Işıkla Isının Kaynağı

ONALTINCI BÖLÜM

Işıkla Isının Kaynağı

Şaşılası değil senin için, böyle küçük
Olmasına karşın bol ışık göndermesi güneşin.
Doldurur bütün karaları, denizleri, gökleri
Işık akımlarıyla, işler evrene ısıtan sıcağıyla.
Yalnızca evrenden toplanır ışığın özü, fışkırır
Sonradan, dökülür verimli bir kaynaktan,
Evrenden yayılır sıcaklık öğeleri çevreye,
Bütün evrenden, böyle kurulur arada bağlantı,
Dökülür bir özden, topluca, güneş ısıları.
Görmez misin yavaş akan bir su kaynağının,
Nasıl suladığını çimenleri, ara sıra kırları
Suların bastığını? Böyledir çokluk, orta yollu
Bir güneş ışımasında bile sıcaklığın havayı,
Yakıcı yalımlarla uzayı sarması, havanın uygun
Olmasındandır bu, daha önceden tutuşturan cılız
Bir yalımın etkisiyle de olabilir bu durum.
Görürüz başka tür örneğini de bunun, bir
Kıvılcımdan yavaşça yayılan, bir ülkeyi,
Biçilmiş tarlayı saran, azgın yangınlarda.
Kim bilir, dev ışıldağıyla aydınlık saçan güneş,
Yığmıştır gökte yığınla ateş, göremeyiz onu
Buna karşın, gelmez ondan bize bir ışın, yalnızca,
Yalımlar saçarak büyültür ışımanın etkisini.

Güneşin Dönmesi, Ayın Yolu

Doğru, güvenilir bir açıklama yoktur bu konuda,
Ne yazık. Neden geçer güneş yaz yörüngesinden,
Gider arkaya, döner oğlak burcuna, gelir geriye
Durağına, döner yeniden yengeç burcuna, neden
Bu yörüngeden bir ay içinde geçer ay, güneşin
Bir yılda bitirdiği bu yolu? Bana kalırsa
Bu konuda, yanıltır bizi kolay bir açıklama.
Daha doğrudur, tüm ötekiler arasında, ilkin
Yüce görüşlü Demokritos'un verdiği açıklama.
Şöyle söylüyor, açıkça: Yeryüzüne yakın olduğu
Oranda yavaştır yıldızların dönmesi, azalır
Aşağı indikçe hızı, eksilir güçlü etkisi.
Bu nedenle gelir geriye güneş, hayvan burcunun
Son yıldızına karşı, yavaşça, iner yüksekteki
Kızgın yıldızlardan, çok aşağı. Buna karşın
Derindir ayın yolu, uzaklaşır gittikçe gökten,
Yaklaşır yeryüzüne, yavaşça, erişir yarış
Yolunda yıldızlara. Güçten kesilinceye değin,
Onu devindiren, kendi yörüngesinde, gider ardınca
Güneşin, bu nedenle çok hızla erişir ona,
Geçer önünden ayın, hayvan burcunun yıldızları
Kendi yörüngelerinde. Bu yüzden ulaşır ışığa,
Devinir geri gider gibi bu yıldızlara, oysa
Yıldızlar yeniden ulaşır ona. Şudur başka
Bir açıklama: İki katlı, iki yönlü değişik
Bir akım doğar karşıt yörüngelerden, gereken
Sürede, çıkarır güneşi hayvanlar burcunun
Yaz yörüngesinden, getirir kış dönümüne,
Buz kesen soğuklara değin; sonra çıkarır
Güneşi yeniden aşırı soğukların gölgesinden,
İletir yaz dönümüne, sıcak yıldızlara değin;
Buna benzer yolda düşünülebilir, uzun yıllar
Boyunca uzun yollar aşan ayla gezegenler,
Havanın değişik akımları içinde bu yörüngeyi
Bitirebilenler. Görmez misin bulutlarda, yukarda
Bulunanların aşağıdakilere oranla karşıt yönde
Esen değişik yollarla devinmesini? Neden
Büyük yollarında değişik akımlarla yıldızlar
Sürüklenemesin havanın?

Gece

Sarar yeryüzünü koyu karanlıkla gece,
Uzun bir yol aldıktan sonra gökte güneş,
Erişince son sınırına, azalırsa ateşin gücü
Yorulur gezmekten, eritir, tüketir hava yığını
Onu, ya da yerin çevresindeki yörüngeyi çizen
Gücü, bitirmek için güneşin yolunu, verir alta.

Güneşin Doğuşu

Buna benzer biçimde, belli sürede uzay
Alanlarından saçar sabahın gül rengi ışığının
İlk kızıllığını Aurora, yayar ışıldayan parıltıyı
Yeryüzünün altına inen güneş, gönderir
Oradan gökyüzünü tutuşturan ışınlarını.
Ya da belli sürede toplanır yığınla ateş,
Derlenir çok ateş öğeleri, birleşir, durmadan
Bir güneş ışığı yaratmak için. Ayrılabilir İda
Dağının doruğunda doğan ışıkta yumaklaşan
Ateş öbekleri. Şaşılası bir durum yok burda,
Toplanır ateş öğeleri belli sürede yenilemek
İçin güneşi, böyle de olabilir birleşme.
Görürüz, çok nesnede belli süreye bağlı
Olduğunu olacak işlerin. Böyle çiçeklenir ağaçlar,
Belli sürede, yaş gereği. Böyle dökülür süt dişleri,
Çıkar erginlik çağının ayva tüyleri çocuklarda,
Dalgalanır, doldurur erkeğin yanağını sakal,
Kıl örtüsü. Sonra gelir kar, yıldırım, bulutlar
Yağmurlar, yeller yılın belli evrelerinde.
Böyle kurulmuşsa öncül ilkeleri nedenlerin,
Biçimlenmişse nesneler başlangıçta, dönerler
Yeniden en sağlam, en kesin düzene, gereğince.

Günlerin Uzayıp Kısalması

Günler, gecelerin geçmesiyle, uzayabilirler.
Işık azalmaya başladığında, birden uzar geceler,
Güneş yerin altına, üstüne döner, türlü
Boylarda yaylar çizer, uzay alanlarını böler,
Ayırır gökte yörüngesini ikiye, eşitlik gözetmez
Bölümler arasında. Koyar ortaya güneş karşıt
Durumda, geri dönünce, burda göstermediği ötede,
Ulaşıncaya değin gecenin yıldızlarına, yılın
Düğümünü gecenin gölgesiyle günün aydınlığını
Eşitlediği yere. Yörüngenin ortasında, kuzey-güney
Yellerinin estiği yerde, eşit uzaklıkta tutar
Gök dönemlerini, ayrı ayrı, yapar bunu hayvan
Burcunda duran yolun tüm durumundan dolayı,
Bir yıl sürer güneşin, yavaş dönüşle yolu
Geçmesi, bundandır eğik ışınlarla güneşin
Yeri, göğü aydınlatması, gökbilimcilerin kanıtladığı
Gibidir bunlar. Onlar çizmiş, belirlemiş, belgelemiş
Bize belli yerlerini göklerin. Yol açabilir kalın
Hava, belli yerlerde, güneş ışınlarından çıkan
Ateşin uzun süre yerin alt yönünde beklemesine,
Güneşin doğuş-batışının kolay olmamasına.
Bundan, uzun sürer geceler kışın, günün ışıyan
Tacının görünmesine değin. Mevsimlerin değişmesi
Sonunda, derlenir ateş öğelerden, doğru söylemiş
Bence güneşin her gün yeni ışınlar doğurduğunu
Savunanlar, belli yerlerden yükseldiğini söyleyenler.

Ay Işığının Değişmesi

Nereden gelir ay ışığı? Güneşten gelen ışınlarla
Gösterir kendini bize ay, büyür gittikçe güneşten
Uzaklaştıkça, öyle görünür. Ortada, karşılaşınca
Güneşle, sergiler en duru parlaklığını dolunay,
Bakar yükseldikçe güneşin batışına. Bu nedenledir
Yavaşça, bizden gizlemesi ışığını, geri dönerken,
Gök yörüngesinin öte yanına geçerek güneşin
Ateşine yaklaşırken. Böyle açıklıyor ayı
Yuvarlak bir yumak gibi düşünenler, güneşin
Arkasında çizer yörüngesini onlara göre ay.
Onlar, ayın neden kendi ışığıyla ışıyıp
Yayıldığını, ışığın böyle değişik biçimlere
Girdiğini de düşünüyorlar. Yoksa, başka nesne
Olabilirdi burada görünen, ayla eş bir sürede
Yola dökülen, onunla dönen, yürüyen atbaşı,
Işıksız, karanlıkta kaldığından açık görünmeyen.
Yuvarlak çizgi biçimli de olabilir bu dönme.
Sözgelişi, ışıyan yıldızlarla yarısı boyanmış
Bir top, türlü biçimler gösterir dönerken,
Açık gözlerimize ateşle doluymuş gibi gelir,
Bakınca. Sonradan dönerken geriye doğru
Yavaşça görünmez parlayan yüzü. Böyle açıklar
Düzeni, Babilonya'da Kaldeliler. İnanmaz buna
Bugün yıldızbilimciler. Olabilir, görünmeseydi
İki düzenin savunduğu görüşler özdeş, yeğlenirdi
İkisinden biri. Öyleyse, neden ışıklar belli
Biçimler, dönemler içinde düzenlenirken doğmuyor
Ay süreklice, yeniden? Ayrıca her gün yitmez ay,
Yeni bir ay doğmaz, o evrede, kendi yerinden.
Güçtür anlatmak bunları sözle, sağlam belgeler
Göstermek; görürsün bu düzende çok sorun vardır.
Yazbaşı görünür Venüs, koşar önden ulağı
Flora, Zephyr'in yanında yürüyen ana, bezemiş
Yolları bahar çiçekleriyle, saçmış çevreye
Renkleri bolundan, burcu burcu kokuları da.
Ardından kavuran sıcaklık, yanında Ceres,
Toza dumana katmış ortalığı, kuzey yelleri
Gelir yavaştan. Bastırır arkadan güz, "Evhius"
Diyen, inleyen Bacchus. Bunların ardından
Gürleyen, şimşekli fırtınalar, önce güneydoğudan
Duyulan gök gürültüleri, güney yelleri, yılın
Sonunda kar kaskatı, soğuklar buzlu, getirir
Yeniden, en kısa gününde diş çaktırır kış.
Daha, çok olay çıkabilir ortaya, bu belli sürede
Şaşarsın bu evrede ayın doğup battığını görünce.

Güneşin, Ayın Kararması

Göstermek kolaydır sana, güneşin, ayın gömülüp
Karanlığa saklanmasının nedenlerini, pek çok,
İlkin, neden güneşten aldığı ışıkla aydınlatır
Ay yeryüzünü, neden gizler bunu yaparken
Güneş yerden yükselen başını, karanlık bir
Yumak kor ortaya, ışıklardan, neden yapamazmış
Bu olayı, o evrede ışıksız dolaşan başka
Bir nesne? Gideremez mi güneş bu sürede
Ateşin eksikilğini yeniden? Havanın yalımları
Yok ettiği uzayda yayılınca güneş, söner mi
Onun ateşi? Neden dünyayı aydınlatan ışığı
Güneşten alır ay da gizlenir güneş, doğarken
Yeni ay tepenin ardından, koyu gölgelerde?
Girmez mi bu evrede, ikisinin arasına, başka
Bir nesne, ya güneşin üstüne, ya ayın altına
Engel olmaz mı akan ışığa, güneş ışınlarına?
Işıldar mı, kendi parlaklığında, ay tükenir mi
Evrenin başka bir yerinde, geçerken içinden
Karşıt ışıklı yerlerin? Açıkladım şu soruları:
Gökte, engin bir mavi uzay içinde olanları,
Olabilenleri, devinen güçlerden, ana-nedenlerden
Doğan ayın dönüşünü, güneş yörüngelerini nasıl
Kavrayabildiğimizi, onların yaygın aydınlıklar
İçinde geçip gittiğini, kırların sezmeden
Birdenbire karanlıklara gömüldüğünü açıkladım.
Parlatır aydınlatan aşınlarla güneş kırları,
Döker ışıklarını ortaya yeniden, görünmezken.
Dönüyorum evrenin gençliği konusuna, açıklamak
İçin önceden nelerin doğduğunu, gevşek yeryüzü
Tarlalarının, güvenilmez, oynak yellerin
Yeniden aydınlığa çıkmak isteyişini.

Bitkilerin, Hayvanların Doğuşu

İlkin yeşermiş çimenlerin parıltısını doğurmuş
Toprak, çevrelemiş bütün tepeleri, yeşim renkler
İçinde, yaymış kırlara, çevreye, ışıldayan
Çiçekler açan çayırlara. Sonradan başlamış
Güçlü bir yarış, ağaç türleri arasında,
Havalara yükselmede, dizgine vurulmuşken önceden.
Deriler, kıllar, saçlar oluşmuş bu yöntemle
Dört ayaklılar soyunda, derilenen kuşlarda,
Böyle çıkmış ortaya günün birinde verimli
Yeryüzünün eşkini, çayırı, çalılığı, ilkin
Onların ardından doğmuş diri varlıklar,
Değişik soydan, bolundan, çok değişik biçimde
Devingenler, yoksa gökten düşemezdi diriler,
Doğmazdı tuzlu denizden de, karada yerleşenler.
Böyledir ötekilerde de durum: Yerinde "ana"
Adını alması toprağın, toprak yaratmıştır
Sayısız canlıları, şimdi yeryüzünde yaşayanları,
Yağmurla güneşin ısıtan sıcaklığı yüzünden
Ortaya çıkanları, şaşmamalı, daha önceden
Pek çok dev gövdeli diriler doğmuş, beslenmişse
Genç topraktan, havadan. İlkin yerde
Sürünürdü kanatlı yaratıklar, yumurtadan çıkan
Yazbaşında kuluçkaya yatan renkli kuşlar,
Yazın yuvarlak kozalardan, kendiliğinden
Çıkan, besin arayan, yaşam çağına basan
Ağustosböcekleri gibi. Böyle doğmuştur
İlkin hayvanlar da, insanlar da. Aşırı sıcaklar,
Islaklıklar vardı tarlalarda, kırlarda,
Böyle yetişiyordu oturma yerlerinin elverdiği
Oranda diriler, toprağın içine işlemiş kökler,
Kapçıklar çıkıyordu yukarı. Olgun eşkinlerin
Yaşam sürecinin geçtiği yerde tomurcuklar
Yükselirdi havaya, ıslanırdı toprağın neminden,
Kendince yöneltir onları doğa toprağın içine,
Akar süt gibi özsu, damarların açık ağzından,
Böyledir doğurgan kadınlarda memeye gelen süt,
Oraya yöneltilmiş kadın gövdesinin besin akımı.
Böyle vermiş küçüklere yemeği toprak, giysi de
Sıcaklığı. Saklamış gür çimenleri döşek diye,
Yatak diye, önlemiş evrenin gençliği taşkın
Soğukları, sıcaklıkları, su baskınlarını.
Eş ölçüde büyütüyor, güçlendiriyor bunları.
Yerindedir toprağa "ana" denmesi, demiştim.
O yaratmış insan soyunu, tüm dirileri uygun
Sürede, her yanda sıçrayanları, yüksek dağlarda
Gürleyen, havalarda süzülen bir yelken gibi
Renk renk, biçim biçim ne varsa. Bırakmış
Kocalmış bir kadın gibi bu işleri,
Sonu gelmiş doğurmanın, yaş değiştirmiş
Tüm doğayı, evrende, düzene girmiş nesneler,
Kalmaz, değişir hepsi, dönüşür tüm varlıklar,
Çevirir, bastırır doğa, sürekli dönüşme yolunda.
Çürür, güçten kesilirse, yaşlanma nedeniyle,
Birey yükselir, gelişir, çıkar karanlıktan.
Yaş, evrende doğal yapıyı böyle değiştirir,
Bir oluşum ardından ötekinin geldiği yeryüzünü,
Yaratır önceden yapamadığını, şimdilik olmayanı.

Doğaya Aykırı Biri Yoktur

Şaşılası nesneler yaratmışmış toprak eskiden,
Görünmezmiş elleri, ayakları. Bir Androgynus varmış
Yarı-erkek, yarı-dişi, kiminin elleri, kiminin
Ayakları eksikmiş, kiminin ağzı, dili yokmuş,
Gözsüzmüş kimi de, kaskatıymış birisi de, gövde
Örtmüş, gizlemişmiş örgenlerini. İş göremez böyle
Bir yaratık nereye gitse, yaşayamaz, korunamaz,
Yanlış, sapık üretmelerdir bunlar, anlamsızdır,
Boştur, inanılmaz onlara, doğaya aykırıdır,
Besin bulamaz, çiçeği göremez, sevişemez,
Birleşemez, döllenemez, değişik yollarla gerekir
Sevişmeleri, çoğalmaları ölümlü bir şey olarak.
Beslenme, doğurucu tohum, gerekir onlarda, ancak
Bu tohumlar akar erkek örgenlerinden. Gerekir
Örgenlerin karşılıklı olması sevişmede, birleşmede.

Evcillerin Durumu

Yokolmuş, eskiden yaşayan, türlerin çoğu,
Yoktur onlarda, gelecek kuşaklar için, güvenli
Bir düşünme yetisi. Şimdi yaşam soluğuyla
Beslenen, yaşayan yaratıklar yavruyken soyunu
Koruyabilecek yapıdadır. Onlar kendilerini
Güçle, kaçmakla, kurnazlıkla korurlar. Yarar
İşlerimize bunların çoğu yaşatırız, bakarız,
Koruruz onları. Eskiden yırtıcılar türünden
Sürüyle aslanlar, kendilerini güçleriyle
Korurlar, tilkiler kurnazlıkla, geyikler kaçmakla,
Kulağı duyarlı köpek sevilesi bağlılığı
Nedeniyle korunur. Yük taşıyanların tohumundan
Çıkan türler, yünlü koyunlar, ekinler, korunmuş
Kişilerce, Memmiusum, böyle kalmış bugüne
Tüm kalanlar. Yok olur yaban hayvanların
Önünde, kısa sürede, yem olur, sağlık verirler
Onlara, koruyamazlar kendilerini, yaşayamazlar;
Biz, gördükleri işlere karşılık, ekin veririz
Onlara, besin diye. Öte yandan, doğasınca,
Ağusuz, kendince beslenemeyen, işimize yaramayan
Hayvanları, yük taşımayan, neden koruyalım, onlara
Yaşam sağlayalım, çoğaltalım, bunlar yırtıcıların
Tuzağına düşer, av olur, böyledir yazgıları,
Ölümle başbaşa bırakmış güçsüz soyları doğa.

Devler Yalandır

Yoktur Centauros diye bir nesne, iki yapılı,
İki özlü bir varlıktan kurulamaz yenisi, bir de
Başka türlerden doğmuşsa uymaz bir kaynağa
Eli, ayağı, yetileri, böyle iki ayrı yanlı.
Anlar bunu sığ bir yeti; güçlü bir at
Üç yılda yetişir, çocuk böyle değil, sütü
Uyuyarak verir ona memesi ananın, azalır
Yaş ilerledikçe atın gücü, yaşam uzadıkça
Yıpranır at, çocuk güçlenir, gelişir, açılır,
Eşkin çeker, erkekçe tüy örtüsü kaplar
Yanaklarını, uyanır sevişme isteği. İnanma
Sakın atların hayvansı tohumundan, bir de
İnsanınkinden bir Centauros'un çıkacağına,
Yaşayacağına. Ne Scylla gibi azgın köpeklerle
Balık kuyruklu bir yaratığa inan,
Ne eli, ayağı birbirinden ayrı türden olana.
Doğamaz, olamaz bunlar doğal süreçlerinde,
Yetmez gövdesel güç, hepsini başarmaya,
Yaşam süresince, etkilemez bunları sevişme
Ateşi, birleşme sevinci, içgüdü, döllemeye.
Beslemez bunları bir türün besini. Görülür
Çokça sakallı keçinin baldıran otuyla
Beslendiği, öldüren bir ağudur insan için,
Kavurur yalımlar aslanların altın gövdelerini,
Yakar tümden yeryüzünde kandan, etten çıkabilen,
Gövdeler, olursa. Doğabilir mi üç ayrı gövdeden
Chimera, önü aslan, kuyruğu dev, ortası keçi,
Dökülür mü böyle yaratığın ağzından yalımlar?
Taşkınlığı yüzünden erginlik çağının,
Yerden, gökten böyle delice varlıkların,
Yaratıkların doğacağını, düşünen kimse kapılmış
Toplumsal boşinançlara, saçmalıklar üretmiş.
Söylenirmiş eskiden, altın ırmakların aktığı,
Karaları bastığı, ağaçlardan elmas çiçekler
Döküldüğü, insanoğlunun çok güçlü ayaklarıyla
Denizleri, enginleri geçtiği; elleriyle, kollarıyla
Gökleri kucakladığı, döndürdüğü. Bir zamanlar
Yeryüzünde, birçok tohumdan canlılar çıkarmış
Toprak, yanıltır bizi bu belirtiler, sanırız
Yapısal öğelerin karışımından, eli ayağı başka
Türden dirilerin çıkabileceğini. Vardır yeryüzünde
Değişik otlar, yemişler, sevimli ağaçlar yetişmiş,
Karşıt bir durum yok, kendi soyunca gelişir
Hepsi, kesindir, ortada, doğanın düzeni.

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

Back to TOP