Şeyh Bedrettin - VARİDAT - 4

Bazen  kendimi  gayet  latif  olarak  görürüm;  bu  görünümün  sebebi  ise,  bedenimin şeklidir. İşte  bu  letafet  de,  bedenî şekille ilgilidir.  Ortada  görülen  nesne  bu  latif  görüntüdür.  Latif  olan  buharın  da,  letafeti yoğunlaşmadan  görünmez;  yoğunlaşınca, bulut  olup  görünür.  Bulutun  bu  biçimi  buhardan  farklı  bir  nesne  değildir;  buharın  ta kendisidir; yoğunlaşmış ve ona başka hiçbir varlık  eklenmemiştir. Şahıslarda  görülen letafet de aynıdır; yoğunlaşınca görünen bir biçim  kazanır.  Bu  sadece  bir  örnek  olup, gözlemlere  dair  söylediklerimize  işarettir. İnsanla buhar  arasında hiç bir  yönden benzerlik yoktur.

Bazı  zamanlar  okumaya  dalmış  meşgul olduğumda,  gönlüme  sanki  pırıl  pırıl  parlayan bir  takım kişilerin görüntüsü düşer. Düşüncelere  dalar  ve  bu  kişilerin  görüntüsü beni meşgul  eder. Her  ne  kadar  bu  düşünceyi  gönlümden  atmaya  çalışırsam  da,  atamam. Bir de bakıyorum ki, ertesi gün o kişi beni  ziyaret etmeye geliyor ve böylece onu bilfiil  görüyorum.  Hazreti  Rasûlüllah  sallallâhü aleyhi ve sellem buyurmuştur ki:  "Peygamberlikten sadece müjdeli sözler geriye  kaldı."  Yine  Hazreti  Peygamber  buyurmuştur ki: "İyi rüyalar peygamberliğin kırk altı bölümünden  biridir."  Böylece  Peygamber, rüyaları  peygamberliğin  ayrıntı  kısımlarından  biri  saymıştır.  Bundan  dolayı  Allah’a ulaşmak  isteyen  kişi  rüyalardan  vazgeçmemeli  ve  yorumlarını da  takip  etmelidir.  Zira onları bilmede büyük faydalar vardır. Onlarla  birçok  bilinmeyen  olay  aydınlatılabilir.

Kendini  Allah  yoluna  adayan  kişinin  sağlığı ve kötü halleriyle iyi rüya sahibinin de hal ve durumları  rüyalarla  anlaşılabilir.  İyi  rüyalar gören  kişinin  aydınlanması  için  gösterilen Allah’ın  ışıklarından  bir  ışık  parçasıdır.  Bir gece bu  ışıklı  rüya beni de bağladı, kendimden  geçtim; şaştım;  ızdırap  ve  büyük  haz
duydum  ve  o  esnada  aşağıdaki  beyti  dile getirdim:

Ey nefs  göz  daima Allah’ın adını an ve kederden ölüver  
Yüce Allah’tan başka hiç kimseye ihtiyaç elini açma 

O esnada etrafımda bir grup fakih öğrenci  de  vardı;  durumumdan  etkilenip,  benim için  korktular.  Bu  öğrenciler  arasında  Mısır’daki  Barkukiye  Medresesi  müderrislerinden  olan  Mevlana  Seyfeddin  vardı. İlk başta Şeyhuniye müderrisi Mevlana Zâde’yi gördüm. Fakat ikinci defa baktığımda yerine yukarıda adı geçen Seyfeddin’i gördüm.  Şunu  bil  ki,  görünüşün  değişmesi,  yani bir  kişinin  görünüşünün  başka  kişinin  görünüşüne geçmesi tek bir nesne gibidir. Bazen bir kişiyi başka bir kişi gibi görür. Bu da dileğini  anlam olduğuna  dair  bir  belirtidir  ve  o gruba uygun olup, özel  kişiyle  ilgili değildir.

Görüntü de o kişiyle ilgili değil, başka biçimde uyarılmak  için gösterilen ve birliğe delalet eden ayrı bir durumdur. Allah Teâlâ buyurmuştur ki:  "Âdem’e  bütün  isimleri  öğretti,  sonra eşyayı meleklere  gösterdi."  Buradaki  isimler  Allah’ın  isimleridir.  Allahın  isimlerinin olgun  görüntüsü,  meleklerin  değil,  olgun insanın  belirtisidir. Bundan  dolayıdır  ki,  bütün bu  isimleri olgun  insana öğretti  ve onu bu  adlarla şekillendirdi.  Bu  bir şereftir;  taş gibi eşyayı belirten harfleri bilmek bir hüner değildir. Çünkü bunları bilmek kolay bir  iştir ve gerek  insanoğlu gerekse melekler arasında herhangi bir övünç kaynağı sayılmaz.

Gökler,  yeryüzü,  öğeler  ve  benzerlerine vekil  kılınan melekler,  bunların  içindeki  Allah’ın  iradesiyle ortaya  çıkan  güçlerdir. Onlar göz açıp kapayıncaya kadar süren kısacık süre  içerisinde  bile  Allah’a  itaat  etmekten geri kalmazlar. Meleklerin başlangıçtan sonsuza  kadar  Allah’ın  adını  andıklarını  Yüce Allah âyeti kerimede şöyle belirtmiştir:  "Onu  hamd  ile  tesbih  etmeyen  hiçbir şey  yoktur,  fakat  siz  onların  tesbihlerini anlamazsınız." Şeytanlar  ise,  insanın  kanı içinde  akan  ve  nefsin  hayvani şehvetlerini gösteren  içindeki güçlerdir. Bu güçler  insanı Allah  ve şeriata  karşı  gelmeye  sürükler.  Allah’ın  selamı üzerine olsun Peygamber hazretleri buna şu sözleri ile değinir:  "Şeytan kanla birlikte dolaşıyor".

Ey câhiller!

Sizler  Allah’ın,  Peygamberlerin  ve  velilerin  söylediklerim anlamıyorsunuz. Akıllarınızın  eksikliği, gönüllerinizin  bulanıklığı,  âhiretle ilgili gafletiniz ve aşırı derecede dünyaya  bağlılığınız,  sizi  gerçeklerden  uzaklaştırmıştır ve gerçeği öğrenmenizi engellemiştir. Fakat doğruluğunuz da yanlış yola sapmanız içinde  yer  almaktadır.  Bundan  dolayı şeriat düzenleyicisi de bunu  size acıdığı  için böyle tesbit etti. Çünkü sizin doğruluğunuz cehaletinizde yer almaktadır. Aynı zamanda kader meselesi hakkındaki en bilgiliniz, en cahilinizdir. Gözleriniz  bunu  görmemiştir,  bunun sebebi  Peygamber  ve  bütün  velilerin  bilmemesinden değil; onlar bunu güneşi bildikleri gibi bilirler. Fakat akıllarınızın eksikliğinden  dolayı,  size  ve  aşağılık  kimselere  izah etmiyorlar.  Sana  gelince,  eğer  sen  de  içini temiz  tutarsan belki  söylediklerini anlayabilirsin.

Hidâyeti  dileyen  kişi  büyük  iyilik  ve  olgunluklarını  küçük;  ufacık  suçlar,  kusur  ve zararlarını  büyük  görmelidir;  yoksa  ondan da  ümit  yoktur.  Bilmelisin  ki,  kulun Kur’ân’daki dünya, yaşantı ve âhiret işleriyle ilgili  konuları  bilmesi  gerekir  ve  böylece zamanını  orantılı  olarak  dünya  işleriyle  âhiret işleri arasında ayarlamasını bilmelidir. Kur’ân otuz Cüzdür. Dünya  işleriyle  ilgili cüz, birden biraz daha  fazladır. Hâlbuki âhiret  işlerine  dair  cüzler,  geriye  kalan  yirmi dokuz  cüzdür.  Kur’ân’ın  bu şekilde  düzenlenmesi,  esasında  insanlara  bir  uyarıdır. Bu uyarı  insanlara  ve  âlimlere  dünya  ve  âhiret işlerine ne oranda  süre ayırmalarını  göstermektedir. Allah daha iyi bilir. Allah’tan gelen emirlerden biri de budur.

Şunu  bil  ki,  isimler,  nitelikler  ve  işlerin hepsi  kabiliyetlere bağlıdır. Bunlar olmayınca,  onlardan  da  bir şey  ortada  kalmaz.  Bu sırra  dair  haberi  de  kaderin  sırrı  bana  bildirmektedir.  Allah  daha  iyi  bilir.  Allah’a hamdolsun  bu  konulardaki  bilgileri  Yüce Allah bana bildirdi. Bu bilgiler kitap okuyarak ve öğrenim görerek elde edilemez.

1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

Back to TOP