklardır. - Bütün nesneler, basit olan, kendi özdeşliği içinde hiçbir çeşitlilik ve hiçbir sır (repli) taşımayan Bir’den nasıl türer? - Onda hiçbir şey olmadığı için her şey ondan gelir. Varlığın var olması için, Bir bizzat varlık değildir; fakat varlığın türeticisidir (generateur). Ve varlık ondan ilk olarak doğan şey gibidir. Bir, hiçbir şey aramadığı, hiçbir şeye sahip olmadığı ve hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı için yetkindir; yetkin olduğu için bolluk (surabondance) olur ve bolluk olma, ondan, farklı bir şeyi meydana getirir. Türemiş şey Bir’e doğru döner; o Bir'in soyundandır ve bakışını kendine doğru döndürerek Zekâ olur; türemiş varlığın, Bir’le ilişkili biçimde, türemesini durdurması, varlık olmasını; bakışını kendine döndürmesi ise zekâ olmasını sağlar ve o Bir’e bakmak amacıyla durduğundan, hem zekâ hem de varlık olur.­

Zekâ, Bir’e benzediği için, gücünü dışa akıtmak suretiyle türetir. Onun meydana getirdiği şey, bizzat kendinin bir imajıdır; o kendinden önce olan Bir gibi dışarıya dökülür, döküldü de. Varlıktan çıkan bu fiil Ruh’tur; bu türemede Zekâ hareketsiz kalır. Aynı şekilde, Zekâ’dan önce olan Bir de, Zekâ’yı türetirken hareketsiz kalır.

Fakat ruh, bir şey meydana getirirken hareketsiz kalmaz; bizzat kendinin bir imajını türetmek için hareket eder; geldiği varlığa doğru dönerek doğurgan olur ve farklı bir hareketle ve ters yönde ilerleyerek, bitkilerde, tabiatta, duyum demek olan, bizzat kendinin bu imajını türetir. Bununla birlikte hiçbir şey, kendinden önce gelen şeyden, koparak ayrılmaz; böylece ruh, bitkilere kadar ilerler gibi görünür; bitkisel ilke ruha ait olduğu için, ruh bir anlamda bitkilerde de ilerler; fakat bu ilerleme bitkilerin ötesine kadar gitmez. Ruh bitkilere gelir; çünkü orada aşağı bölgeye kadar inerek, bu türemede (procession) ve aşağı varlıklara karşı ilgisinden dolayı bir başka varoluşu meydana getirir. Fakat, onun Zekâ’ya bağlanan ve kendi zekâsını teşkil eden, bu üst bö­lümü hareketsiz kalır.

2- Sonuç olarak, ilk varlıktan son varlığa kadar türeme böyle olur. Her şey kendine özgü yerde kalır; türeyen şeyin sırası, kendini türeten şeyin sırasından aşağıdadır ve her şey kılavuzunu izledikçe bu kılavuza eş olur. Ruh bitkiye geldiği zaman, orada kendinin bir parçası bulunur; bitkiye kadar ilerlediği için, bu onun en gözü pek ve en ihtiyatsız parçasıdır. Ruh bir hayvanda olduğu zaman, onu hayvana doğru yönelten şey, duyusal gücün baskınlığıdır. Ruh insana girdiğinde, onun etkinliği ya akıl yü­rütmeyle sınırlanır veya zekâ’dan gelir. Çünkü ruhun kendine özgü bir zekâsı vardır ve kendini anlama ve kendiliğinden hareket etme iradesine sahiptir.

O halde söze kaldığımız yerden devam edelim. - Bir ağacın sürgünlerini veya dallarının ucunu kestiğimiz zaman, onlarda bulunan ruhun parçası nereye gider? Geldiği yere. Çünkü, ruhu kaynağından ayıran hiçbir mesafe yoktur. Ruh, ilkesiyle tek bir bütün oluşturur. - Fakat ağacı kökünden keser veya yakarsak, ruhun onda bulunan parçası nerededir? Yer değiştirmeyen bir ruhtadır ve bu parça aynı yerde değil de başka yerde bulunsa bile, ruha yeniden yükselerek orada olacaktır; eğer oraya yükselmeseydi başka bir bitkinin gücü olacaktı; çünkü o kendi üzerine büzülmez ve eğer yükselseydi ruhun üst(ün) gücünde olacaktı.

Ve ruhun parçası nerededir? Kendinden üstün güçte; bu son güç Zekâ ile sınırdaştır; fakat bu yer sınırdaşlığı değildir (çünkü sö­zünü ettiğimiz hiçbir şey belli bir yerde değildir; bu, Zekâ için çok daha fazla doğrudur, dolayısıyla ruh için de doğrudur). O halde ruh hiçbir yerde değildir; hiçbir yerde olmadığı için, her yerde olan bir varlıktadır. Eğer ruh üst bölgeye doğru hareketini,
tam yukarıya varmadan önce, yarı yolda durdurursa, arada bir hayat sürer ve kendinin arada kalan parçasında durur.

Böylece şey hem İlk’tir ve hem ilk değildir, İlk’tir, çünkü ilk olandan türemiştir, ilk değildir, çünkü İlk olan, her şeye varlık vermekle birlikte, kendinde kalır. O halde her şey, doğru bir çizgi halinde uzanan bir Hayat gibidir. Çizginin art arda gelen noktalarından her biri farklıdır; fakat çizginin bütünü süreklidir. Çizginin durmaksızın farklılaşan noktaları vardır; fakat önceki nokta, onun ardından gelen noktada kaybolmaz. -Ruhun parçası bitkiye geldiği zaman, kendi sırasında, hiçbir şey tü retmez mi? -O, içinde bulunduğu bitkiyi türetir. Fakat bu sorunu başka bir ilkeden hareketle gözden geçirmelidir.

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP