ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Uyku Üzerine

Hangi yolla girer uyku, yayılır tüm gövdemize,
Bir sessizlik gelir gizliden içimize, kurtarır
Canımızı birçok sıkıntıdan, bunu anlatmak
İsterim sana kısaca, tatlı sözlerle
Kısadır kuğunun türküsü, daha tatlı gelir yine,
Turnanın havaları dolduran, güney yellerinin
Sürüklediği bulutlardan dökülen, çığlığından.
Bir ses duyarım uzaktan, inceden, ürperen bir
Duygu, anlatmak elinden gelmez senin söylediğimi,
Yürürsün gerisin geri, ayak direyen, direten
Bir duyguya kapılırsın, göremezsin gerçeği.
Bağlarsın gözlerini kendi elinle, düşersin
Kazdığın kuyuya. Bastırır önceden, yayılır
Tüm gövdeye, ele ayağa uyku, can gider
Bölüm bölüm dışa doğru, ya da içe, derinlere
Çekilince topluca. Kesilir gövdesel güç.
Candır bizim duyu gücümüz, onunla gerçekleşir
Tüm işler kuşkusuz. Yalnızca uyku bağlarsa
Duyu gücünü, şaşar içimizde can, çıkar
Başarıyı görmek için bir bölümü, tümü
Değil, yoksa cansız kalırdı gövde, kuşatılmış
Bir ölüm soğukluğuyla. Kalmazsa candan bir
Bölüm, saklanmazsa gövdede, küllerin altında
İçin için yanan bir ateş gibi, nereden
Gelirdi duyarlık, birden, kalkınca ele ayağa
Yeniden, bir yalım gibi közlerden yükselen?
Nereden gelir duyulara bölümcül yenilenme,
Nedendir canın karışıklığı, gövdenin uykusu
Açıklamak isterim, bırak dağılmasın sözüm.
İlkin sarar gövdeyi bir hava akımı çevreden,
Dıştan gelen çarpmalar duyarız, titretir,
Acıtır ardarda havanın vuruşları. Bundandır
Tüm yaratıkların gövdelerinde bulunması
Koruyucu bir derinin, domuz ya da sığır
Derisiyle örtünmesi, sarınması kişinin.
Aşınır gövdenin içi soluk almada, biraz,
Çeker soluğu göğsüne kişi, atar dışarı,
Uğrar saldırıya gövde iki yönden,
O evrede uzaktan gelen çarpmalar girer içine
Gözeneklerden, ulaşır öğelere, gövdesel yapıya.
Yavaştan bir yıkım başlar gövdesel bütünde,
Oynamıştır gövdenin öğeleri yerlerinden.
Canın içinde olduğu gibi; bir yandan dışa
Yöneliktir bu çarpma, gizlenir, yansır içeri
Öte yandan, gitmiştir artık öteki bölüm,
Dağılmış. Bir bağlılık var aralarında
İçten, geriye doğru değişik tepmelerde. Doğa
Kapamış ona bağdaşma yolunu uykuya dalınca.
Değişir yönü duyunun, içeri girmez artık.
Koruyacak güç kalmamış oynaklarımızı, gevşer
Gövde, gömülür uykuya, düşer bir yığın gibi
Kollar, bacaklar, bükülür dizler, çözülür
Bağlar, konar şölene uyku, havanın etkisiyle.
Bölünür besin tüm damarlara, gösterir etkisini,
Gerçekten pek güçlüdür uyku, yaygın durumunda,
Bitkinlik, kendinden geçiş, tüketir bizi, dağılma
Başlar öğelerde. Bırakır canın bir bölümü
İçe girmeyi, çıkar gövdeden dışarı, önemli
Bir yanı, dağılır yavaştan, içeride kalanı.

Düşlerin Ortaya Çıkışı

Hangi işe verirse kendini, içten, atılır,
Eskiden beri uğraşırsa kişi, hangi konuya
Saplanırsa düşünme yetisi, görülür uykuda da
Onunla uğraştığı. Savunmanlar düşünür yasaları,
Önceden görülen duruşmaları, komutanlar atılır
Düşte savaş birliklerine, gemiciler denizde yaşar,
Tutuşur sonsuz bir savaşa yellerle, beni de
İlgilendirir bu konu: Varlığın yapısını araştırmak,
Bulduğumu yurdumun dilinde düzenlemek. Böyle
Görülür düşte başka çalışmalar, sanatlar, çokluk
Bağlar kişinin anlayış yetisini, karıştırır.
Günlerce oyuna dalanlar, durmaksızın yukarda
Söylendiği gibi, oyunlarla uğraşırlar düşlerinde.
Bakış, uzun süre ayrılırsa, duyuların yöresinden,
Açar kesinlikle tinin öteki yollarını, baskın
Yapar oradan, süreklice, nesnelerin öğeleri
İçeri. Böyle dalgalanır, yayılır her gün,
Eşdeş özdeşler gözlerin önünde, böyledir
Uyanıkken de oyuncuların gördükleri hep,
Yavaş, hızlı kımıldatırlar ellerini, ayaklarını,
Böyle çınlar kulakta, duru bir ses çıkaran
Kavaldan dökülen ezgiler, tellerin konuşması,
Değişen, ışıyan donatımı görürler oyuncular
Düşlerinde. Çoktur böyle kişinin çabasını,
İstencini, alışkanlık gereği, uğraştırdığı.
Yalnızca kişiler için değil, tüm yaratıklar için
Böyledir durum. Geceleyin dinlenen çevik at,
Terler uykuda, solur derinden hep, gerilir
Kasları, bir başarıdan sonra ya da
Tüm engeller açılıp kalkmak ister gibi.
Birden çabalar av köpeği tatlı uykuda, durmaz,
Çevik, güçlü bacaklarıyla başlar havlamaya,
Koklar burnuyla yoklar havayı, koşar yabanlar
Ardınca, sık sık, yeri koklaya koklaya.
Uyanmışsa, gider görüntünün arkasından
Görür gibi olur sıçrayıp kaçarken geyiği,
Varıncaya değin yanına silinir görüntü, yanılma
Biter, uyanır, düşte görürken sürüyü, başlar
Dalaşmaya sevimli yavruları, yabancı görmüşçesine.
Ne denli azgın bir yaratılışta geçmişse kuluçkalık
Dönemi hayvanların, öyledir uykuda davranışları da.
Bir de görünürse düşte atmacanın geldiği, dolar
Cıvıltılarla birden tanrıların kırları, gece
Cıvıldaşır kuşlar, kaçışır sürü sürü, çekişme,
Kaçışma. Büyük işlerden sonra doğar büyüklük
Gönlünde yiğitlerin, görülür uykuda benzerleri,
Eylemler, ülkeler almış görür kendini krallar,
Yönetirler düşlerinde savaşları, haykırır
Tutsaklar, durduğu yerde, sıkboğaz edilmiş gibi.
Savaşır birçokları yaşamak için giderken
Ölüme, diş diş koparıyor sanırlar etlerini
Azgın aslanlar, kaplanlar, doldururlar odayı
Kalın böğürmelerle. Pek önemli işler üstüne
Mırıldanır pek çokları düşte, kırar geçirir
Kimileri, önceden, kızdıklarını, Düşmüş ölümün
Eline sanır kendini çokları korkar,
Ürperir, sarsılır, atılır sanır kendini tüm
Ağırlığıyla dağın doruğundan, titrer sıtmalı
Gibi, karışır başı, şaşar, çöker yorgunluktan,
Susuzluk bastırır, gider gibi serin kaynağa,
Ya da durur bir ırmak kıyısında, içip kanar,
Tüketircesine, yudumla akar boğazından su.
Uyanınca çocuklar uykudan, ara sıra sanır
Kendini ya bir gölde, ya bir çömlekte,
Kaldırırlar ıslanmasın diye eteklerini,
Akar gövdede toplanan sular, Labilonya
Dokumalarının gider alımı, parlaklığı.

Uykuda Boşalma

Olgun yaşın yumurtalarda yarattığı tohum
Başlarsa ergenlik çağında çıtırdamaya, dıştan
Özdeşler gelir türlü gövdelerden, yaklaşır
Ergin delikanlıya, çıkar ortaya çiçeklenen
Bir renk, bir güzel yüz. İşte bunlar, tohumla
Dolmuş, şişmiş damarları uyarır, başlar
Sevişmede görülen boşalma, bir akıntı kirletir
Üstünü, gelişmişse, beslenmişse gövdemiz uyanır
Olgunluk evresinde yumurtalarda tohum. Nesneler
Değişik uyarılar, kımıldamalar yapar.

Sevişme Üstüne

Kımıldatır kişinin tohumunu, bir kişinin özdeşi,
Çıkar tohumlar kaynaklarından, akar gövdenin
Öğeleriyle tohum, sızar damarlardan yumurtalıklara,
Üreten erkek örgenini kımıldatacağı yere.
Şişer yumurtalıklar, uyarır tohum, uyanır istek,
Bastıran eğilimin yerine fışkırtılır tohum,
Ulaşır ereğe gövde, açınca yüreğin yarasını,
Alışkanlık sonucu düşeriz üstüne yaralı yerin.
Kan akar vurulduğumuz yerden, bir bölümden,
Yakındaysa düşman gelir ona da kızıl kanlı su,
Kime atılmışsa Venüs'ün okları, kime gelmişse,
Bir çocuk gönderilir kadının dölyatağından.
Kadındır tüm gövdeden sevgiyi saçan, kurulur
Onda bağlantı, korunur onda. Atmaya bakar gövde
Çıkardığı tohumu başkasına, bu sessiz, içten
Yanan istekten çıkarır tadını sevişmenin.

Sevişme İsteğinin Bilinmesi

Venüs denir buna bizde, bundandır "sevgi"
Adını alması, budur sevginin tatlı damlalarını
İlk damlatan gönlümüze, ardından gelir soğuk
Acılar, senden ırak kalmışsa sevgilin, yakındır
Yine görüntüleri sana sevginin, fısıldar sevimli
Adını kulağıma, durmadan. Kovmak gerek özdeşlerini,
Başka konuya çevirmek için düşünsel yetiyi.
Almak gerek sevgiyi besleyen özü, özsuyu,
Başka bir gövdede kullanmak için. Tüketmekten
Sakınıp saklamak gerek, başka bir sevişmeye,
Ezici acılara, üzüntülere girişmek için. Doğar
Böyle bir yara, kök salar yıldan yıla, daha ağır,
Çekilmez olur sıkıntıların, kabuk bağlatmazsan
İlk yaraya, ya bir kaldırım yosmasında gidermez,
Ya da çevirmezsen düşünsel yetini başka konuya
Artar günden güne acıların.

Sevişmede Aşırılık

Kurtuluş yok acıdan kaçan da olsa, düşünmekten
Venüs sevgisinin ağına, ucuz kurtulacak sevgiler
Arar kaçanlar. Çıkarır dupduru bir sevginin
Tadını sağlam kişi, sayrıdan daha iyi.
Yanar kucaklaşmada, sarsılır, geçer kendinden,
Sevişenler, çılgınlık içinde, sevgiden,
Bu işin tadına doymak ne ellerden beklenir
Ne de gözlerden, tutarlar birbirini, sararlar
Sımsıkı, bastırırlar, şaşırır gövde, kıvranır,
Bir de başlar birbirini dudaklardan ısırmalar,
Öpücükler kondurmalar, dupduru bir sevişme değil
Bu, bir gizli iğnedir delen, sevişenlere acı
Veren, bu yola düşen sezer içinin yanmasını.
Yetişir Venüs, yumuşatır acılarını, koşar
Yardımına sevişmenin tadını çıkaranların,
Önler korkulur bir duruma girmeden ısırmaları,
Gizlice sokulan sevişmeyi, yalnızca gövdeyedir
Umut, yakan gövdeye, odur söndürebilen yakıcı
Yalımları, oradadır acıların kaynağı, onda
Tutuşmuş için için yalım, yoksa doğaya aykırı
Bir tutum olurdu bu, işte budur daha önceden
Bulunan, durmadan yüreği yakan, çılgın isteklerle
Tutuşturan. Yer yiyeceği, içer içeceği gövde
Sindirilir bunlar içerde öğelerce, doldurur
Belli yerleri, böyle doyunur yeme, içme
İsteği, renklenen, çiçeklenen güzel yüzlerden
Çıkan tadın gerçeği. Önemsizdir gövde için
İncecik görüntüler, boş avunmalar getirir
Yanar susuzluktan, verilmez ona kuruyan ağzını,
Dilini serinletecek bir yudum su, suyun
Görüntüleri dalgalanır içeceğin yerinde, ırganır.
Ölür susuzluktan ırmağın ortasında, bir yudum
İçeyim derken. Böyle oynatır Venüs sevenleri,
Sevginin kuru görüntüleriyle, durur gözünün
Önünde, pek yakınında, doyamaz tadına, bir çimdik
Bile koparamaz dokunduğu koldan, bacaktan,
Oyalar, yanıltır gövdeyi, bir oynaşmayla.
Birleşirse birbiriyle örgenler, çiçeklenir,
Açılır ergenlik çağı çıkarınca sevişmenin
Tadını gövde, düzenlemişse kadınlık tarlasını
Elverişli kılmışsa ekmeye Venüs, bastırır
Azgın bir istekle göğüsler göğüsleri, karışır
Birbirine ağız suları, dişler geçer dudaklara
Soluya soluya; yoksa iş çıkaramaz gövdeden
Görüntüler, gömülemez iyice biri ötekinin içine.
Gerçek bir yarışma başlamış aralarında,
Sımsıkı birleşmişler Venüs'ün eli altında,
Ayrılmaz birbirine geçen örgenler sonunu
Getirmeden tadın, büsbütün yorgun düşmeden.
Boşaltmış damar damar sevişmenin biriken
Tadını, başlar bir azalma, sönme, diner
Yanmalar, durgunluk gelir erkeğe, kadına,
Sonra başlar yine kudurmalar, girerler
Uyanan isteği giderme yoluna: Çekilir
Başa gelen, kurtuluş yok, kimseden yardım
Görmeden onarırlar bu gizli yarayı böylece.

Sevişmenin Bitimi

Başlar elden ayaktan kesilmeler, yıpranmalar,
Tükenmeler, yorgunluklar, tüm nesnelerden bıkma,
İşten kaçınma, batar gibi süzülür gözler,
Çözülür el ayak. Yerde bir Babilonya kilimi,
Ayakta Sicyonia ayakkabıları, parlak, ışıyan
Kocaman bir zümrüt, döner altuna yeşil
Işıklar altında erguvan rengi, sağlam giysi,
Sere serpe yayılmış bir kumaş, emmiş
Doyasıya Yunus'un terlerini. Gitmiş babaların
Kazandığı başa takılan bir inciye, ya da
Sakız'dan, Alinda'dan gelme bir giysiye,
Bir mantoya. Göz kamaştıran örtüler, oyunlar,
Eğlenceler, törenler, şölenler, düzenlenir,
Kadehler döndürülür, ezmeler yenir, çiçeklenen
Giyim kuşamlar, çelenkler, donanmalar. Bakarsın
Alt üst olur birden hepsi, sevişenlerin
Can damarından, yüreğinden çıkar acı damlalar
Birden, bir korkudur başlar çiçekler arasından
Titretir onu, görünce günlerin boşa gittiğini,
Üzülür, anlar toza toprağa karıştığını, bastırır
İçten acılar, ya bulanık bir söz çıkar, işler
Derinlerine seven gönlünün, yakan bir ateş gibi,
Ya da düşünür derin derin, dolar gözleri,
Bakar başkalarına, uzun uzun sorar yüzlerinde
Bir gülüşün, bir mutluluğun izlerini.

Sevgiden Kaçılmaz

Acılar vardır en mutlu, yürekten bağlı
Sevgilerde süresiz. Bunlar mutsuzlukta sayısız,
Göz yummak, katlanmak gerek. Yukarda gösterdiğim
Yoldur en doğrusu: Çağ çağ bunlardan korunmak,
Tuzaktan kurtulmak için. Bir kez düşülmüşse
Ağa, güç değil Venüs'ün vurduğu sıkı düğümleri
Çözmek, sevgi tuzağından kurtulmak. Düşebilirsin
Böyle bir tuzağa sen de, sımsıkı bağlanırsın,
Yolda durmazsan, dikilmezsen kazık gibi,
Kurtulursun düşmandan, tinsel yanılmalara
Aldırmazsan, sevgilinin gövdesel eksikliğine.
Böyle yapar çokları, bağlayınca sevgi gözlerini,
Ödünç almaya kalkarlar, gerçek olmayan sevgi
Uyarılarını, birçok yetişkin, çirkin kız
Görürüz, baskındır etkileri, gönül çeken
Uyarmalarla, gülümser, birbirlerine öğüt verirler ;
Venüs'ü kızdırmasınlar sevişmede, utandıran,
Sıkan kötülükler gelmesin başlarına diye.
Görmez en düşkünler bile, ağır mutsuzluğunu
Sevginin; karalar, bal rengi saçlılar, toprak
Arılığından sıradan güzeller, donuk mavi
Gözlüler, Pallas denenler, meraller, kemikli,
Kurumsu, kısa boylu, ince yapılı Charitinlerden
Biri, buna karşılık dev yapılı kadınlar
Alımlıdır, göz doyurur, konuşur, kekeler, utanır,
Çıkarır tatlı sesini. Kıskanç olur, barbar olur,
Sever öç almayı, durmaz çenesi, ateşlidir bunlar.
İnce yapılıdır bu yaratık, sararır, solar, uzun
Boylu, ölmüş eskiden, öksürükten. Beslemiş Ceres
İri göğüslerinden Iacco'yu, topuz burunlu, Selene
Başlı, öpüşlere susatan kalın dudaklı Satyra.
Anlatmak istesem sonu gelmez, başkalarını da.
Çıkarsa ortaya gözler kamaştıran, alımlı yüzlü
Bir ece, dökülür tanrısal bir sevginin çeken,
Yürek oynatan güzelliği her yerinden, adı
Anılır mı yanında ötekilerin? Onsuz yaşamışız
Önceleri, biliriz yarattığı kıskançlıkları,
Bozgunlukları. Tütsüler elini, kolunu, boynunu,
Karşıt kokular sürünür, utanır kaçar beslemeleri,
Gülerler, eğlenirler onunla Kalır kapalı kapılarda
Sevenler, ağlar, sızlanır, süslenir çiçekli giysilerle,
Kantaron yağı serper direklere, kucaklar kapıları,
Dolar kollarını, öper. Bırakır seven erkeği kadın,
Bir soluk vurur yüzüne, yel gibi içeri girince.
Sevilir duruma gelmek için, yeniden, yol arar,
Yanık türküler söyler, karışır sulara, uzun
Süren içe kapanmalardan, deliliğine sayar bunu.
Anlar ona bağlanmanın ölümlü işi olduğunu.
Bunları bilir güzellerimiz. Uzatmak isterler
Sevişmelerin süresini, gizlemeye kalkarlar perdenin
arkasında olanları, görenlerden. Senin elindedir
Düşünsel gücün gözleriyle oyunun ötesini görmek,
Olanları açıklamak, bağışlanır eksikleri kişinin,
Densizliği, yiğitçe duyguysa, değilse tatsızdır.

Sevgi Duygusu Topludur

İkiyüzlü değil her zaman, sevgiye susayan,
Erkeğin kollarına atılan kadın, bütünleşen,
Öpücüklerle ağzının suyunu akıtan, emici dudaklarla
Kendini bırakan kadın. Yürekten yapar bunları,
Çırpınır, can atar, değişik tadına bakar, ister.
Bu yolla döllenmez tavuklar, sığırlar, kısraklar,
Koyunlar, yabanlar, erkekten döl alamazlar, onlarda
Kudurmuşsa döllenme isteği, yaratılışları gereği
Soydan gelir sevişme ataklığı, uyarır,
Birleştirir iki kişiyi karşılıklı sevişmeler,
Görmez misin, katlanırlar ortak acılara sevişmede?
Çırpınır çözülmek için köpekler, ortalıkta
Görülür sık sık, uğraşırlar ayrılmak için,
Ayrılamazlar yine de, düğümlemiş onları içten
Venüs'ün sağlam bağları. Kurtulamazlar tadına
Doymadan sevişmenin bağlarından, söylediğim gibi,
Ortaklaşadır birleşmenin tadı ikisinde de.

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

Back to TOP