GAZZALİ VE KELÂM FELSEFESİ - 8

Şüphesiz ki kalple tasdik, dil ile ikrar ve organlarla amel imanın en yüksek derecesidir. Fakat kalp ile tasdik, dil ile ikrar edip de amelin bir kısmını yapanlar da vardır. Bunların bazı büyük günahlar işlediği farzedilsin. Tövbe etmeden ölen bu tip müslümanlar, Mu'tezile'ye göre kafir değil ve fakat fasıktır. Cehennem'de kâfirlere nisbetle hafif  bir azapla sonsuz olarak yanarlar. Ehl-i sünnet ise Mu'tezile'nin bu görüşüne karşıdır.

Diğer bir kısım müslümanlar da kalple tasdik, dil ile şehadet ederler ve fakat hiç amel yapmazlar. Bu tip müslümanların mümin olmadığını söyliyenler Mu'tezile'ye uymuş olurlar. Bir kimse kalple tasdik ederek ve dil ile söyleyerek müslüman olsa ve amele fırsat bulamadan ölse şüphesiz ki onu Cennetlik saymamız gerekir. Böyle bir kimse namaz vaktine kadar yaşasa ve fakat onu ifa etmese, veyahut zina ettikten sonra ölse sonsuz olarak Cehennem'de kalır mı ? Bu soruya evet dersek Mu'tezile'ye uymuş oluruz. Hayır dersek amelin imandan bir cüz olmadığını kabul etmiş oluruz. Bir kimse kalple tasdik ettikten sonra ikrar ve amel etmeğe zaman bulamadan ölse, mümin sayılır ve fakat kâfir sayılmaz. Hz. Muhammed'in "kalbinde bir atom ağırlığında iman olan Cehennemden çıkar" hadisi de bunu göstermektedir. Yine Cebrail'in sözünde iman Allah'ı, Peygamberleri, melekleri, kitapları ve bütün Ahiret hayatını tasdik diye tanımlanmıştır. Amel imandan bir cüz olarak gösterilmemiştir. Bir kimse şehadet kelimesini kalple tasdik etse, dil ile ikrar edecek kadar yaşasa ve fakat ikrarı ifade etmese yine mümin sayılır. Çünkü iman kalple tasdik edildikten sonra ve fakat dil ile ikrar edilmeden önce kalpte tamamdır. Dil ancak tercümandır. İman kalple tasdiktir. Böyle bir kimsenin sükûtu ile iman kalpten gitmez. Kalpte durur. Fakat bu tip müslümanların hiç azap görmiyeceğini iddia etmek de yanlış olur. Mürcie imandan sonra günah işlemenin zarar vermiyeceğini savunmuştur. Bu çok yanlış bir görüştür. Bir kimse diliyle "Allah bir, Muhammed onun elçisidir" dese ve fakat kalbiyle bunu tasdik etmese, onun yeri Cehennemdir. Orada kâfir olduğu için sonsuz olarak yanar.

Görülüyor ki Gazzali, Mu'tezile ve Mürcie'yi reddetmiştir. O, ameli imandan bir cüz olarak kabul etmemiştir.

İman artar yahut eksilir mi?

Gazzali bu konuyu da şöyle açıklıyor: İman artar ve eksilir sözü anlayışa göre değişir. İman zat itibariyle artmaz ve zat itibariyle eksilmez. Imanı kalple tasdik olarak anlarsak, böyle düşünmek gerekir. Amel imandan bir cüz degildir İmana bir ektir. İnsan başıyla artmaz ve fakat kilosuyla artar. Namaz rükfi ve secdelerle artmaz ve fakat âdap ve sünnetleriyle artar.

İmanın artması ve eksilmesi, iman anlayışına bağlıdır.

Kültürsüzlerin imanı taklit ve itikat üzeredir. Bir çok kimselerin imanı böyledir. Onlar, taklit üzere kalple şehadet kelimesini tasdik ederler. Bu da bazan kuvvetli olur ve bazan da zayıf olur. Kuvvetli ve zayıf olma samimiyet derecesindedir. Amel bu gibi kimselerin imanındaki samimiyeti artırmağa yardım eder. Nasıl su verilen ağaç, daha iyi gelişirse, amel de kalpte mevcut olan imana fayda verir. İşte bu maksatla yüce Allah, "Onları iman yönünden artırdı" ve "Allah ve Resulü tasdik etti. Onları ancak iman ve teslim yönünden artırdı" âyetlerini indirdi. Nitekim Hz. Muhammed bu amaçla " İman artar ve eksilir" diye buyurmuştur. Bu iyi amellerin imana etki yaptığını ifade içindir. Bu, iman zatiyle artar veya eksilir anlamına gelmez. İman tasdik itibariyle artmaz ve eksilmez. Fakat olgunluk ve samimiyet itibariyle farklı olur. Demek ki amel imanı olgunlaştırır ve fakat tasdikin zatını değiştirmez. "Kalbinde bir atom ağırlığında imanı olan cehennemden çıkar" hadisi de imanın olgunluk bakımından artıp eksileceğini göstermektedir.

İstisna Meselesi

Selef  "ben inşallah müminim" demeyi uygun bulmuştur. "Inşallah" sözüyle imanda istisna yapmak acaba caizmidir? İstisna yapmak 4 yönden caizdir:

1—İmanda, insanın kendi nefsini tezkiyeden kaçınmak amaciyle, istisna yapması yani "Inşallah müminim" demesi caizdir. İnsanın kendi nefsini kesin surette temize çıkarması doğru değildir. Nitekim Kur'an'da "nefislerinizi tezkiye etmeyiniz"  ve "kendi nefislerini tezkiye edenleri görmediniz mi" ?  âyetleri vardır.

2— İşleri Allah'a havale etmekte teeddüb vardır. İstisna ile işlerin durumu Allah' ın isteğine bırakılmıştır. Nitekim Hz. Muhammed "herhangi bir şey için ben bunu yarın yapacağım demeyiniz Ancak Allah isterse yapacağım deyiniz" diye buyurmuştur.

3—Bir insanın, imanın aslında değil, olgunluğu hakkında şüphe etmesi küfür değildir. Kur'an'da "işte onlar hakkiyle mümindirler"  diye buyrulurken imanların olgunluk derecesi arasındaki ayrıntılar kasdedilmiştir.

4— İstisna, bir de insanın kendi akibetinden emin olmadığına dair tevazu göstermesi için yapılabilir. İnsan, ölümü esnasında, imanının kabul edilip edilmiyece ğini kesin olarak bilemez. Bu sebeple "inşallah hakkiyle müminim" demek caizdir."

Görülüyor ki Gazzali, kelâm sorunlarında Ehl-i Sünnet'in görüşlerini savunmuş , bu görüşleri akli ve nakli delillerle perçinlemiştir. Bütün sapık fırkaların sapık düşüncelerine karşı koymuştur. Cebriye'nin, Mürcie'nin, Mu'tezile'nin ve Batıniyenin, islamiyet için zararlı düşüncelerini çürütmüştür. Kelâm'da nakli delilleri yerine göre kullandığı gibi, akla ve mantığa da önem vermiştir. Onun çabalariyle islami ilimler yeniden dirilmiş ve islami inançlar korunmuştur.

Gazzali sadece bir kelâmcı değil, fakihtir, filozoftur ve mutasavvıftır. O yüzyıllarca önce öldü. Fakat onun görüşleri hala yaşıyor ve kıyamete kadar da ya şıyacaktır.




BİBLİYOGRAFYA

Abd ar-Râmık, Ebıl Bekr: Maa'l-Gazzâlif fi Munkizih Min ad-Da-Mı, Matbaat al-istikâmet, Mısır (tarihsiz).

Bouyges, Maurice: Essai de Chronologie Des Oeuvres de al-Gazali,Beyrouth(tarihsiz)
Brader: La Philosophie Du Moyen Age, Paris 1949.

Çantay, Hasan Basri: Kur'an-1 Hakim Ve Meâl-i Kerim, İstanbul 1957-1958.

Çubukçu Ibrahim : Gazzâli Ve Bâtınilik, Ankara 1964.
Çubukçu, İbrahim Agâh: Gazzali Ve Siyaset, ilâhiyat Fakültesi Dergisi içinde, C. IX, Ankara 962.

Çubukçu, Ibrahim Agâh: Mu'tezile Ve Ak ıl Mes' elesi, Ilahiyat Fakültesi Dergisi içinde, C. XII, Ankara 964.

al-Fahfıri, Hanna Ve al-Cerr, Halil: Tarih al-Felsefet al-Arabiyye,C. II, Beyrüt 1957.

al-Fârisi, Abd al-Gâfir: as-Siyâk Nişâpûr, Köprülü K. No: 1152, Istanbul,

Gardet, Louis et Anawati: Introduction â la Th6ologie Musulmane, Paris 1948.

al-Gazzâli: Faysal at-Tefrika Beyn al-İslâm Va'z-Zandaka, Mısır 1325 /1907.
al-Gazzâli: Fadâih al-Bâtıniyye, Leiden 1956.
al-Gazzâli: al-Hikme fi Mahlûkât Allah, Mıs ır 1903.
al-Gazzâli: Cevâhir al-Kur'an, Mısır 1933.
al-Gazzâli: İhyâ Ullim ad-Din, Matbaat al-Istikâmet baskısı , Mısır (tarihsiz)
al-Gazzâli: al-İktisâd fi'l- İ'tikâd, haz ırlıyanlar : I. A. Çubukçu ve Dr. Hüseyin Atay, Ankara 1962.
al-Gazzâli: al-Kadın fi't-Tevil, Mısır 1940.
al-Gazzâli: Kimyâ-y ı Saâdet, c. I, Tahrân 1333.
al-Gazzâli: Kitâb Kavâs ı m al-Bâtı niye, yayınlayan: Prof. Ahmed Ateş , (Ilahiyat Fakültesi Dergisi, c. III, sayı : Ankara 1954.
al-Gazzâll: Mes' eletân Suile Anhuma'l - Gazzâl'i, Mecmuat ar - Resâil içinde, Süleymaniye Kütüphanesi, Beşir Ağa bölümü, No: 650, İstanbul.
al-Gazzâli: al-Munkiz Min ad-Dalâl, al- Kahire -1309.
al-Gazzâli: al-Mustasfa Min İlm al-Usûl, C. I. Mıs ır 1356.
al-Gazzâ.li: Mişkât al-Envâr, Mıs ır 1325.
al-Gazzâli: Mizân al-Amel, Mıs ır 1328.
al-Gazzâli: ar-Risâlet al-Ledunniyye, Mısır 1328.
al-Gazzâli: Tehâfut al-Felâsife, Dar al - Maarif baskısı , Mısır (tarihsiz).
Massignon, Louis: Recueil de Textes İnhlits, Paris 1929.
Mubarak, Zeki: al-Ahlâk İnd al-Gazzâli, Mısır (tarihsiz).
İbn al-Cevzi: al-Muntazam fi Tarih al-Mulûk Umem, Haydarabad 1357.
'bn al-Cevzi: Telbis-i Iblis, Mısır 1340.
İbn Hallikân: Vefayât al-A'yân, Mısır 1357.
İbn Hanbal, Ahmed: Musnad, Mısır 1352.
İbn Tufeyl: Hayy b.Takzân, Dar al - Maarif baskısı , Mısır (tarihsiz).
Nevbahti: Fırakaş- Şia, İstanbul 1931.
Obermann: Der philosophische Und Religiöse Subjektivismus Ghazalis, Leipzig 1921.
Quadri: La Philosophie Arabe Dans L'Europe Mievale, Paris 1947.
as-Subki: Tabakât aş-Şâfiiyyet al-Kubıâ, Mısır 1324.
aş- Şehrestâni: al-Milel Va' n-Nihal, C.I, Mısır 1317.
Ülken, Hilmi Ziya: islam Felsefesi Tarihi, İstanbul 1957.
Wensinck: La Pensee de Ghazzaliş, Paris 1940.
az-Zebidi: İthâf as-Sâde, Mısır 1311.

1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  • Gizlilik Politikası ve Şartlar
  •   © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

    Back to TOP