Antonio GRAMSCî ( 1891-1937 )


Tarih, felsefe ve filoloji öğrenimi görmüş olan İtalyan bilimsel maddeci kuramcı ve siyasal önder Gramsci, 1921'lerde «Avanti» («İleri») ve «Ordine Nuovo» («Yeni Düzen») gibi toplumcu hareketin sol kanadına ilişkin gazetelerde çalışmış; daha sonra, ideolojik ve örgütleyici çalışmaları doğrultusunda faşist hükümete karşı koymasından ötürü Mussolini'nin buyruğuyla 20 yıl hapse mahkum edilmiş (1928), burda Hapishaneden Notlar diye bilinen 3000 sayfalık elyazmalarını kaleme almış, kamuoyunun baskısı ve hastalığı nedeniyle hastahaneye kaldırılmış ve yaşamını orda yitirmiştir.

Gramsci'nin ideolojik-kuramsal düşüncesinde Croce'nin yeni-Hegel'ciliğin yanı sıra, Gentile'nin, Bergson ve George Sorel'in de etkileri görülür. Gramsci, özelflkle üniversite yıllarında, Labriola'dan etkilenmiş bulunuyordu. Bilimsel maddeciliğin klasikleriyle tanışıp ilgilenmesi ise 1917'lere rastlar. Gramsci'nin kuramsal ilgisi, felsefe, tarih, edebiyat tarihi, estetik, siyasal ekonomi ve sosyolojiyi de içeren, geniş bir alana yayılır. Özellikle de tarihsel maddeciliğin sorunlarıyla ilgilenmiştir Gramsci. Bilimsel, maddeciliği felsefi düşünce tarihinin en yeni ve yüksek aşaması olarak görmüş, yaptığı çatışmalarda diyalektiğin tarihsel maddecilikte önemini vurgulayarak, bunu halk kitlelerinin tarihteki rolünün ortaya konuşunda ustalıkla vermiştir.

Gramsci, halk kitlelerini tarihin başlıca itici gücü olarak görmüş, halk kitlelerinin gelişimini toplumsal ilerlemenin ölçütü olarak almıştır. Halk kitlelerinin tarihsel süreç içindeki etkinliklerini önplana çıkararak, bunu toplumsal olayların ileriye doğru gitme derecesi olarak ortaya koymuştur. Gramsci'ye göre, halk kitleleri hiçbir zaman mutlak bir edilgenlik içinde değildir, ekonomik sömürü ve siyasal gerilik içinde yaşamaları onlara eyleme dönecek bir iç güç kazandırır. Bu konumdan bakarak, halk kitlelerinin edilgenliği anlayışına karşı çıkar Gramsci. Kendisine göre, ideoloji ile kültür tarihinin de gösterdiği gibi, halk kitlelerinin üretim içindeki eylemleri kendiliğindenlikten bilinçliliğe doğru bir çizgi izler.

Gramsci'nin kuramsal düşünceleri ile pratik-siyasal etkinliklerinin gelişimi arasında yakın bir bağıntı vardır. Gramsci, bu bağlamda Bordiga'nın sekter tutumuna karşı çıktığı kadar, bu pratik sekterliğin kuramsal temellerini oluşturan ekonomik kaba maddeciliğe de karşı çıkmıştır. Bordiga, nesnel koşullar ile öznel etken arasındaki karşılıklı ilintiye ilişkin ikici bir anlayışı öne sürmekteydi. Güncel devrimsel potansiyele ilişkin kuşkuya dayanarak gelecekle ilgili genel inanca set çekerken, öte yandan, tarihsel olmayan bir anlayışı geliştirme yoluna gidiyor, faşizme karşı güçlerin mücadelesinde yalıtılmalara yol açacak bir siyasal etkinliği öneriyordu. Gramsci bu düşüncelere karşı kendi parti anlayışını getirmiş, savaş sonrası dünya deneyimlerine dayanarak (1924-26), Bordiga'ya karşıt bir doğrultuda, parti ile kitleler arasında yakın, örgütsel ilişkilerin kurulmasının rolü üstünde durmuş; bu ikisinin olgunlaşması süreçleri arasındaki karşılıklı etkiyi ele alarak, siyasal örgütlenmenin, kitlelerin kendilerinden hareketi ile örgütleyicilerin isteminin birbiriyle çakıştığı, diyalektik bir sürecin sonucu olduğu düşüncesine varmıştı.

Kitlelerin kendiliğinden, çelişkili hareketlerinden, toplumun değişime uğratılmasına ilişkin tasarımların ölçüsü ortaya çıkıyordu; bu nedenle de, özgül tarihsel durumun çok iyi kavranması, kitlelerin harekete geçirdiği sorunların yakından bilinmesi gerekiyordu. Bütün bunlara bağlı olarak, Gramsci'nin toplumsal yasalhklarına ilişkin anlayışı da Bordiga'nınkinden ayrılıyordu. Gramsci'ye göre, toplumsal yasalar, alternatif gelişimleri içine alan bir yönelim özelliği gösteriyordu. Tarih, son kertede, çelişkili toplumlaşmaların gücünden bağımsız olarak yol almaktaydı. Burda öznel uğrakların nesnel süreçlere geçirilmesine gerek yoktu, hep vardı bu uğraklar, ancak bu uğrakların olgunluğu ve buna bağlı olarak etkililikleri başka başka yollardan oluşmaktaydı. Gramsci, II. Enternasyonal'in kuramcılarının olduğu kadar Croce'nin de sürdürdüğü tarihsel maddecilik anlayışlarını eleşlirmiş; dünyayı değiştirmekle değil, yorumlamakla ilgili anlayışlar olarak karşı çıkmıştır.

Gramsci, aynca, niye işçi hareketlerindeki toplumsal yasallıklara ilişkin yazgıcı tasarımların yaygınlık kazanmakta olduğu sorununu da ortaya atarak, bunun nedenini, kitlelerin henüz kendi başlarına tarihsel yaratıcılığa ulaşamamış olmalarında görmüştür.

Öte yandan, Gramsci, yeni bir kültür oluşturulmasının ülkenin kültürel geleneklerinden ayrı tutulamayacağını, tüm ilerici kültür mirasının yeni kültürün gelişim süreci içinde eleştirel olarak özümlenmesinin burda sözkonusu olduğunu öne sürmüştür.

Gramsci, ayrıca Rönesans'ta felsefi düşüncenin gelişimi ile 18. yüzyıl Fransız maddeciliğinin gelişimi sorunlarıyla da ilgilenmiş; kendi çağının yeni-pozitivist ve yeni-Kant'çı felsefi akımlarına karşı çıkarak, özellikle Croce'nin idealizmi ile Croee'nin İtalya'deki aydınlar üzerindeki etkisinin nedenlerini eleştirerek ele almıştır.Gramsci'nin çalışmaları daha önce olduğu gibi, bugün de bütün dünyada ilgiyle karşılanmaktadır.

YAPITLARI: Serini giovanili 1914 - 1918 (1914 - 1918 Gençlik Yazıları), 1958; II materialismo storico e la filosofia di Benedetto Croce (Tarihsel Maddecilik ve Benedetto Croce'nin Felsefesi), 1948; Note su Mathiavelü, sulla politica e sullo Stato moderno (Siyasete ve Modern Devlete ilişkin Olarak Mac-hiavelli üstüne Notlar), 1949; II risorgimento (Rönesans), 1949; Gli intel let-tuali e l'organizıazione deiia cultura (Kültürün Örgütlenmesi ve Aydınlar Üstüne), 1949; Antonio Gramsci, 1980; Hapishaneden Mektuplar.

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP