DÜŞÜNCELER ve SOHBETLER -2

DÜŞÜNCELER -6-



1-hatırla ki,hayatta bir ziyafetteymişsin gibi hareket etmelisin.yemek sana kadar geldimi,elini kibarca uzatarak bir parça al! tabagı önünden kaldırıyorlar mı? alıkoymaya çalışma.yemek henüz önüne gelmedi mi? istemeye kalkma,sıranı bekle! çocuklara,kadınlara,mevkii ve ikbale,servete karşıda böyle hareket et! o zaman ilahların bile sofrasına kabul edilmeye layık olursun.sana verileni almazsan ve küçük görürsen, o zaman yanlız ilahların davetlesi ve misafiri degil fakat müsavisi olur ve onlarla birlikte hükmedersin.işte böyle hareket ederek Oiogenes,Herakleitos ve daha bazı kimseler hakikatten layık oldukları gibi ilahi insan diye anılmışlardır.

2-bir kimsenin metameli oldugu yahut çocugu gurbette bulundugu veya mal ve mülkünü kaybettigi için agladıgını görürsen hayal gücünün coşmasına ve bu harici şeyler için bu adamın hakikaten şansız olduguna ve seni kandırmasına meydan verme!kendi kendine içinden şöyle düşün: onu üzüntüye sevk eden şey başına gelen felakettir.zira ondan başkası gam ve kasvet duymuyor.onu kederlendiren şey bu husustaki kanaatidir.bununla beraber eger lazımsa onunla birlikte aglamaktan ve sözlerinle onu teselliden kaçınma.lakin ciddi surette müteesir olmamaya dikkat et.

3-hatırla uzun veyahut kısa bir piyeste yazarın sana verdigi rolü oynayacak bir aktorsün.eger senin bir dilenci rolünü oynamanı uygun görmüşse,elinden geldigi kadar iyi oynamalısın.eger bir topalınyahut bir prensin veyahut ayak takımından birinin rolünü oynamanı uygun görürse,yine başka türlü hareket edecek degilsin.zira verilen rolü iyi oynamak sana düşer.lakin bu rolü seçmek başkasına aittir.

4-karga ugursuz bir tarzda öttügü vakit,muhayyilen sarsılmasın.hemen kendine gel ve de ki:" bu ugursuz sesin haber verdigi felaketlerin hiçbir degeri olamaz.zira bu felaketler ya benim zayıf vucudumu,ya küçücük servetimi,ya zavallı şöhretimi,yahut çocuklarımı ve karımı alakadar eder. bana gelince,benim için saadet müjdecisi olmayan hiçbir şey yoktur.zira ne olursa olsun ondan saadet çıkarabilmek benim elimdedir."



DÜŞÜNCELER -7-



1-eger yenmesi senin elinde olmayan bir savaşa girmezsen yenilmezsin.

2-bir kimsenin şan ve şeref içinde oldugunu veyahut gayet büyük bir mevkiye yükseldigini yahut son derece refah içinde oldugunu görerek,hayalgücünün tesiri altında kalıp onu bu nasibinden dolayı bahtiyar ve mesut saymaya kalkma.zira hakik özü elimizde olan şeylerde ne tamaha ne gıptaya, ne de hasete yer kalmaz ve sende paşa,temsilci,yahut konsul olmak istemez de,belki yanlız özgür olmak istersin.şimdi bu amaca giden tek bir yol vardır;elimizde olmayan şeyleri küçük görmek!

3-hatırla ki ne sana söven,ne seni döven ne de sana hakaret eden mevcuttur.fakat bu işleri yapanların seni tahkir ettikleri hakkındaki kanaatin onları sana öyle göstermektedir.şu halde ne zaman biri seni kırar veya kızdırırsa,bil ki seni kızdıran o adam degil,senin kanaatindir.

4-ölüm,sürgün ve bunlara benzeyen korkunç görünen şeyler,bilhassa ölüm daima gözünün önünde olsun.o zaman asla adi endişelere düşmezsin ve hiçbir şeyi fazla çoşkunlukla arzu etmezsin.



DÜŞÜNCELER -8-



1-şayet bir gün birine yaranmak için harici eşyaya baglanırsan bil ki seviyenden düşmüşsündür.bu sebeple her hususta ve her vaziyette filozof olmak sana kafi gelsin.ve şayet filozof oldugunu göstermek istersen kendi kendine görünmeyi tercih et.bu sana kafidir.

2-şu tarzdaki düşünceler ve endişeler asla seni mutsuz etmesin:"küçük düşecegim,yeryüzünde bir hiç olarak kalacagım." zira küçük düşmek,hakir ve sefil olmak bir fenalıksa başkasının eliyle felakete çarpılamayacagın gibi fena iptilalarada düşmezsin.en büyük mevkilere geçmek veya bir eglenceye davet edilmek senin elindemidir? elbette hayır! nasıl olur da bu senin için bir küçük düşme veya şerefsizlik olabilir? ancak sana tabi olanda bir şey olacak sen,nasıl olurda dünya yüzünde bir hiç olursun? "lakin o zaman dostlarıma hiç bir yardımım dokunmaz." hiç bir yardımım dokunmaz ne demek? onlara para mı vermiyeceksin? onları Roma hemşerisi mi yapmıyacaksın? bu işlerin bizim iktidarımız dahilinde bulunan şeylerden oldugunu ve başkalarına degil bize ait oldugunu sana kim söyledi?
kendisinden olmayan bir şeyi kim başkasına verebilir? biri çıkıpta"servet edinmege çalış bizde istifade edelim" diyebilir. - hayayı,tevazuu,sadakati,haysiyet ve asaleti muhafaza ederek servet edinilebilir - sen,zengin olmak için tutulacak yolu göster,zengin olurum.sizin sahte nimetler kazanmanız için hakiki servetimi kaybetmemi istiyorsanız,teraziyi nasıl dogru tutmadıgınıza ve ne dereceye kadar nankör ve düşüncesiz oldugunuza dikkat ediniz! neyi tercih edersiniz? parayı mı yahut arif ve sadık bir dostu mu? ah! dogrusu bu faziletleri elde etmek için bana yardım ediniz ve bunları bana kaybettirecek işleri yapmamı istemeyiniz! "fakat memeleketim benden hiçbir hizmet görmiyecek!" diyebilirsiniz.ne hizmeti? memleketin senin tarafından yaptırılmış revaklara,hamamlara sahip olmayacak mı? bunlar nedir? tabiatiyle bir demircinin papuçlarına yahut yahut bir kunduracının silahlarınada sahip olmayacak.hakikatte herkesin kendi meslegi ile ugraşması ve işini yapması kafidir.fakat şahsını numune göstererek memlekete izanlı,hakim,mütavazi ve sadık bir vatandaş kazandırırsan ona hiç hizmet etmemiş mi olursun? şüphesiz o zaman bir hizmet ve çok büyük bir hizmet etmiş ve böylece faydasız olmamış olursun. "o halde memlekette hangi seviyede yer almış olacagım",sadık ve mütevazi kalmakla yükselecegin seviyede! lakin hizmet edeyim derken bu faziletleri kaybedersen,hayasız ve saygısız olursan memleketin senden ne hayır görür?


DÜŞÜNCELER -9-



1-tabiatın amacını üzerinde iyice anlaştıgımız konulardan anlayabiliriz.mesela komşunun kölesi bir bardak veya başka bir şey kırmış olsa onu teskin için bunun alelade bir kaza oldugunu söylersin. o halde senin bardagını kırdıkları vakit de komşunun bardagı kırıldıgı zamanki kadar sakin olmalısın.bu vecizeyi en önemli meselelere tatbik et.başkasının oglu veya karısı öldüğü vakit hiç bir insan yoktur ki bunun insanlıgın mukadderi oldugunu söylemesin. fakat bu sözü söyleyen adamın oglu veya karısı ölünce yanlız hıçkırık,haykırış ve inleme duyulur:" ne kadar şansızım,mahvoldum!" böyle hallerde aynı kazaların başkalarının başına geldigi vakit duydugumuz hisleri hatırlamalıyız.

2-yapacagın her işte teşebbüsünden evvel önceden ne olacagını ve arkasından ne çıkacagını iyice düşün,ondan sonra teşebbüse kalk.bu yolu tutmazssan yapacagın her harekette evvela zevk duyarsın.zira arkasından ne çıkacagını tasavvur etmiş degilsindir.fakat sonunda rezalet kendini göstermeye başlayınca utanç içinde kalırsın.

3-olimpiyat yarışmalrında birincilik kazanmayı elbette istersin.dogrusu bunu ben de isterim.zira çok şerefli bir şeydir.fakat ilkin böyle bir teşebbüsün önünde,sonunda olup bitenleri iyice düşün.bu tetkikten sonra teşebbüse girişebilirsin.önce bir düzene girmek,zorla yemek yemek,zevki okşayan herşeyden uzaklaşmak,sıcak olsun ,soguk olsun muayyen saatlerde idman yapmak,soguk suyu ve şarabı gayet ölçülü içimek,bir kelime ile kayıtsız şartsız idman hocasına tıpkı bir doktara oldugu gibi teslim olmak,ondan sonrada müsabakalara girmek lazımdır. orada yaralanabilirsin,ayagın kırılabilir,pek çok toz yutabilirsin,bazen kamçılanır ve nihayet yenilebilirsin de.bütün bunları iyice düşünüp taşındıktan sonra gönlün dilerse git ve atlet ol.bu tedbirleri almazsan bazen pehlivanları bazen gladyatorleri taklit eden,biraz önce boru çalarken,biraz sonra trajedileri temsile kalkarak oyun oynayan çocuklar gibi abes şeylerle ugraşmış olacaksın.bazen atlet bazen gladyator,bazen hatip ve bütün bunlardan sonrada filozof olmaya kalkacak ve hakikatte hiçbir şey olmayacaksın.bir maymun gibi yapıldıgını gördügün her şeyi taklit edeceksin.her şey sırasıyle hoşuna gidecek. zira ne yapmak istedigini önceden düşünmedin ve pervasızca,tamamiyle basiretten mahrum olarak sadece hırsının ve hevesinin rehberligi ile bu işlere atıldın. böylece birçok kimseler bir filozofu görerek veyahut Euphrotes'in iyi hatip oldugunu duyarak hemen filozof olmak ister.

4-dostum evvela yapacagın işin mahiyetini anlamaya çalış. sonra bu yükü taşıyacak kadar kuvvetli olup olmadıgını anlamak için kendi karakterini tetkik et. Pentathlo mu ( Eski Yunanistanda olimpiyat oyunlarında ; güreşte,koşuda,atlamada,gülle ve mızrak atmada bu beş sporda başarılı olanlara verilen isim ) yahut gladyator mü olmak istiyorsun? kollarına,bacaklarına,beline bak.zira hepimiz aynı şey için dogmuş degiliz. filozof mu olmak istiyorsun? düşün ki bu meslege girmekle başkaları gibi yemekle beraber,ancak filozoflar kadar içebilir,onlar gibi bütün zevklere veda edebilir misin? geceleri uyanık kalıp,çalışmaya,ailenden ve dostlarından uzak kalmaya,bir esirin oyuncagı olmaya,ün,şeref,mevkii sahibi olma yolunda özetle her yerde geride durmaya icap eder.bütün bunları gözünün önüne getir ve sukunu,hürriyeti,
hakikati bu ücret mukabilinde satın alıp alamayacagını düşün.eger mümkün degilse başka yola gir ve çocuklar gibi hareket etme. bugün filozof yarın tefeci sonra hatip ve nihayet kayzer'in vekilharcı olma. bu işler birbirine uymaz. tek bir adam olman
lazım. iyi veya kötü tek bir adam. ya ruhuna ait şeylere veyahut vücüduna ait şeylerle ugraşmalısın. özetle,ya iç aleminin servetini yahut dış aleminin servetini elde etmeye çalışmalısın. yani ya bir filozofun karakterini yahut alelade bir adamın
karekterini tercih etmelisin.

5-vazifeler ekseriye bulundugumuz vaziyetle ilgili olarak ölçülür. mevzubahis olan baban mıdır? ona bakmaya,herşeyde itaate,azarlamalarına,kötü davranışlarına katlanmaya mecbursun. - fakat benim babam kötü bir baba! - iyi ama dostum,tabiat sana zaruri olarak sana iyi bir baba mı bahşedecek? hayır,sana sadece bir baba verecektir. kardeşin sana haksızlık mı ediyor? onun yine kardeşi olarak kal ve yap-
tıgına önem verme. her şeyden önce yapmaya mecbur olduguna, özgürlügünün nerede bulunduguna ve tabiatın senden yapmış olmanı istedigi şeyi yapıp yapmadıgına dikkat et. zira başkaları ( sen kendini bilirsen ) seni asla tahrik edemezler,kıramazlar.
sen ancak kırıldıgını sandıgın vakit kırılabilirsin. böylece,eger bu münasebetleri
göz önünde tutmayı adet edinirsen,komşundan,hemşerinden,amirinden daima hoşnut
olursun.


DÜŞÜNCELER -10-



1-kahine danışmaya gittigin vakit,başına gelecek şeyin ne oldugunu bilmedigini ve ögrenmek için ona gitmiş oldugunu hatırla.eger filozofsan kahine kaderini ögrenmek üzere müracat ettigin vakit,başına gelecek şeyin cinsini bildigini düşün. zira başına gelecek hadise, bize tabi olmayan bir şeyse bu, muhakkak ki, senin için ne bir iyilik, nede bir kötülüktür. şu halde kahine giderken dünyanın herhangi bir nimeti için ne temayülün, ne de nefretin olsun, aksi takdirde daima titriyeceksin. yanlız şuna inan ki, başına gelecek herhangi bir hadise sana yabancıdır ve seninle alakası yoktur. kimse sana engel olmayacagı için, hususiyeti, mahiyeti ne olursa olsun onu faydalı bir hale getirmek senin elindedir. bununla birlikte sana yol göstermek tenezzülünde bulunan ilahların huzuruna çıkar gibi emniyetle git. nihayet sana bazı tavsiyerde bulundukları vakit müracaat ettigin kişinin kim oldugunu ve itaat etmezsen etmedigin için emirlerini hakir görmüş olacagını unutma.

lakin kahinlere Sokrates'in gerekli gördügü zamanlarda müracaat et. yani yanlız hadiselerle ögrenilebilecek ve önceden akılla veyahut herhangi bir sanatın usulleriyle, kaideleri ile keşfedilemiyecek meseleler için git. bu yüzden bir dost için yahut vatan için büyük tahlikelere gögüs germe icap edince bunu yapayım mı, yahut yapmayayım mı diye kahine soru sorma. zira kahin eger kurban barsaklarının kötü oldugunu söylerse, bu işaret senin için ya ölüm, ya vurulma, yahut sürgün manasınadır. fakat aklı selim kişi bütün bunlara ragmen, dosta yardım etmeyi ve vatan için tehlikelere gögüs germeyi emreder. bu yüzden görüşlerine danıştıgın kahinden daha büyük bir kahine, öldürüldügünü gördügü bir dostuna yardıma koşmayan adamı mabedinden kovmuş olan Apollon Phthios'a itaat et.


DÜŞÜNCELER -11-



1-şimdiden sonra kendine yanlızken de olsa,başkalarıyle beraberkende olsa,asla degişmeyecek bir karakter ve daima itaat edecegin ahlak kaideleri tesbit et.

2-mümkün oldugu kadar sus yahut zaruri,elzem olan sözleri söyle ve az kelime ile söyle.nadiren vaziyet icabı konuşman lazım gelir.bu ahvalde asla alelade ve bayagı mevzulardan bahis açma.havai konuşma mevzularından olan,gladyator mücadelelerinden,at koşularından,atletlerden bahse kalkma ve yemekten içmekten de söz açma.bilhassa zem,medih ve mukayese için tanıdıgın insanları ele alma.

3-becerebilirsen dostlarının yapıp ettiklerini sözlerinle terbiye ve ahlaka uygun mevzuulara çevir.eger yabancılar arasında isen agzını hiç açma.

4-uzun zaman,sık sık,kahkahalarla gülme.

5-mecbur olmazsan hiç bir zaman,hiçbir şey için yemin etme.mecbur olursan münkün oldugu kadar az yemin et.

6-evinden dışarıda yemek yeme ve bütün ziyafetlerden kaçmaya çalış.lakin olaganüstü bir sebep seni mecbur ederse,ayaktakımı gibi hareket etmemek için,bütün dikkatini kendi üzerine topla.bil ki davetlilerden biri temiz ve namuslu degilse onun yanında oturan ve onun gibi hareket eden,özünde ne kadar saflık olursa olsun zaruri olarak kirlenir.

7-vucuda gerekli olan şeyleri mesela yeme içmeyi,elbiseyi,evi,hizmetçileri v.b...ruhun ihtiyaçları ne kadar ve nasıl icap ettiriyorsa o nispette iste.

8-münkün olursa evlenmeden önce cinsi münasebet zevklerine karşı perhizkar ol.eger bu zevkleri tadarsan hiç olmazsa meşru bir şekilde hareket et.bununla beraber bu zevklerden istifade edenlere karşı haşin olma.onları yaptıklarından ötürü kötü gözle bakma bununla birlikte kendi perhizinle ögünme.


DÜŞÜNCELER -12-



1-tiyatroya veya genel eglencelere sık sık gitmeya gerek yoktur.bazen icap ederde bu yerlere gidersen,hiçbir partiye taraftar olma ve bütün tarafgirligin kendinde kalsın!netice nasıl çıkarsa çıksın memnun olmaya çalış.zaferin yenene ait olmasından memnun ol.böylece asla ne kızar,ne de üzülürsün! bilhassa fazla alkıştan,fazla kahkahadan ve taşkın hareketlerden çekin.ve bu yerlerden kendi evine döndügün zaman,gördüklerinden uzun uzadıya bahsetme.çünkü bunlar ne senin huylarını düzeltmeye,nede seni daha ahlaklı bir adam haline getirmeye yarar.zira bu sonsuz tartışmalar ve konuşmalar yanlız senin gördügün sahnelere hayran oldugunu meydana çıkarır.

2-bazı kimselerin hikayelerini dinleme ve eserlerinide dinlemeye gitme.hiç olmazsa mecbur olmayınca gitme.lakin mecbur olursan tahammül ederek ciddiyet ve agırbaşlılıgını,hiçbir sıkıntı,keder alameti aksettirmeyen huzurunu muhafaza et.

3-mevkii sahibi büyük bir adama saygılarını arz edecegin vakit,onu evinde bulamıyacagını,evde ise yok dedirtebilecegini,yahut sana kapısını açtırmaga tenezzül etmiyecegini,yahut başvurunu kayıtsızlıkla karşılıyacagını önceden düşün.eger bütün bunlara ragmen vazifen seni mecbur ediyor ise başına gelene tahammül et ve asla "zahmete deymezdi" demeyi aklına getirme.zira bu sözler bayagı bir adamın;harici eşyanın,ruhundan başka olan şeylerin çok büyük tesiri altında kalan bir adamın sözleridir.

4-alelade konuşmalarda damdan düşer gibi ve uzun uzadıya iştirak ettigin savaşlardan ve ugradıgın tehlikelerden bahsetme.zira sen bunları anlatmakla pek çok zevk duyuyorsan,başkaları dinlemekten pek o kadar zevk duymazlar.

5-tuhaflık yapmamaya bilhassa itina et.bu yolla filozof olmayanların kılıgına girilmiş olur ve aynı zamanda başkalrının senin hakkında hürmet ve itibarı azalır.


DÜŞÜNCELER -13-



1-edebe aykırı laflara kendini bırakıp koyuvermek çok tehlikelidir.böyle konuşmalara şahit olursan,bu tarzda konuşanı azarlamaktan çekinme.eger bu mümkün degilse sus ve yüzünün kızarmasıyla bakışlarının ciddiyetiyle bu cins lafların hoşuna gitmardigini belli et.

2-şayet hayal gücün gözlerinin önünde herhangi bir şehveti canlandırırsa,hemen herzaman yapacagın gibi seni sürüklememesi için uyanık bulun.ta ki bu şehvet biraz geciksin ve sen kendinden bir mühlet isteyebilesin.ondan sonra zevk anıyla arkasından gelecek pişmanlık anını ve kendinden edecegin şikayetleri karşılaştır ve bu şehvetten duyacagın hazla ona dayandıgın vakit duyacagın ögünmeyi karşılaştır.eger bu zevki tatmanın senin için tam zamanı odugunu farz ediyorsan,onun tuzaklarıyla cazibesinin seni aldatmasına karşı tedbir al ve ona daha büyük bir zevk olan yenmiş olmanın hazzını karşısına koy.

3-bir şeye teşebbbüs ederken bu işi yapmanın senin vazifen oldugunu bildikten sonra,halk ne kadar fena düşünecek olursa olsun o işi yaparken görülmüş olmaktan korkma.eger bu hareket kötü ise onu hiç yapma.yok iyi bir hareketse,o halde seni sebepsiz ve yersiz mahkum edecek olanlardan niye korkuyorsun?

4-gücünü aşan rolü üzerine alırsan bu rolü iyi oynayamadıgın gibi yapabilecegin rolüde terk etmiş olursun.


5-yürürken bir çiviye basmamaya,ayagının burkulmamasına itina ettigin gibi,varlıgının en esaslı tarafının yani seni idare eden aklın da çarpılmamasına dikkat et.hayatımızın her hareketinde bu kaideye riayet edersek her şeyi daha ehemniyetle yapmış oluruz.

3 Yorumlar

Adsız
31 Mart 2009 07:24  

Yazıların kaynağı gösterilirse daha iyi olur. Çok emek verilmiş çünkü.
Ramazan Karakale

Adsız
16 Mart 2014 16:30  

bencede

Adsız
12 Ocak 2015 23:32  

Epiktetos-düşünceler ve sohbetler kitabından.

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

Back to TOP